Anasayfa / İçtihatlar / Kambiyo Senedine Dayalı Menfi Tespit Davası – İspat Yükü

Kambiyo Senedine Dayalı Menfi Tespit Davası – İspat Yükü

Özet: Lehtarın yani alacaklının “bedelin para olarak verildiği” iddiasını ispat yükü kendisinde bulunmaktadır.

T.C.
YARGITAY

19. Hukuk Dairesi
E: 2010/1725 K: 2010/8358 K.T.: 01.07.2010

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. O.İ. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkiline bono ile ilgili protesto gönderildiği halde, alacaklısı ihdas nedeni malen olarak düzenlenen bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığını, bono karşılığı hiçbir mal almadığını, bononun bedelsiz olup, davalının Cumhuriyet Savcılığı beyanında bedel kaydını değiştirdiğini belirterek, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine, takibe geçilmesi halinde takibin iptaline ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacıya borç para verdiğini ancak borcu ödemediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, ihdas nedeni malen olarak düzenlenen bonodaki ihdas kaydının iki tarafça da talil edildiği, bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, borçlu olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacının bono bedelini ödediğini yazılı delille kanıtlayamadığı gibi yemin deliline de dayanılmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mal kaydı bulunan bonoda borçlu, alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklı da borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olunmuştur. Lehtarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur. Alacaklının başka bir iddiası varsa, diğer bir deyişler alacağının bir alacak borç ilişkisine dayandığını iddia ediyorsa bunu ispatlamak yükümlülüğündedir.

Somut olayda, davanın dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki bonoda bulunan “malen kaydının” doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı yanca da kabul edilmiş, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratılmıştır. Alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklı artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan elden para verilme olgusunu ispat yüküyle karşı karşıyadır. Alacaklının bonodaki malen kaydına karşı alacak borç ilişkisinin mal alışverişine dayanmadığı yönündeki kabulü karşısında davacı-borçlunun iddiası bu noktada sabit olmaktadır. Lehtarın yani alacaklının “bedelin para olarak verildiği” iddiasını ispat yükü ise kendisinde bulunmaktadır (HGK E: 2003/19-78, K: 2003/768, T.: 17.12.2003).

Hal böyle olunca, mahkemece kanıt yükünün davalı tarafta olduğu gözetilerek, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kanıt yükünün tayininde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Hukuk Sokağı kurucusu, editörü. Avukat, arabulucu, hukukçu bilirkişi.