Anasayfa / Haber & Güncel / Boşanmada Kadının Hakları

Boşanmada Kadının Hakları

BOŞANMA SEBEPLERİ

Boşanmanın zor bir süreç olması taraflar açısından birçok hak kaybının yaşanmasına sebep olabilmektedir. Özellikle boşanmada kadının hakları bilinmediğinde mal paylaşımı, nafaka, tazminat ya da çocuğun velayeti gibi boşanmanın önemli sonuçlarında sorunlar yaşanabilmektedir. O yüzden tarafların yasal haklarını korumaları açısından hukuki bilgi ve deneyim her iki eş için de gereklidir.

Boşanmada Kadının Hakları

Boşanma öncesi, boşanmada davası sürerken ya da boşanma sonrası hangi haklara sahip olunduğunun doğru bir şekilde bilinmesi gerekir. Diğer yandan bu hakların neler olduğunun bilinmesi yeterli olamayabilir. Bu noktada boşanmada kadının hakları açısından doğru bir süreç yönetimi yapması da gereklidir.

Boşanma Sürecinde Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanmalarda eşler yalnızca fiziken birlikte yaşamalarını ayırmazlar. Bunun yanı sıra boşanmanın maddi ve manevi birçok sonucu vardır. Örneğin müşterek çocuğun boşanma sonrası hangi ebeveyninde kalacağı, eski eşin çocuğu hangi şartlar dahilinde görebileceği, boşanma sonrası maddi veya manevi tazminat ödenip ödenmeyeceği, yoksulluk ve iştirak nafakası miktarı, mal paylaşımının nasıl yapılacağı… gibi gerek maddi gerekse de manevi sonuçlar, boşanmada kadının hakları içerisinde yer almaktadır. Bu sürecin etkili bir şekilde yerine getirilmesi için ise davanın hukuki anlamda kusursuz olarak işletilmesi gerekir.

Boşanmada Kadının Mal Paylaşımı Hakkı

Boşanmaların ekonomik açıdan sonuçlarından birisi mal paylaşımıdır. Boşanmada mal paylaşımı yapılırken temel husus, eşlerin hangi mal rejimine tabi olduklarıdır. Boşanmada kadının hakları arasında yer alan mal paylaşımı hakkında kadın, edinilmiş mallara katılma rejimine tabi ise, evlilik içerisinde alınan tüm mallarda hak sahibidir. Diğer yandan 2002 yılından önceki evliliklerde 2002 yılına kadar alınan mallar aksi bir mal rejimi seçilmemiş ise, mal ayrılığı rejimine göre bölüşülür. 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde ise, yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma rejimi olup bu rejime göre malların paylaşımı yapılmaktadır. Boşanmada kadının hakları içerisinde yer alan mal paylaşımı hakkı noktasında bilinmelidir ki, eşiniz ile tabi olduğunuz mal rejimi sizin boşanmadan sonra mal paylaşımınızı nasıl yapacağınızı belirlemektedir. Eşlerin boşanma sürecinde mal paylaşımına yönelik yaşadığı sorunlar nedeniyle bu konuya ayrıntılı olarak değinmekte fayda olacağı kanaatindeyim.

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI

Evlilik birliğinin kurulmasıyla birlikte eşler birbirinin malları üzerinde yetki sahibi olurlar. Bu yetkiler ve eşlerin mallarına ilişkin borçlardan sorumluluğu mal rejimi kavramı ile düzenlenmektedir. Eşlerin evlilikten önce veya sonra sahip oldukları malların evlilik sona ererken nasıl tasfiye edileceği, diğer bir değişle boşanmada mal paylaşımı yine bu kavramla ilgilidir. Medeni Kanunu’na göre eşler arasında uygulanması düzenlenen 4 çeşit mal rejimi vardır ve boşanmada mal paylaşımı bu mal rejimlerinin getirdiği şartlar dahilinde yapılır. Eşler bunlardan birini seçmek yerine şartlarını sağlamak suretiyle mal paylaşımı sözleşmesi imzalayabilirler. Mal paylaşımı sözleşmesi yapılmamış ve kanunda belirtilen diğer mal rejimlerinden biri seçilmemişse geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanmada mal paylaşımı, eşler tarafından seçilen mal rejiminin esaslarına göre yapılmaktadır. 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde eşlerin herhangi bir mal rejimini seçmemiş olması durumunda yasal mal rejimleri edinilmiş mallara katılma rejimi olduğundan boşanmada mal paylaşımı da edinilmiş mallara katılma rejimi şartlarına göre yapılır.

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ

Ayırt etme gücüne sahip ve evlenme ehliyeti bulunan eşler aralarında yapacakları sözleşmeyle istedikleri boşanmada mal paylaşımı türünü seçebilir, kaldırabilir, değiştirebilir.  Küçük veya kısıtlı eş ise yasal temsilcisinin onayı ile boşanmada mal paylaşımı sözleşmesini imzalayabilir. Mal paylaşımı sözleşmesi tarafların yazılı olarak yaptıkları akdi imzalayıp noterin onaylaması veya akdin doğrudan noterce düzenlenip tarafların imzalaması ile yapılır. İki şekilde hazırlanması bakımından geçerlilik farkı bulunamamaktadır ve imza geçerlilik şartıdır. Eşler mal rejimini evlilikten önce belirledilerse evlenme sırasında yazılı olarak bildirirler, aksi halde kural olan edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiş olur. Evlenmeden sonra da eşler noterde düzenleme veya onaylama yoluyla aralarındaki mal rejimlerini değiştirebilir yada mevcut sözleşmelerinde değişiklik yapabilir. Mal paylaşımı rejimleri evlilik tarihinde başlar, sonradan değişiklik halinde değişikliğin yapıldığı tarihten sonra sonuç doğurur. Eşler arasında mal rejimi akdi yapılmadıysa kural edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasıdır.

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

Yasal mal rejimi türü olup farklı bir mal rejimi seçilmediğinde uygulanacak kural mal rejimidir. 2002 yılından önce evlenen çiftlerde 2002 yılına kadar edindikleri mallarda mal ayrılığı rejimi, 2002 yılından sonra edindikleri mallarda ise seçtikleri bir mal rejimi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi boşanmada mal paylaşımı yapılırken uygulanır. Eşler mal paylaşımı sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini seçebilir, seçtikleri mal rejiminde sınırlı da olsa değişiklik yapabilir, artık değere katılma payını değiştirebilir. Bu rejim evlenme tarihi ile başlar. Yapacakları sözleşmesel değişiklik halindeyse sözleşme tarihinden başlayacaktır. Edinilmiş mal rejimine göre, eşlerin kişisel ve edinilmiş mallar olmak üzere iki çeşit malvarlığı vardır. Evlilik birliği sona erdiğinde edinilmiş mallar eşler arasında paylaştırılırken kişisel mallar eşin kendisinde kalır. Karine olarak bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Edinilmiş mal; her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir. Rejim sona erdiğinde eşe katılma alacağı doğar. Bu alacak hakkı ayın olarak istenemez. Bu kuralın istisnaları ise belirli şartlarla ev eşyası ve aile konutudur. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olup evlilik içinde edilmeyen mallar kişisel mallardır. Hangi malların edinilmiş mal sayılacağı kanunda sayılmıştır;

1-) Eşlerin çalışmasının karşılığı olan edimler; bedel karşılığı yapılan mesleki faaliyetleri sonucu elde edilen mal varlığıdır.  Emek verilmeden kazanılan edimler örneğin bağış, miras edimleri, edinilmiş mal değildir. Eşlerin aylık maaşları çalışma karşılığı olan edimlere örnektir.

2-) Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sandık Ödemeleri; BAĞ-KUR, emekli sandığı, SSK gibi kurumların veya personele yardım amacıyla kurulan yardımlaşma sandıklarına yapılan ödemeler edinilmiş maldır. Edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alınan emekli ikramiyesi buna örnektir.

3-) Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar; Yaşanan iş, trafik kazaları ve geniş anlamda haksız fiiller sonucu çalışma gücünün kaybı meydana geldiğinde alınacak tazminat edinilmiş mallar kapsamındadır.

4-) Kişisel Malların Gelirleri; Eşlerden birinin kişisel malı niteliğindeki hayvandan elde edilen süt, yavru, deri gibi edinimler, kişisel mal olan taşınmazdan elde edilen gelir buna örnektir. Eşler, mal rejimi sözleşmesi ile kişisel malların gelirlerini ve çalışmasının karşılığı olan edimlerin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını kararlaştırabilir.

5-) Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler; Edinilmiş mal satılıp elde edilen gelir, bu gelirle alınan başka bir mal buna örnektir.

Eşlerin edilmiş mal kapsamı dışındaki malları ise kişisel mal olarak adlandırılır. Kanunda kişisel mallar örneklenmiştir. Buna göre;

1-) Eşlerden Yalnız Birinin Kişisel Kullanımına Yarayan Eşya; Kıyafetler, kişisel bakım ürünleri, eşlerden yalnız birinin kullandığı mallar buna örnektir. Ortak kullanımdaki eşyalar kişisel mal sayılmaz. Mesleğin icrasında kullanılan araçlarda kişisel kullanıma tahsis edilmiş eşya kapsamında değildir.

2-) Mal Rejiminin Başlangıcında Bir Eşe Ait Olan Mal; Evlenmeden önce tarafların getirdiği çeyiz, sahip oldukları mallar buna örnektir. Mal rejimi kurulmadan eşin bu mallara sahip olması gerekir.

3-) Miras Yoluyla Edinilen Mal; Bir eşe miras yoluyla intikal eden malvarlığı değeri kişisel maldır.

4-) Karşılıksız Kazanma Yoluyla Elde Edilen Mal; Bağışlama, şans oyunları, yardım, kumar kazancı örnektir.

5-) Manevi Tazminat Alacakları; Manevi zararın doğduğu ilişki fark etmez. Ölüm, yaralama, kişilik haklarına saldırı gibi nedenlerle doğan manevi tazminat alacağı kişisel maldır.

6-) Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler; Kişisel malın satılması, yerine başka alınan mal, elde edilen para yine kişisel mal olacaktır. Burada alınan yeni malın bedeli kişisel maldan karşılanmış olmalıdır. Yarısı edinilmiş maldan karşılanıyorsa edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.

7-) Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sandık Ödemelerinden kalan yaşam süresini karşılayacak değer de doktrindeki baskın görüşe göre kişisel mal olarak kabul edilir.

Eşler mal paylaşımı sözleşmesi, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan veya kişisel mallarının gelirlerinin kişisel mal sayılacağı kabul edilebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş edinilmiş mallar üzerinde yararlanma, yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Kural olarak diğer eşin rızasına ihtiyaç yoktur. Ancak eşlerden hangisine ait olduğu belirlenemeyen malların paylı mülkiyet halinde olduğu kabul edilir. Aksine anlaşma olmadıkça, paylı mülkiyetteki mal üzerinde tek başlarına tasarrufta bulunamazlar. Tasfiye halinde paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri üstün yararı olduğunu ispat edip diğerinin payını ödeyerek o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri, kendi borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı bütün malvarlığı ile sorumludur. Dolayısıyla eşin borçlusu edinilmiş malvarlığına da haciz koydurabilir.

Bir eşin bütün malları aksi ispat edilene kadar edinilmiş maldır. Malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat ile yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.

Edinilmiş mallara katılma sözleşmesi;

-Evlilik boşanma yoluyla sona erdiyse, boşanma davasının açıldığı gün,

-Eşlerden birinin ölümüyle sona erdiyse, eşin ölüm tarihi,

-Evlilik iptal nedeniyle sona erdiyse iptal davasının açıldığı gün,

-Hâkim kararıyla rejim mal ayrılığına dönüştüyse, davanın açıldığı tarih

-Eşler başka bir mal rejimini kabul edeceklerse, mal rejimi sözleşmesi yapıldığı tarihte sona erer.

Mal rejiminin sona ermesi tasfiye aşamasını beraberinde getirir. Eşler birbirlerindeki kişisel mallarını mal rejiminin tasfiyesi sırasında isteyebilir. Yargıtay’a göre çeyiz ve ziynet eşyaları tasfiye beklenmeden de istenebilir. Bunlar elden çıktıysa bedelleri de istenebilir. Düğünde kadına takılan ziynet eşyası kadının kocaya takılansa kocanın kişisel malıdır. Eşlerin paylı mülkiyete konu malı varsa, tasfiyede, eşlerden biri üstün yararını ispat edip diğerinin payının karşılığını ödemek suretiyle malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşlerden biri diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunduysa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Değer kaybı söz konusu ise başlangıçtaki değeri esas alınır. Bu mal tasfiyeden önce elden çıktıysa hakkaniyete uygun bir bedel belirlenir. Malın iyileştirilmesi kişisel veya edinilmiş paya olabilir. Katkı mutlaka parasal bir değer olmalıdır. Yargıtay 2. HD 8774-9394 ilamı ve 4.6.2007 tarihli kararında belirttiği üzere ev hanımının salt ev işlerini yapması katkı olarak kabul edilemez. Eşlerin ikisi de çalışıyor veya ikisinin de gelirleri varsa bir eşin diğerinin edimlerine katkısı olduğu kabul edilir.

Her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Talebi katılma alacağı davası ile olur. Katılma alacağının temliki de mümkündür. Eşler arasında sözleş mesel ilişki varsa katılma alacağı zaman aşımı 10 yıl, sözleşme yoksa ve mal rejimi boşanma veya iptalle sona eriyorsa kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır.

ARTIK DEĞER NASIL HESAPLANIR?

Artık değer aktiflerden pasiflerin çıkartılması ile elde edilen değerdir. Kanunda artık değer; eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dâhil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Aktifler hesaplanırken şu değerler hesaba katılır;

–          Mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olan malların tasfiye anındaki değerleri

–          TMK29 uyarınca eklenecek değerler (elden çıkarma tarihindeki değeri)

–          Edinilmiş mallardan kişisel mallara giden değerler (TMK 230)

Pasiflerin hesaplanmasında ise aşağıdaki değerler göz önünde bulundurulur;

–          Edinilmiş malın borçları

–          Varsa ve istenmişse diğer eşe ödenecek değer artış payı(TMK 227)

–          Kişisel mallardan edinilmiş mala giden karşılıklar (denkleştirme)

ARTIK DEĞER = AKTİF – PASİF   

Alacak varsa takas edilir. Artık değerin yarısı talep edilir. Bu yarısına katılma alacağı denir. Her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim katılma alacağının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.”

Boşanmada Kadının Tazminat Hakkı

Boşanmaların ekonomik sonuçlarından birisini oluşturan tazminat hususunda, kadının tazminat hakkını belirleyen husus, boşanmayı getiren olaylardaki kusur oranlarıdır. Boşanmada kadının maddi ve manevi olmak üzere iki farklı tazminat hakkı bulunur. Fakat bu haktan yararlanılabilmesi için her tazminat türüne göre farklı şartların oluşması gerekir. Örneğin boşanmada kadının maddi tazminat hakkı elde edebilmesi için boşanmayı getiren olaylarda (örneğin aldatma, şiddet, geçimsizlik…) kadının eşinden daha az kusura sahip olması ya da kusursuz olması gerekir. Boşanma nedeniyle mevcut menfaati ya da olası menfaatlerin sekteye uğraması, eşin kusurlu olması gibi şartların oluşması boşanmada kadının hakları içerisinde yer alan maddi tazminat alınabilmesi için gereklidir. Boşanmada kadının tazminat hakkı hususunda manevi tazminat talep edilecek ise, bu tazminatın alınabilmesi ancak kadının kişilik haklarının saldırıya uğramış olması ile mümkündür. Örneğin kadının evlilik içerisinde aşağılanması, boşanma sürecinde yaşadığı elem ve üzüntü, hakaret… gibi durumlar kadının kişilik haklarını zedeleyen davranışlar olup bu tip durumlarda manevi tazminat talep edilebilir.

Boşanmada Kadının Velayet Hakkı

Boşanmalarda velayetin kime verileceği noktasında belirleyici olan çocuğun menfaatleridir. Yani çocuk açısından hangi ebeveyni daha iyi bir yaşama ortamı sunarsa, çocuğa hangi ebeveyn daha iyi bir gelecek hazırlayabilecek ise, çocuğun maddi ve manevi ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılanacağı hususunda hangi ebeveynin daha doğru koşulları oluşturacağı gibi durumlar göz önüne alınıp velayet kararı verilmektedir. Boşanmada kadının hakları içerisinde yer alan velayet konusunda etkili bir boşanma davası süreci yürütülmesi burada kadının hak kaybını engelleyecektir.

Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı

Boşanma davalarında nafaka belirli kriterler ölçüsünde alınabilmektedir. Nafaka alma şartları, talep edilecek nafaka türüne göre farklılık göstermekte olup bu süreçte 3 farklı nafaka türü talep edilebilir. Öncelikle boşanma davası sürerken tedbir nafakası denilen ve boşanma sürecinde yaşanacak maddi zorlukların telafisi açısından dava sonuçlanana kadar alınan nafaka türü bulunur. İkincisi ise dava sonunda kadının yaşam standardının korunabilmesi açısından yoksulluk nafakası talep edilebilir. 3. Nafaka türü ise, müşterek çocuğun velayetini alan kişinin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak adına karşı taraftan talep edeceği iştirak nafakasıdır.

                                                                                                                           Av. Murat TÜLÜ

                                                                                                                     (Kayseri Barosu)

Yazar: Av. Murat TÜLÜ

Av. Murat TÜLÜ

Avukat, Kayseri Barosu.

Ayrıca bknz.

Boşanma Dilekçesi (Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle)

……………………… AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE DAVACI                   …

  • Hukukçu

    Olay olarak kişi doğduğunda dedesi ve ninesinin çocuğu olarak nüfusa kaydediliyor daha sonra herhangi bir işlem yapılmadan kişi ölüyor bu arada dede nine gerçek anne ve gerçek baba da ölmüş bu kişinin mirasçıları ise mirastan hak alabilmek için gerçek anne ve babasıyla bağ kurmak durumunda bunun için yapılabilecek ya da izlenebilecek bir yol var mı teşekkürler

  • Hukukçu

    Soybağının tespiti ve nüfus kaydının düzeltilmesi davası mirasçılar tarafından açılabilir mi
    Süresi içinde açılmayan ve mirasçılar için hak kaybı yaratan bu durumda ne yapılabilir nasıl bir yol izlenebilir