Anasayfa / Haber & Güncel / Güvenlik Soruşturması Nedeniyle Atanamayan Doktorlar İçin Yol Haritası

Güvenlik Soruşturması Nedeniyle Atanamayan Doktorlar İçin Yol Haritası

         Stratejik personele yönelik kura ve atamalar dönemsel olarak yapılmaktadır. Son zamanlarda ülke gündemini meşgul eden meselelerden bir tanesi de güvenlik soruşturması nedeniyle atanamayan sağlık personelinin (doktorların) mağduriyetidir.

Öyle ki bu durum meclis gündemine dahi taşınmıştır. Ancak devletin son yıllarda karşı karşıya geldiği büyük tehlikelerden dolayı bu meselenin ülke gündemini uzun bir müddet daha meşgul edeceği görünmektedir. Zira PKK/FETÖ-PDY gibi terör örgütleri hem milletimizi hem de devletimizi çok yormuş ve yıpratmıştır.

Bilhassa FETÖ/PDY’nin faaliyetlerindeki sinsiliği, büyük uyum kabiliyeti sayesinde devletin neredeyse bütün kurum ve kuruluşlarına sızmış olması neticesinde devlet bu örgüte karşı aşırı temkinli bir tutum benimsemiştir.

Devletin bu temkinli tutumunu yerinde bulduğumuzu peşinen söylemeliyiz. Zira bu örgütler devletimize ve milletimize çok büyük zararlar vermişlerdir ve doğrudan/dolaylı olarak zarar vermeye devam etmektedirler.

Ancak bazı haksız uygulamaların varlığı da ilgilileri mağdur etmektedir.

Yazımıza konu olan güvenlik soruşturmaları nedeniyle atanamayan doktorların mağduriyeti de bunlardan bir tanesidir.

Konuyu daha fazla uzatmadan haksız bir uygulamaya ya da işleme maruz kaldığını düşünenler için hukuken yapılabilecekleri kısaca sıralamaya çalışalım.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde devlet memurluğuna atanmanın şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin (A) bendine 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” şartı da eklenmiştir.

Ancak Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurası neticesinde yerleşen bir kısım doktor bu maddede düzenlenen Güvenlik Soruşturması ya da Arşiv Araştırması neticesinde atama şartını sağlamadığı gerekçesi ile atanmamaktadır.

Bu kısma kadar esasında mağduriyete sebep olacak bir durum bulunmamaktadır. Ancak mesele bu maddenin uygulanış şeklindedir.

İdare hukuku ilkeleri gereği idarenin (devletin) gerçekleştirdiği işlemlerin somut ve makul gerekçelere dayanması gereklidir.

Buna ilaveten idarenin işlemlerinin açık/şeffaf olması gereklidir.

Sadece ilgili kanun maddesine atıf yapılarak atama yapılmaması ve gerekçe gösterilmemesi en başta bu iki ilkeye aykırıdır.

Zira kaynakları neredeyse sonsuz olan idarenin işlem yaparken denetlenebilir olması, eğer işlem yanlış ise işlemin düzeltilebilir olması için muhatabın kendisi hakkında ne tür işlem yapıldığını anlaması gerekmektedir.

Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurası neticesinde yerleşen ancak atanamayan doktorlar eğer mağdur olduklarını düşünüyorlarsa ilk başta idarenin (devletin) atamama işlemine karşı itiraz etmeleri gerekmektedir. İtiraz süreleri ilgili mevzuatta mevcuttur. İtirazın süresi içinde olması da ayrı bir şarttır.

İtirazın konusu ilgili kurumun kararını değiştirmesi, geri alması ya da incelemesi şeklinde olabilir.

İtiraz edilen ilgili kurum itiraz dilekçesini 60 gün içinde değerlendirmek zorundadır.

İlgili kurum bu 60 günlük süre içerisinde itirazı reddedebilir, kabul edebilir ve yeni bir işlemle atamayı yapabilir ya da hiç cevap vermeyebilir.

İlgili kurum itirazı kabul ederse, mesele çözülmüş olacaktır.

Eğer ilgili kurum itirazı reddederse ret tarihinden itibaren yine 60 gün içerisinde atamama işleminin iptali için idare mahkemesinde dava açmak gerekmektedir.

İlgili kurum itiraz dilekçesine 60 günlük süre içinde hiç cevap vermezse ya da belirsiz cevap verirse 60 günün sonunda itiraz reddedilmiş sayılır. Bunun üzerine yine idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekmektedir.

İptal davası kazanılırsa ilgili kurumun atamama işlemi iptal edilmiş olur. Bir işlemin iptal edilmesi demek işlemin bütün sonuçları ile birlikte tamamen ortadan kaldırılması demektir. Yani atanmamadan ötürü göreve başlayamama ve bundan ötürü maaş ve diğer özlük haklardan mahrum kalma durumunun da ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.

Bu hususta bir Danıştay kararı “…idari işlemin iptalinin davacının ayrıca bir takım mali haklarının dava dilekçesi ile talep edilmese dahi iadesini de gerektirebileceğine…” şeklindedir.[1]

Ayrıca haksız atanmamadan ötürü elem, üzüntü de varsa ayrıca manevi tazminat talep edilebilir.

Ancak iptal kararından sonra maaş ve diğer özlük hakları temin edilemezse ayrıca idare mahkemesine tazminat davası açmak usulü izlenmelidir.

İptal ve tazminat davalarından netice alınamazsa Türkiye’de Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru yoluna müracaat edilmeli ve yine netice alınamazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat edilmelidir.

Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin idarenin atamama işlemini iptal etme yetkileri bulunmamaktadır. Bu iki mahkeme makamı sadece tazminata hükmedebilmektedirler.

Sadece “Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün …………… sayılı ve …/…/… tarihli karar gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendindeki(.(Ek: 3/10/2016-KHK-676/74 md.) atama şartlarını taşımadığınızdan dolayı atamanız yapılmamıştır.” şeklindeki bir gerekçe, yukarıda saydığımız idarenin işlemlerinin somut ve makul gerekçelere dayanması ve işlemlerin açıklığı/şeffaflığı ilkelerine aykırı olduğu kanaatindeyiz. Zira örnekte de görüldüğü üzere gayet soyut, gerekçesiz ve kapalı ifadelerdir.

Son olarak olumsuz güvenlik soruşturması ile ilgili Danıştay 12. Dairesinin, 2015/1759 Esas, 2015/5517 Karar ve 22/10/2015 tarihli kararını paylaşmak istiyoruz. Danıştay bu kararında güvenlik soruşturması neticesinde atamama işleminin tam da yukarıda bahsettiğimiz üzere somut, şeffaf, makul delillere bağlanması gerektiğine hükmetmiştir.

 

YARGI KARARLARI

Danıştay 1. Dairesinin 07/06/1982 tarihli, 1982/112 Esas, 1982/130 Karar tarihli kararı.

Danıştay 12. Dairesinin, 2015/1759 Esas, 2015/5517 Karar ve 22/10/2015 tarihli kararı

 

İletişim:
Twitter: @selimbabaoglu

Facebook: https://m.facebook.com/babaogluhukuk/

Web Adresi: www.babaogluhukuk.com

* İstanbul Barosu Üyesi.

[1] Danıştay 1. Dairesinin 07/06/1982 tarihli, 1982/112 Esas, 1982/130 Karar tarihli kararı.

Yazar: Av. Abdullah Selim BABAOĞLU

Av. Abdullah Selim BABAOĞLU
Avukat, İstanbul Barosu.

Ayrıca bknz.

Sonsuz TÜRKAN’lar kurtuluşumuz

Bir kadın düşünün ki yazarken kelimeler anlatırken de nefesler yetmesin. Öyle bir kadın düşünün ki …

X