Anasayfa / Haber & Güncel / FETÖ/PDY Üyeliği Boşanma Sebebi Olur Mu?

FETÖ/PDY Üyeliği Boşanma Sebebi Olur Mu?

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü toplumumuzun tamamını derinden sarsmıştır. Bu hain örgütün darbe teşebbüsünden önce ve darbe teşebbüsü ile yaptıkları ülkemizde tamiri mümkün olmayan derin yaralara ve toplumda yeni yarılmalara sebep olmuştur.

Bu örgütün genel olarak Türk siyasetine, ekonomisine ve devlet yapısına verdiği zararların dışında birçok kişi hususi olarak bu örgütün faaliyetlerinden olumsuz yönde etkilenmiştir.

Darbe teşebbüsünün olduğu gece yaralanan veya ölen vatandaşlarımız bir yana kocasının ya da karısının bu örgüte üyeliğini sonradan öğrenip evliliğe olan güveni sarsılan insanlarımız da azımsanmayacak sayıdadır.

Bu durumda şu soruları sormamızın yerinde olduğunu düşünmekteyiz:

Acaba FETÖ-PDY mensubiyeti olan eşten sırf bu sebeple boşanmak mümkün müdür?

FETÖ-PDY üyeliğinden ötürü kamu görevinden ihraç edilen eşe karşı boşanma davası mahkemece kabul edilir mi?

Eş hakkında, bu örgüte üyelikten ötürü savcılık soruşturması açılmışsa boşanma için yeterli sebep oluşmuş mudur?

Türk Medeni Kanununun 163. maddesi şu şekildedir: “Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”[1]

Kanun metninden açıkça anlaşıldığı üzere evli çiftlerden bir tanesinin küçük düşürücü bir suç işlemesi halinde bu durum diğer eş için katlanılmaz ise boşanma davası açılabilir.

Dolayısı ile bir eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi tek başına boşanmaya sebep olmamaktadır. Aynı zamanda bu durum diğer eş için birlikte yaşamı çekilmez hale getirmelidir.

Eski Türk Medeni Kanunumuzun 131. maddesindeki “terzil edici cürüm” kavramı yerine yeni Türk Medeni Kanununda “küçük düşürücü suç” kavramı kullanılmıştır.[2] “Terzil” kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde “küçük düşürme” anlamındadır.[3]

Türk Medeni Kanununun 163. Maddesinin gerekçesinde küçük düşürücü kavramı hem yüz kızartıcı suçlar hem de diğer suçlar için kullanılmıştır.

Anayasamızda ise yüz kızartıcı suçlar; “…zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas…” olarak sayılmıştır.[4] Anayasamızın 76/2 fıkrasındaki bu suçların yüz kızartıcı olduğu tartışmasızdır. Bunun dışında yüz kızartıcı suç denilince, ortaya çıktığında insanın yüzünü kızartan suçların anlaşılması gerekir. Hangi suçların ortaya çıktığı zaman insanın yüzünü kızartacağına ise her olayda hâkim karar verecektir.[5]

Buna bir örnek vermek gerekirse Yargıtay, 1966 tarihli bir kararında; kadının, Atatürk büstünü kıran ve hakaret içeren ifadeler kullanan kocasına karşı açtığı davayı yüz kızartıcı (terzil edici) suçlardan sayarak kabul etmiştir.[6]

Dolayısı ile suçun türüne, işlenme şekline, suçun işlendiği durum ve şartlara göre hâkim her bir olayı ayrı ayrı değerlendirmek zorundadır.[7]

FETÖ-PDY örgütünün nihai olarak darbe teşebbüsünde bulunması Türk Ceza Kanunu bakımından Anayasayı İhlal (Madde 309), Cumhurbaşkanına Suikast ve Fiili Saldırı (Madde 310), Yasama Organına Karşı suçlar (Madde 311), Hükümete Karşı Suçlar (312) kapsamında tanımlanan suçlara karşılık gelmektedir. Bu terör örgütüne destek vermek, para toplamak ve benzeri eylemler de suç sabitse yüz kızartıcı kabul edilebilir.

Bu darbe teşebbüsünü çok ağır bedeller ödeyerek atlatmamız bir yana bu suçların yüz kızartıcı olduğu kuşkusuz görünmektedir. Buna ilaveten bütün bu faaliyetlere girişmiş birisi ile yaşamanın Türk toplumunda hiç kimseden beklenmeyeceğinin aşikâr olduğu kanaatindeyiz.

Ancak bu noktada şöyle bir mesele karşımıza çıkmaktadır. Eş hakkında ceza davası açılmışsa ve yargılama neticesinde beraat kararı verilirse eşin suçu işlemediği mahkeme tarafından tespit edilmektedir. Dolayısı ile ceza mahkemesindeki yargılama hukuk mahkemesindeki boşanma kararını doğrudan etkilemektedir. Yani ceza mahkemesinin kararı aile mahkemesi hâkimi tarafından beklenmek zorundadır.

Kısacası tek başına FETÖ-PDY üyeliği şüphesi suç işlendiği sabit olmadığı için boşanmaya dayanak oluşturamaz.

 Yeri gelmişken diğer soruyu da cevaplamakta fayda var. FETÖ-PDY ilişkisinden ötürü Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilmiş eşe karşı sadece bu sebepten açılan boşanma davasının da mahkeme tarafından kabul edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz.

Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç işlemi bir nevi idari işlemdir. Bu işlemlerin biraz da tedbiren yapıldığı aşikârdır. Devlet ve millet olarak gayet büyük bir tehlike atlattık. Devlet, önceki Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç ettiği memuru daha sonra çıkarılan kanun hükmünde kararname ile görevine iade etmektedir. İhraç işlemi Türk Ceza Kanunu bakımından bir ceza anlamına gelmez. Dolayısı ile ortada bu anlamda yüz kızartıcı bir suç bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; FETÖ-PDY örgütüne mensubiyeti ve örgüt faaliyeti kapsamında darbe teşebbüsünde bulunan, örgüte para toplayan ya da örgüte destek amaçlı başka faaliyetlerde bulunan eşe karşı beraber yaşamayı çekilmez bulan diğer eş boşanma davası açabilir. Suç işleyen eşin suçu ceza mahkemesi kararı ile sabitse ceza mahkemesinin kararı aile mahkemesini de bağlar ve aile mahkemesi tarafların boşanmasına karar vermek durumundadır.

KAYNAKÇA

Gençcan, Ömer Uğur     : Boşanma Tazminat Nafaka Hukuku Bilimsel Açıklama ve İçtihatlar, Ankara, Yetkin Yayınları, 2010.

İletişim:

Twitter: @selimbabaoglu

Facebook: https://m.facebook.com/babaogluhukuk/

Web Adresi: www.babaogluhukuk.com

* İstanbul Barosu Üyesi.

[1] Bknz: 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 185/I. maddesi: “III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü

onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

[2] Bknz: 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 131. maddesi: “III. CÜRÜM VE HAYSİYETSİZLİK

            Madde 131 – Karı kocadan her biri, terzil edici bir cürüm işleyen yahut kendisiyle birlikte yaşamağı çekilmez bir hale koyacak derecede haysiyetsiz bir hayat süren diğeri aleyhine her zaman boşanma davası ikame edebilir.

[3] Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlük, (Çevrimiçi) http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.59b7eccdb878d2.40052382, 13 Eylül 2017.

[4] Bknz.: 1982 Anayasa’sının 76/2. fıkrası: “..zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet,

hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla,…

[5] Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Tazminat Nafaka Hukuku Bilimsel Açıklama ve İçtihatlar, Ankara, Yetkin Yayınları, 2010, s. 148.

[6] Gençcan, a.g.e., s. 149.

[7] A.e., s. 150.

Bu makale daha önce Kitap ve Hikmet Dergisi: Sayı:19 Yıl: 2017 sayısında yayınlanmıştır.

Yazar: Av. Abdullah Selim BABAOĞLU

Av. Abdullah Selim BABAOĞLU

Avukat, İstanbul Barosu.

Ayrıca bknz.

Sallanmış sistemin sallanmış çocukları

Ülkemizde her şey tamam mı da eğitim tamam olsun diyenler illa vardır aranızda. Eminim ki …