Okumak

Hukukun içinde bilfiil hayatını idame ettiren herkes bilir ki hukuki konuyu idrak etmek, çözüm odaklı düşünmek kadar muhakeme edebilmek; olay örgüsünü herkes için ayrı ayrı anlamlandırmak da mühimdir. Muhakeme yeteneğini geliştiren en güzel yol şüphesiz okumaktır. Öyle ya, bu kadar çok sayıda insan ve hikaye; kurgu, binlerce  farklı coğrafyaya ait gerçekler ve anıyı veremez hiçbir ders kitabı. Okul yıllarında okumamız  gereken onca kitabın, ders notlarının, mevzuatların sonunda neredeyse hiçbirimizin edebiyata, yeni romanlara, eski ve okumadan ölünmemesi gereken romanlara ayıracak zamanı kalmıyordu. Sınavsız zamanlar, yolculuklar,yalnız kalmak istediğimiz vakitler ve sıcacık kütüphaneler de olmasa ihtimal ki okul bittiğinde birer robottan farksız olacaktık. Üniversitenin ilk senesinde bıkmadan Harry Potter’ın tüm serisini okuduğumu ve yurt arkadaşlarımın bana güldüklerini hatırlıyorum. Gerçekten de komikti o tuğla gibi hukuk kitaplarının arasında fantastik bir çocuk romanına gömülmek. Yine de iyi ki diyorum. Henüz 17 yaşımdaydım ve Akipek & Akıntürk hocaların medeni hukuk kitapları kadar Rowling’in eşsiz hayal gücüne de ihtiyacım vardı. 

Zaman sandığımızdan çok daha hızla geçiyor. Tam hali pür melalimizi anlatacak oluyoruz ki yeni bir dert ekleniyor haneye. Yıllar geçmekte iken ardında gözlerimiz için daha kalın ancak algılayış yeteneğimiz için daha ince  bir mercek bırakıyor. Bunun adına ister tecrübe ister öğrenmek diyelim. Ancak okuyarak anlamına kavuşabilecek, hayata karışabilecektir. Bir hukukçu için kitapçılar, yaşayan edebiyat; yeni yapıtlar, süreli yayınlar, sahaflar, kitap fuarları çok değerlidir. Elbette sadece hukukçular için değil kıymeti okumanın. Lakin, insana dair kararlar alınan, hayatları değiştiren, adaletin gerçek değeri ve manasıyla hayat bulmasına hizmet etmek durumunda olan hukuk; insanı sırf insan olduğu için sevmeyi, yöresini, dinini,yaşayış şeklini, içinde büyüdüğü coğrafyayı da  anlamayı gerektiriyor. Her yeni kitap yeni bir dünyanın, hiç tadılmamış acıların, yoklukların, aşkların, yolculukların, suçların, cezaların ve affedişlerin ve daha sayısız  ne çok hikayenin kapısını aralamak cesareti demek. Hayata cesur adımlarla yaklaşan, yüzleşmekten korkmayan bireylerin aldığı kararlar mı yoksa sırça köşklerinden çıkmayan bilgisiz ve duygusuz kararlar mı hem toplumu ve hem de  bireyi sıhhate götürür? Varın siz karar verin buna da…

Yazar: Görkem Tan

Görkem Tan
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Avukat, Blogger.
X