Anasayfa / Adliye / Bir Spor Salonu Düşünün, İflas Etmiş!

Bir Spor Salonu Düşünün, İflas Etmiş!

Öncelikle söz konusu spor salonu işletmeciliğinin ismini ya da markasını yazımın hiçbir yerinde zikretmeyeceğim ancak siz hemen anlayacaksınız.

Mağduriyetlerdejn mağduriyet beğendiğimiz bir Türkiye gündemine daha merhaba dedik iki gün içerisinde.

Ne oldu peki kısaca anlatayım.

Adını zikretmediğim ve 8 lüks AVM’nin köşelerini parsellemiş söz konusu spor işletmeciliği Mayıs 2011’den bu yana ülkemizde faaliyet göstermekte olup, 40.000 üyeye ulaştığı iddia ediliyor. Doğrudur. Bu işletmeciler 5. Yılının bitiminden 15 gün sonra çalışanların maaş ödemelerinin yapılacağı günden 1 gün önce; “biz iflas ettik, gidin hakkını arayın” diye mail yaydılar ortalığa.

Bu arada tam 5 yılını doldurduktan sonra ülkeden gitmesinin, kendilerine tanınan muafiyet, istisna, teşviklerle ilgili olup olmayacağı hususunu değerli okuyucuya bırakıyorum.

Neyse bu iflas işine kargalar bile güler dedim ve adliyeye gittim. Dün itibariyle iflasını istediğini öğrendim. E abiler siz 31.05.2016’da iflas ettik diye insanları kapı dışarı etmiştiniz? Gaz kaçağı var çıkın demeler? Son dakikaya kadar üyelik almaya çalışmalar?

Normal şartlarda bir şirket hukuki anlamda bir “iflas” sürecine girdiğinde bunu en az şekilde dillendirmeye çalışır, hatta kimse duymasın bir şekilde halledelim denir. Bu skandal silsilesinin bir parçası da söz konusu ilgililerin mail ile gündeme düşmesi oldu. Bu arada teknik bilgi vereyim, iflasın istendiği Asliye Ticaret Mahkemesi; 3 hâkimden oluşan bir heyete sahip. Bu tip dosyalar heyet üyelerinden geçip en son başkana çıkartılıyor ve şirketin iflasına karar verilmesi işlemi heyet kararı ile gerçekleşiyor. Bu da birkaç ayı rahatça geçecek bir süreç gibi duruyor. Yani çıkıp da bir şirketin mail ile ben iflas ettim demesi yeterince işgüzar bir tavır!

Tabi bu kadar güzel bir projenin hazırlayıcıları iflasın yasal şartlarını oluşturmadan o davayı açmamışlardır eminim iflas kararını da alacaklardır.

İflasın etkisi nedir peki?

En yalın haliyle, iflas edtel dolen şirket tasfiye sürecine girer ve şirkete karşı icra takibi yapılamaz, takipler durur vs. Bundan sonra iflas idaresi atanır ve alacak masası oluşturulur. İcra iflas kanunu 206. Maddesi gereği alacak önceliğinden tasfiye ile birlikte bu borçlar karşılanır. Üzücü bir haber vereyim sayın üye; kanuna göre son sıradasın ve bu kadar güzel planlanmış bir projeden işin özü sana bir alacak çıkmaz.

Gelelim bizim işin içinde olacağımız hukuki sürece, öncelikle cezai ve hukuki olarak ikiye ayırmak lazım.

Birincisi yurdum insanın her olaydan sonra zikrettiği, “vereceğim savcılığa görsün gününü” durumudur. Savcılığa elbette gidilebilir ama savcılık makamı canımızın sıkıldığı her olayda bizim için davalar açan bir makam değildir, üzgünüm. Cezai olarak ne elde edebilirsiniz bu süreçte o da tartışmalı ancak özellikle aklımıza ilk etapta gelen, dolandırıcılık, hileli iflas vs. gibi suç tipleri açısından suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Dikkate değer olacaktır. Şunu hatırlatayım, ceza davası açılsa dahi sonunda asla size para vermezler, sosyal medyadaki bilgi kirliliği yığınında bu tip yorumlara çok rastlıyorum aman! Ayrıca cezai süreçte şirketi değil şirket yöneticilerini şüpheli olarak göstermelisiniz.

İkincisi ise; hukuki süreç; Bu süreçte de fitness ücretini,

  • Kredi Kartıyla Taksitle Ödeyenler
  • Mail Order İle Ödeyenler
  • Nakit Ödeyenler

Olarak 3’e ayrılmış durumdayız. (Ben dahil!)

Kredi kartıyla tüm ödemeyi taksitle yapmanın mantığı, alınan bir hizmet süresince ona ödenecek bir ücret olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak pratikte, banka tüm ücreti şirket hesabına geçirmekte, bizden taksit taksit almaktadır. Bu durumda ücreti geri alabilir miyiz? Banka bu ücreti geri yatırır mı?

Pratikte yine olacak gibi durmuyor ancak; Chargeback/Ters İbraz denilen yöntem burada denenebilir. Bu durumun özü de uluslararası kartlar birliğine üyelik şartları gereği müşteri olarak yapılan harcamaya itiraz edilebiliyor oluşudur. Bu durum genelde kart bilgilerinin bilinmeyen kişilerce kopyalanması hususunda kullanılan bir yöntem olsa da bu durumda da denemekte fayda var diye düşünüyorum. Bununla ilgili gerekli bilgi Bkz.( https://eticaret.garanti.com.tr/Guvenlik/Chargeback-Ters-Ibraz-Nedir.aspx#foot1)

Mail Order ile ödeyenler bence en şanslılar gibi duruyor. (Kazık yemenin şanslısı nasıl olacaksa!) Bildiğim ve araştırdığım kadarıyla mail order mantığında, sizden alınan bir izin/onay neticesinde, kredi kart bilgileriniz hizmet aldığınız firmaya veriliyor, her ay günü geldiğinde o tutar çekiliyor. Şimdi burada ülkeden kaçıp giden ve üyelerini spor salonu dışına atan bir şirkete hala niye para ödeyeyim ki dediğinizi duyar gibiyim, bu durumda halktan biri olarak kredi kartının kapatılması neticesinde şirketin yeni kart bilgilerini haiz olmaması sebebiyle buradan bir para çekemeyeceğini düşünüyorum ancak bu konuyu bankacılık konusunda uzman bir sormanız gerekliliğiyle usulca yerime çekiliyorum.

Nakit ödeyenler; nakit ödeyenlerin yüzde 90’ı yıllık kayıt yaptıranlar; bu kısım klasik spor salonu büyüsüne kapılarak, küçükken büyüklerimizden öğrendiğimiz olmuşken fazla olsun zararı olmasın düşüncesinde olanlar genelde. En basit kapital sistemde bile, 2 kutu kola fiyatı 2.5 litre koladan fazla eder, buradaki aylık üyeliğin pahalıya gelmesi de insanları yıllık üyeliğe cezbetme çabasından ibarettir.

Nakit ödeyenler ne yapabilir?

  • Öncelikle hiçbir dayanak belge olmasına gerek olmadan, ilamsız icra takibi yolunu seçebilirler. Şirket merkezinin Beşiktaş olması sebebiyle İstanbul/Çağlayan adliyelerinde ilamsız takip başlatmak bir yoldur, şirket buna itiraz edebilir, tabi bir muhatap var ise. Ödeme emrinin tebliğinden 7 gün içerisinde bir itiraz yok ise takip kesinleşir ve siz de şirketten alacaklı hale gelirsiniz, yukarıda söylediğim gibi bir şey alabilir misiniz onun garantisini veremeyiz, verenler de umut tüccarı olma yolundadır.
  • İlamsız icra takibinize itiraz gelirse, itirazın iptali davası açıp belgelerinizi koyarak takibin devamını sağlayabilirsiniz, tabi bu süreç şirketin iflasına karar verilmesi sürecinden çok daha uzun süreceğe benzediğinden ne yapmak istediğinize özgür iradenizle karar vermeniz gerekir. Bu arada ben şahsi olarak icra takibi başlattım.
  • Diğer bir yol Tüketici hakem heyetlerine/Mahkemelerine başvurarak sözleşmenin geçersizliğine ve mağduriyetinize ilişkin kalan bakiyenizin tarafınıza iadesini istemek olabilir, bunun sonucunu da icraya koyabilirsiniz.
  • Şirkete ihtar çekebilir, sözleşmemi feshettim, beni mağdur ettiniz, geriye kalan bakiyemi ver diyebilirsiniz.

Yol çok, tercih sizin.

Ben bir avukat olarak hukuki süreçlere ilişkin birkaç temel bilgi verdim ancak o salonun bir üyesi, mağdur kimliğimle, sosyal medya araçlarındaki eleştiri ve görüş bildirme hakkımı sonuna kadar kullanacağım, marka değerine azıcık önem veriyorlar ise copy-paste yorumlar ile geçiştirmek yerine gereğini yaparlar. Onlar yapmaz ise biz de neyi kullanabiliyorsak onu kullanırız, şartlar eşit, kartlar açık 😉

Ve sonuç olarak bu süreçte cezai ve hukuki tüm yollara gidebilirsiniz, cezai süreç için pek bir masraf olmasa da hukuki süreçlerin hepsinde bir masraf yapmak zorundasınız. Ben daha da masraf etmem der iseniz bu süreci burada bırakın ve izlemede kalın ancak alacağımı almam önemli değil, masraf da önemli değil yeter ki adalet önünde haklı olduğumu bileyim der iseniz, lütfen bir avukatla bu işi yürütün derim.

Birlikten doğan kuvvet ile bir olmak dileğiyle!

Av. Emre ALICI

Kadıköy / 03.06.2016

Yazar: Emre ALICI