Anasayfa / İçtihatlar / CEZA MAHKEMESİ MAHKUMİYET KARARININ, EYLEMİN HAKSIZLIĞINI DEĞERLENDİRMEDE HUKUK HAKİMİNİ BAĞLAYACAĞI – KUSUR ORANININ BELİRLENMESİNDE CEZA DOSYASINDAKİ BİLİRKİŞİ RAPORUNUN DA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

CEZA MAHKEMESİ MAHKUMİYET KARARININ, EYLEMİN HAKSIZLIĞINI DEĞERLENDİRMEDE HUKUK HAKİMİNİ BAĞLAYACAĞI – KUSUR ORANININ BELİRLENMESİNDE CEZA DOSYASINDAKİ BİLİRKİŞİ RAPORUNUN DA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

Özet: Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamayacağı; ancak, mahkumiyet kararının, eylemin haksızlığını değerlendirmede hukuk hakimini bağlayıcı olacağı, bu itibarla ölen ile iş sahibi arasındaki hukuksal ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olmadığı, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici ve iş sahibi ilişkisi olduğu gözetilerek zararlı sonuçla illiyetli kusur oranlarının belirlenmesine yönelik olarak bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle inceleme yaptırılması, ceza dosyasındaki bilirkişi raporları da birlikte değerlendirilerek tarafların kusur durumlarının belirlenmesi ve varılacak sonuca göre davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

T.C.
Yargıtay
15. Hukuk Dairesi
E: 2014/2603 K: 2015/1490 K.T.: 25.03.2015

Mahalli mahkemece verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, sözleşmenin ifası sırasında vefat eden yüklenici mirasçılarınca açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacıların miras bırakanı Kasım davalı Nuri’ye ait binanın sıva işini yapmıştır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoktur, uyuşmazlık 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı maddelerinde açıklanan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, muris Kasım yüklenici, davalı Nuri iş sahibidir. Sözleşme uyarınca yapılan sıva işi sırasında binanın dışına kurulan iskeleye çıkan yüklenici Kasım, iskelenin tahta kısmının kırılması sonucu düşerek vefat etmiş, mirasçıları tarafından iş bu maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır.

Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/648 Esas ve 2010/256 Karar sayılı kararı ile davalı Nuri’nin tali kusurlu olduğu gerekçesi ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine dair verilen kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03.05.2013 tarih, 2012/18330 Esas ve 2013/12335 Karar sayılı ilâmıyla yüklenici Kasım’m taşeron sıfatını haiz olduğu değerlendirilmek suretiyle üç kişilik inşaat mühendisi bilirkişilerden oluşan heyetten kusura ilişkin yeniden rapor alınıp kusur durumunun tereddüte yer verilmeyecek şekilde saptanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası 2013/546 Esas sayısını alan dosyada alınan 24.12.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yüklenici Kasım’ın kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamaz ise de; mahkumiyet kararı, eylemin haksızlığını değerlendirmede hukuk hakimini bağlayıcı olur. Somut olayda kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı yoktur. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmü gereğince; ölenin yakınları, ölüm olayından sorumlu olan gerçek ve tüzel kişilerden manevi tazminat isteyebilirler. Manevi tazminatın tutarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacıların olaydan ötürü etkilenme dereceleri, yaşları, yakınlık dereceleri zararlı sonucun oluşumuna etkili kusurun derecesi ve Medeni Yasa’nın 4. maddesi gereğince, hakkaniyet ilkeleri, manevi tazminatın hukuksal niteliği mahkemece değerlendirilerek takdir olunur. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355 ilâ 371 arası maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez. Çünkü, yüklenici işinin uzmanı sayılan, sorumlu meslek adamıdır. Eser sözleşmesi ile yüklendiği edimini yerine getirirken veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerekli tüm tedbirleri, yüklenici almakla ödevlidir. Yüklenici, işçi sayılamayacağından iş sahibinin denetimine tâbi değildir. Yüklenicilerin, iş sahibine karşı Borçlar Kanunu’nun 357. maddesi hükmünden kaynaklanan sadakat borcu ve aynı Kanun’un 356. maddesi hükmüne dayalı özen borcu söz konusudur. Borçlar Kanunu’nun 356. maddesi hükmüne göre, yüklenicinin sorumluluğu, aynı Kanunu’nun 321. maddesinde belirtilen işçinin hizmet akdindeki sorumluluğu gibidir. Ancak, iş sahibine nazaran bağımsız çalışması, işin ehli olması da gözönünde bulundurularak sorumluluğu hizmet akdine göre çalışan işçiye nazaran daha ağır kabul edilmektedir. İş sahibinin zarara uğramasına neden olmaktan kaçınması, yüklenicinin “özen borcu” kapsamındadır. Açıklanan bu hukuksal sebeplerle; kural olarak eser sözleşmesi ile yüklenilen edimlerin ifası sırasında veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerçekleşen zararlı olayların oluşumunda etkili olan yüklenicinin kusurunun, daima iş sahibinin kusurundan daha ağır derecede olması gerekir.

Mahkemece alınan 06.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda gösterilen kusur oranları mahkemece kabul edilmiş ise de; yukarıda açıklanan hukuksal ilkeler gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ilkelerine göre olaya etkili kusur durum ve oranlarını belirleyen bilirkişi kurulu raporunun yeterli olduğundan söz edilemez.

O halde mahkemece yapılması gereken iş, ölen Kasım ile iş sahibi Nuri arasındaki hukuksal ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olmadığı, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici ve iş sahibi ilişkisi olduğu gözetilerek zararlı sonuçla illiyedli kusur oranlarının belirlenmesine yönelik olarak bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle inceleme yaptırılması, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ceza dosyasındaki bilirkişi raporları da birlikte değerlendirilerek tarafların kusur durumlarının belirlenmesi ve varılacak sonuca göre davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesinden ibarettir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına (BOZULMASINA), davalı vekili Yargıtay duruşmasına gelmediğinden vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 25.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Hukuk Sokağı kurucusu, editörü. Avukat, arabulucu, hukukçu bilirkişi.

Ayrıca bknz.

Avukatlara Elektronik Serbest Meslek Makbuzu Geliyor

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, e-fatura ve e-arşiv uygulamalarından sonra, serbest meslek makbuzlarının da elektronik …