Anasayfa / Avukat / YÖK mü ASÖK mü, taban sıralaması mı, adalet duygusu mu?

YÖK mü ASÖK mü, taban sıralaması mı, adalet duygusu mu?

YÖK hayatımda oldu olalı nedir değildir kavramış değilim. Uzun süre daha olamayacağım gibi çünkü bu adamlar ne yapıyor hangi kafayla hangi ara neyi düzenliyor üzerinde düşünebilmeyi bırakın yetişmek adamların hızına yetişmek mümkün değil. Bu sebeple ben kendimce şu anki mevcut sistemimize Yükseköğretim Kurulu yani YÖK yerine Alt Seviye Öğretim kurulu yani ASÖK demek istiyorum. Daha doğrusu bu sistem değişmediği sürece ben ülkede yüksek olan herhangi bir öğretim kurulu göremiyorum.

Ne öğretmen atamaları kazasız belasız şekilde yapılabiliyor ne de yök’ün yaptığı doçentlik, yabancı dil eşdeğerliliği, yatay geçiş aşamaları falan filan… Adamlar resmen ÖSS ve YÖK diye iki ayrı egemenlik kurmuşlar, bizler de kuklalarıyız. Her türlü adaletsiz sınava her türlü eşitsiz değerlendirmelere tabiyiz. Keşke hayatımızın bir aşamasında bu adaletsizliklere değinsek de diğer aşamalarında adaletli yaşasak gibi komik düşünceler bile geçmiyor değil aklımdan. Ama ne hikmetse üniversiteye kadar ÖSS, üniversite ve üniversite sonrasında da YÖK gibi bu tam oturmayan sistemlerin kurbanları olmaya mağduruz.

Bir kere ASÖK’ün YÖK kıvamına gelebilmesi için ilkokuldan itibaren biz sevgili Türk vatandaşlarının adam gibi, sağlam bir eğitim sistemine tabii tutulmamız gerek. Gerekirse lise seviyesine geldiğimizde kendi yeteneklerimize göre bizi yönlendiren bir danışman hoca bir koç gibi birinin olması lazım. Kendi yeteneklerine göre sınıflandırılmak, bu yetenekleri keşfedip bunların üstüne gitmek başarının altın sırlarından biri çünkü bu ülkede yaratılmak istenilen gibi tek tük insan yok. Etrafımıza baktığımızda bile binbir çeşit insan çeşidini görmek,fiziksel özelliklerden tutun karakter ve ilgi alanlarına kadar farklılıklar görmek “olağan” bir şekilde mümkün. Asıl olması gereken de bu farklılık, belki de biraz ilerisi olarak marjinallik. Almanya mesela adamlar bizden zeka olarak üstün değil ama insanları ilgi alanlarına göre sınıflandıran ve hayatta mutlu olmalarına bir adım daha yaklaştıran muhteşem bir eğitim sistemleri var. Aynı şekilde Hollanda, Japonya, Çin’de bu ülkelere örnek gösterilip bu liste daha da uzatılabilir. Türk milleti bu ülkelerin hiçbirinden kapasite olarak geri değil belki de ileri fakat geri olduğu tek nokta şu ki, Türk milleti tembel. Daha doğrusu bu ASÖK’müş, bu vasıfsız ÖSS yolu ile insanların ülkeye kazandırılması  derken kılını kıpırdatmaktan gocunan, ileri görüşlülükten kaçınan ve her şeyden üşenen,kolaya ve hazıra kaçan bir toplum yapısı meydana geliyor. Tüm bunlar olurken biz gençler yeteneklerimizin farkında olamayarak harcanıyoruz. Ne olduğunu bilmediğimiz YÖK mök olayları içerisinde koca bir karanlığa doğru adım atıyoruz. Çünkü bize kimse yeteneklerimizi keşfetme yolunda yardımcı olmuyor.Bırakın yardımcı olmayı içimizdeki yeteneklerimizi de binlerce yapılan sınav sonrası eritip gidiyorlar.

Şimdi gelelim şu ASÖK’ün Hukukla uğraşıp uğraşıp bir türlü bitirememesine. Adamlar geçen gün açıklamışlar artık taban puan gelecekmiş. Aman ne iyi hoş veya çok kötü kesinlikle olmaması gerek diye yorumlar getirmeden önce hukukçu mantığıyla farklı perspektiflerden bakmak istiyorum. Öncelikle şu an Türkiye’de olan Hukuk fakültelerinin sayısını düşünürsek bu sayı tahminimce 70 80’i aşmış durumdadıe.Bu sayı az mı? Bence değil.Ülkede en ufak adaletten iz göremezken, olan minicik adelet duygusu da öldürülmeye çalışılırken bu fakülte sayısı 150 olsa bile az arkadaş! Fakat gel gelelim ki bu 70 80 fakültenin işlevlerine. Hepsi aynı işlevde mi? Akademik kadrosu ne durumda? Daha neler geliştirilebilir? Sosyal konulara ve kültürel konulara daha çok değinilebileceği seçmeli derslerin sayısı ne alemde? Mahkeme salonu var mı? Konferanslar yeterli mi? Tüm bu sorular ve daha fazlasının olumlu ve evet şeklinde yanıtlanabiliyor olması lazım. Peki bunu denetlemek kime kalmış tabiiki de sevgili YÖK kardeşe. Diğer açıdan bakınca da ben tamamen vicdanen yaklaşıyorum. Madem bu ülkede adalet yok arkadaş sen bu ülkede adaleti 150 bin taban sıralaması ile mi sağlayacaksın? Gerçekten bu ülkenin adalet duygusu bu sıralama ile düzelecek mi? Peki nasıl düzelecek ki?

Hukuk fakültesinde okuyan öğrencilerin çoğu bu fakültede okumak isteyip istemediklerini bilemiyorlar bile, çoğu aile baskısı çoğu yüksek puanla girdim derdinde. Adamlara yetenekleri ilgi alanları gösterilmeyen bir sistemde bizim adalet duygumuz ilk 150 bin nasıl olacak?

Hadi yine Hukukçu mantığıyla düşünüyoruz. Bir x kişisini ele alalım. Bu x kişisi Türkiye 100.sü olsun bir de elimizde 300 bininci y kişisi olsun. X kişisi belli ki bırakın bir seneyi tüm eğitim hayatı boyunca halk tabiriyle ineklemiş,masasının başından ayrılmamış belki de sorumlulukların farkında fakat öss gibi saçma bir sistemin içerisinde kaybolup gitmiş bir kişi. Şimdi de Y kişisini ele alalım. Bu kişi de belli ki zamanında yeteri kadar çalışmamış AMA belki de çalışamamış çünkü belki ona x kişisi ile aynı fırsatlar sunulmadı sunulduysa da o ÖSS mantığına x kişisi kadar inanıp sistemin kurbanı olmadı. Şimdi burada zeka karşılaştırması yapabilir miyiz? Türk milletine göre Evet! Onlar direk bu sistem içerisinde x kişisine bakarlar ve “oooo sen nasıl zekisin” diye hayretlere düşerler, y kişisine ise utanç dolu gözlerle bakarlar. Oysa gelgelelim bu y kişisi Hukuku gerçekten isterken x kişisi salt derece yaptı da iyi ve kariyerli bir bölüme girmek için istemiştir. X kişisinde adalet duygusundan eser yoktur ama y kişisinde vardır belki de.Hangisi ileride Hukuk adına yararlı olabilecektir sizce x mi y mi? İneklemek mi istek azim mi?

Işte tüm bu durumlara bakıldığında bu ASÖK’ün YÖK olabilmesi adına asıl sorması gereken soru şu: Biz bu ülkede adalet duygusuna ne pahasına olsun inanan insanlar mı istiyoruz yoksa ÖSS denilen eğitim sisteminden bir hayli uzak olan,at yarışı sisteminde at misali öğrencileri bir çıkmazda koşturarak başarıdan uzak olan bir başarı sıralaması ile adalet duygusunu örtbas etmek mi?

ASÖK ancak, ülkenin içler acıtan durumuna baktığında,çocukların girdiği depresyonlara,stresleri algılayıp onlara daha iyi yarınlar sunabildiğinde yani kısacası kendi işini yapmaya başladığı an bir YÖK olabilecek. Ve o zaman yeteneklerin farkında olunduğu,dolaylı ve dolaysız ayrımcılığın yapılmadığı bir ülkede taban sıralaması GEREKİRSE tartışılabilir duruma gelecek.

 O güne kadar YÖK ASÖK olmaya ne yazık ki mahkum….

Yazar: Ece ERGÜNEY

Ece ERGÜNEY
Özyeğin Üniversitesi Hukuk fakültesi öğrencisi
X