Anasayfa / Haber & Güncel / Adli Kontrol Koruma Tedbiri

Adli Kontrol Koruma Tedbiri

Ceza yargılamasının soruşturma ve kovuşturma evresinde yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlamak; şüpheli veya sanığın kaçmasını, saklanmasını, delilleri değiştirmesini, yok etmesini ve bazen de suçun tekrarını önlemek için bir takım koruma tedbirleri öngörülmüştür. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (“CMK”) düzenlenen koruma tedbirlerinden biri de 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda (“Mülga CMUK”) yer almayan adli kontroldür.

Her ne kadar CMK’da yer alan adli kontrolü düzenlemesini tam olarak karşılamasa da Mülga CMUK döneminde de bir takım adli kontrol benzeri koruma tedbiri uygulamaları mevcuttu. Mülga CMUK’ta yer alan kefaletle salıverilmeyi, Pasaport Kanunu’nda düzenlenen yurt dışına çıkma yasağını ve yine çeşitli kanunlarda yer alan işten el çektirme, memuriyetin askıya alınması gibi düzenlemeleri örnek olarak gösterebiliriz.

Henüz suçluluğu hakkında hüküm tesis edilmemiş; dolayısıyla suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar masumiyeti anayasal güvence altında olan şüpheli veya sanık hakkında yargılama sürecinde temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması sonucunu doğuracak bir takım adli kontrol tedbirlerinin uygulanması temel insan hakları bakımında son derece hassas bir meseledir.

Bu noktada yapılacak değerlendirmede hakimin diğer koruma tedbirlerinde olduğu gibi adli kontrol kararı verirken uygulanacak tedbirin elverişlilik, hedeflenen amaç ve mevcut tehlike bakımından ölçülülük, gecikmede sakınca ve görünüşte haklılık kriterini göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Söz gelimi tutuklama koruma tedbirinin yargılama konusu suç ve tutuklamayla hedeflenen amaç bakımından ölçülü olmadığı kanaatini taşıyan hakim/mahkeme görece daha hafif bir koruma tedbiri olan adli kontrole karar verebilir; yahut adli kontrol koruma tedbirleri içerisinde yer alan yükümlülükler arasındaki değerlendirmede daha hafif bir yükümlülüğü tercih edebilir.

2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı kanunla CMK’da yapılan son değişiklikten önce adli kontrol kararı verilebilmesi için -iki istisna hariç- yargılama konusu suç için öngörülen hapis cezasının üst sınırının 3 yıl veya daha az olması koşulu öngörülürken yapılan değişiklikle bu sınırlama kaldırılmıştır. Artık hakim/mahkeme gerekli görürse ve şartları haizse öngörülen hapis cezası ile bağlı olmaksızın her türlü suç tipinde -hatta tutuklama yasağı bulunan hallerde de- adli kontrol kararı verebilecektir.

Adli kontrol yükümlülükleri CMK’nın 109. maddesinin 3. fıkrasında toplam sekiz adet olmak üzere düzenlenmiş; 6352 sayılı kanunla yapılan değişiklikle üç yeni yükümlülük eklenmek suretiyle bu sayı on bire çıkartılmıştır:

a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü
belgesini teslim etmek.tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme
süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete
teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç
mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli
olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
j) Konutunu terk etmemek.
k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısının talebi Sulh Ceza Hakimi’nin kararı; kovuşturma evresinde Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine veya re’sen Mahkemenin kararı ile uygulanan adli kontrol tedbiri şüpheli/sanığın tedbirin gereklerini yerine getirmemesi üzerine kaldırılarak tutuklamaya dönüştürülebilmektedir.

Cumhuriyet Savcısı tutuklama isteminde, hakim/mahkeme de tutuklama kararında adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağına ilişkin gerekçelerini belirtmek durumundadırlar. Tutuksuz yargılamanın esas, tutuklamanın istisna olduğu kaidesi gereği, insan hak ve özgürlükleri bakımından son derece hassas bir konu olan koruma tedbirleri karar altına alınırken yargılamanın sıhhatli bir şekilde yürütülmesi ile şüpheli/sanığın temel hak ve özgürlüklerine olan müdahalenin sınırları hassas bir şekilde değerlendirilmelidir.

Yazar: Bahadırhan