Anasayfa / Haber & Güncel / Sine Qua Non

Sine Qua Non

Hukuk neden önemlidir sizce? Peki ya adalet? Ya da tabloya genel olarak bakıldığında ‘olan’dan kaçımız mutluyuzdur? Hiç düşündünüz mü herkesin kendi hukuku kendi adaleti vardır aslında. Belki vicdan deriz buna belki empati belki de prensip.Her kime sorsanız o konunun aslında daha iyi olabilecek bir yanı vardır. Olması gerekeni düşünür ve ona inanırlar.

Peki, hukukun ne olduğunu tanımlamaya çalışırsak. Var mıdır hukukun net bir tanımı ? Sorması gayet basit  fakat cevaplaması çok zor bir sorudur. Kısa bir süre bile olsa hukuk eğitimi almış kişinin ilk başta vereceği cevap şu olacaktır : “Hukuk, toplum yaşamını düzenlemek için, uygulanması devlet tarafından yaptırıma bağlanmış kurallar bütünüdür.” Hukuk kuralları, kişilerin gerek şahıslarla gerek toplumla olan ilişkilerini düzenlerken, bunların birbirlerine karşı sahip olacakları hakların ve üstlenecekleri yükümlülüklerin neler olacağını da belirler. Bu kurallar vasıtasıyla hukuk, toplumda barışı, hukuki güvenliği ve toplumda adaleti sağlar.Şüphesiz, bu sorulara verilen onlarca farklı cevap oldu ve bu sorular hâlâ hukukun işleyişi üstüne kafa yoran insanların gündeminde.

Hukuk kelimesi Arapça “hak” kökünden gelir ve hak kelimesinin çoğulu olarak bilinmektedir (galat-ı meşhur). Arapçada “hak” kelimesinin çoğulu “ah’kak”tır. Türk Dil Kurumu’na göre hukuk kelimesi, “Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünüdür”. Bunun dışında hukukun “haklar” anlamı da vardır. Mecazi anlamda ise, ahbaplık, dostluk anlamında da kullanılır.

Doğumundan ölümüne her insan her kuruluş hak ve yükümlülükler taşır. Anayasalar kanunlar kişilere belli hak ve ödevler yüklerler.Bunların da kullanımı sırasında farkında olmasak da hukuki ilişkiler içerisinde oluruz.Hiç ‘su’ alırken hukuk gerçekleştirdiğinizi düşünmüş müydünüz ?

Hukukun olmadığını düşünelim bir de … İnsanların birbirinin hakkını tanımadığı,güçlünün zayıfın üzerinde her türlü baskıyı yaptığı ve  herhangi bir koruma mekanizması olmayan bir toplumun George Orwell’ın 1984‘ünden farkının olmayacağı muhakkaktır. Kişilerin birbiri arasında bir perde bir çizgi olacağı ve olması gerektiği gibi devlet erkinin de yatay ve dikey bakımdan sınırlarının çizilmesi ve kontrol altına alınması gerekmektedir.Thomas Hobbes ve Jean-Jacques Rousseau‘nun başını çektiği Toplum Sözleşmesi kuramının da savunduğu gibi bireylerin karşılıklı uzlaşma,bazı kurallara uymak üzerinde anlaşma ve birbirlerini şiddet,sahtekarlık veya dikkatsizlikten korumak için birleşmeleri ile oluşturdukları devletin de hukuka riayet etmesi gerekmektedir.Hukukun egemen olmadığı toplumların halleri geçmişten günümüze kadar hep hüsran olmuştur.Ya devlet bölünmüş ya da devlet adamları sürülmüştür.

“Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlâl etmediği sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. Hukuk ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir.”  der  Pierre Calamanderi. Bu nedenle hukuk olmazsa olmazdır. Sine qua non’dur… 

Emre DİRİK
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Yazar: Emre DİRİK

Emre DİRİK
2011 Maltepe Askeri Lisesi - 2013 Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Ayrıca bknz.

Edebiyat Sokağı

Yazının icadından günümüze, yazılı tüm metinlerde tarihe, kelimelerin gücü ve ışığında bakabilmek; dönemin yönetim şekli, …