Anasayfa / Genel / Hukuk Işığı

Hukuk Işığı

Hukuksuzluklarla yaşamaya alıştıkça insan bir süre sonra hissizleşmeye başlıyor. Her gün gazeteye çıkan veya haberlere konu olan ölüm veya yaralanma haberleri biz vatandaşlara olağan gelmeye başlıyor. Oysa olağan olan ölüm, acı, kin nefret değil, olağan olan salt engellenemeyen hayatın akışı oluyor… Bu hissizleşme öyle bir hale geliyor ki kendimize veya sevdiklerimize dokunmadıkça sorun yokmuş gibi hissettiriyor. Oysa terör denilen ve akıllara simsiyah kirli bir bulutu getiren o lanetli kelime insanlığından henüz vazgeçmemişleri birleştirerek bir an bile olsa kanlarını dondurabiliyor.

İnsanlık, insanoğlu, insancıllık hepsi aynı kelimeden türemiş aynı sonuca varmak isteyen kavramlarken varacakları nokta farklı olabiliyor. O sarı o mavi, o siyah o beyaz diye, o marjinal, o normal, o sıradan, o uzun, o kısa, o kilolu, o zayıf diye giden ayrımlar zincirlemesi “o insan ama o insan değil diye son buluyor”. İnsan hayatı o kadar ucuz ki kimilerine göre insandan sayılmayanlar veya sayılmaması gerekenler yok edilme yoluna seçilerek, bir bir ortadan kaldırılıyor. Siyaset denilen sonu bucağı olmayan derin ama tehlikeli bir denizin içerisinde yüzerken boğuluyor teker teker insanlar. Sen busun sen şusun ayrımı yaparken ötekileştirilmeyen tek bir canlı kalmıyor. Farklı düşüncelerin birliği ile zenginleşebilmesi gereken bir yapı aslında farklı düşüncelere tahamül edemeyecek kadar zayıf, dayanıksız ve de korkak hale gelebiliyor.

İnsanlar bu kısır döngü içerisinde gidip gelirken kendilerine dayanacak omuz,zayıf kaldıklarında ellerinden tutmasını isteyecek bir güç arıyorlar. O da hukuk!. “Nerede toplum varsa orada hukuk vardır” düşüncesiyle hareket eden insanlar arkalarını döndüklerinde ne bir hukuk ne de bir adalet göremeyince bugüne kadar onca zorluklara göğüs gererek gelmiş ve de gelmeye devam edecek vatanlarında kendileri hukuku yerine getirmek kendileri barış ve adalet adına ses vermek istiyorlar. İster sessiz sakin içine kapanık ol ister hırçın veya konuşkan, damarına basıldı mı bir insanın susmaz susamaz. Haksızlık karşısında boyun eğmez, ne pahasına olursa olsun ses çıkarmadan içi rahat etmez. Hele ki bıktıysa hep aynı gündemden hep aynı olaylardan artık engellenemez bir güç doğar insanda. İster Türk kanı diyin ister insanlık doğası, insan bir şeyi isterse yapar, onu durduracak güç hayli zor bulunur.

Bugün Ankara’da yaşananlar, bıkmış ve usanmış, hukuk arayıp bulamamış, bulamayınca da son çare olarak hukuku ayaklandırmak uğruna barışa odaklanarak eylem yapmak isteyen insanlardan oluşmuş bir topluluktu. Arkalarında güvenlik önlerinde koruma yanlarında polis yoktu belki ama gönüllerinde adalet, barış duyguları; içlerinde gelecekte çocuklarına, torunlarına, sevdiklerine bırakmak istedikleri güzel ve yaşanabilir bir vatan ışığı vardı. Onlar her adımını değişim uğruna atarken, çıkardıkları her sesi daha yüksek ve gür sesle başkalarına da duyurmak adına çıkarırlarken, bu adımların ve bu seslerin “son kez” olduklarını bilemezlerdi. Oysa insan hayatı o kadar ucuzdu ki eylemleri henüz sona ermeden henüz yapmak istedikleri amacı gerçekleştirememişken koskoca bir kan havuzu içine sürüklendiler. Kimi çocuk kimi genç kimi yetişkin kimi yaşlıydı ama her kim olursa olsun o kişi “insandı” ve yaşamayı her ne pahasına olursa olsun hak ediyordu. Onlar hak ehliyeti ile doğmuş, hür yetişmiş, özgürlüklerine ve haklarına sahip çıkmaya çalışan ama eceliyle ölemeyen, insan hayatının bu kadar ucuza gitmesine şahit olacak kadar şanssız birer kahramanlardı…

İnsancıllık,insanoğlu ve insanlık belki aynı kavramlar ama terör, hainlik ve öldürme isteği bu kavramlarla bir tutulmayacak kadar sığ, zavallı ve de ucu gözükmeyen karanlık bir his. Bir hırs uğruna, bir politika uğruna bir kargaşa yaratma veya bir güç elde etme uğruna senin gibi iki gözü,iki kolu, iki bacağı olan bir insanın hayatına son verebilmek vicdan denilen kavrama sığacak en son kelime olmalı.

Hukukun tükendiğine değil hukukun bir sürelik sinema arasına girdiğini ve kısa bir süre sonra tekrardan kendini gösterip failleri kaldığı yerden yargılayacağına, insanlık adına güzel işler başaracağına inanmak istiyorum. Çünkü herkes gibi bende şimdi ve ileride bir umut ışığı görerek o ışık doğrultusunda hareket edebilmeyi her şeyden çok umut ediyorum.

İçindeki umut ışığını kaybetmeyerek cesurca mücadele veren ve hayatını kaybeden her vatandaşımıza ve yakınlarına en içten duygularımla baş sağlığı diliyorum. Benzer acıları tekrar yaşamamak ve adaletli, yaşanabilir, barış dolu günleri en yakın zamanda görebilmemiz dileğimle…

Yazar: Ece ERGÜNEY

Ece ERGÜNEY
Özyeğin Üniversitesi Hukuk fakültesi öğrencisi