Anasayfa / E-Hukuk / Mavi Kuş Nereye Uçuyor?

Mavi Kuş Nereye Uçuyor?

Dünya Hukuk Sistemlerinde ‘Sosyal Medya Suçları’ kanunlaşarak kabul görmediği müddetçe pek çok problem Bilişim Suçları başlığı altında tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Hemen her gün yeni bir Twitter  tartışması gündemi işgal ediyor. Malum, cesaret kavramını klavyeye indirgeyen internet, insanlara, birileri hakkında yüzüne  söylemek imkanı ve  cesareti  bulamadığı pek çok şeyi sosyal medya  üzerinden  söyleme  fırsatı  sağlıyor. Kişisel tatmin, kötü niyet, çoğunluk  oluşturmak ya da benzer  spekülatif amaçlar  dışında sayısız  ve  hatta  amaçsızca  pek çok saldırı yapıldı, yapılmaya da  devam edecek. Gündemde  savaşlar, katliam  ve yıkımlar  gibi hayati  konular olsa  dahi  birkaç  dakika içinde  tartışma  konusu  yapılan başlıkların değişerek toplum bilincinin uyuşturulabildiği yegane  alan  şu an  Twitter.  Yüzbinlerce insan bir  sabah  uyanıyor, yağmurun nasıl yağdığını  görüp izlemek ya da  trafik durumunu düşünmek yerine, derhal bunu Twitter’da  paylaşıyor.  Sadece  Türkiye’de (22  Şubat  verileri ile) Twitter  kullanıcı  sayısının  6 milyonu  geçtiği düşünüldüğünde, ‘yüzbinlerce  insan’ demekle  ne kadar da  iyimser  bir  genelleme  yaptığımı  görüyorum.

Kuşkusuz her sosyal medya kaşifi  gibi Jack Dorsey de başlangıçta  bu kadar enternasyonel ve dev bir oluşum yarattığının farkında değildi. Ama olan oldu ve bugün Bilişim Hukuku, Ceza Kanunumuz, Twitter hakaret ve saldırılarında  mağdur olanları  korumakta, pek çok dünya  ülkesi kadar  çaresiz. Sosyal medya üzerinden işlenen suçlar için Türkiye gibi, pek çok ülke ile ABD arasında mevcut bir sözleşme olmadığından, Twitter’ın ABD’de bulunan merkezinden IP bilgilerinin istenmesi çok uzun sürüyor ve cevap alınamadığından da takipsizlik ile  sonuçlanıyor. Bilişim Suçlarının  belki  en iyi yanı  delillerin kesin ve net; erişilebilir  olması. Lakin, yazdığı  Tweet’i derhal  silen birisi hakkında haklarımızı korumamız için, açıkladığımız nedenle elimizde pek bir şey  kalmıyor. Bu durum da  bireyi; kişilik haklarına saldırı,  taciz, bilinçli gündem değiştirme  çabaları olan kötüniyetli insanlar karşısında hukuki korunmadan yoksun bırakıyor. Adli Bilişim uzmanı hukukçuların bu sıkıntıya karşı önerisi ‘Bireysel Başvuru’. Ülkemizde sosyal medya üzerinden işlenen suçlar hakkında İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulama alanı buluyor. Ancak, Twitter  gibi  Türkiye  ofisi  bulunmayan  siteler  hakkında  işlerliği yok. Yani, suçun gerçekleştiği site toplu  internet sağlayıcısı şirket, ancak Türkiye’de ise  adli makamlara  bilgi  vermekle  yükümlü  kılınabiliyor. Bilgi yoksa, savcılıkların da yapabilecekleri pek bir şey  yok. İlerleyen zamanda  bilhassa  ABD’nin de taraf olduğu bir Siber Suçlar Sözleşmesi imzalanırsa belki bu sıkıntılar çözüme kavuşabilir. Tabi bunun için de ‘Yargı Bağımsızlığı’ tam, Hukuk Sistemine kat’i suretle güvenebildiğimiz bir ülke olmak da gerekiyor. İçinde  bulunduğumuz karanlık zamanda bunun da mümkün olmayacağı açık. Hiçbir  kağıt  üzerinde  çözüm devlet erkinin  olumsuz müdahalesi altında işlerlik kazanamaz zira.

Bütün bu sıkıntılarda en önemli sosyal medya  materyallerinden biri olan Twitter dahi oldukça  apolitik esasında. Gündem hızla ve yanlı olarak değiştiriliyor. Öyle ki, İsveçli politikacı Alexander Müller’in Twitter skaldalı  neredeyse  hiç konuşulmadı. Nazi katliamına gönderme  yaparak ‘’Belki bir kristal gece daha yapmak gerekiyor; ama bu kez camilere’ şeklinde  bir  Tweet  paylaşan Müller derhal partisinden ihraç edildiği gibi, evi savcılıkça  aranarak tutanak altına alındı.  Yani,  söz konusu Tweet’ini  silmesi O’nu kurtaramadı.

Birler  ve sıfırlardan örülü  dünya,  geleceğin hukukçuları  için  yeni ve epey kalın  hukuk ders kitapları  yazdıracağa  benzer. Süreç başladı bile.  Dileriz  bu  gelişmeler, zorba  hükümet  politikalarına kurban giderek yanlı ‘baskın-ele geçirme-düşünceyi  tahdit  suçu’  zincirlerine  yeni halkalar  eklemez. Küçük mavi  kuş,  ‘toplumsal  bilinçlenme  ve  bu bilinci hayata  geçirebilmek’ umuduna da kanat çırpıyor  bazen, o kadar da  umutsuz  olmamak gerek. Dilek o dur ki, bu olumlu yönü ‘Gündem  uyuşturma  metodisyenleri’ni  alt eder  ve  cehaletle  gelen değil,  aydınlanma ile  gelen mutluluk  yerleşir  zihinlere  ve kalplere.

Yazar: Görkem Tan

Görkem Tan
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Avukat, Blogger.

Ayrıca bknz.

Twitter Şeffaflık Raporu’nda Türkiye

Gezi Parkı Protestoları ve sonrasında hükümet kanadından gelen açıklamalarla gündemden düşmeyen Twitter, 2013’ün ilk şeffaflık …