Anasayfa / İçtihatlar / Kıdem Tazminatına Uygulanacak En Yüksek Banka Mevduat Faizi [HGK Kararı]

Kıdem Tazminatına Uygulanacak En Yüksek Banka Mevduat Faizi [HGK Kararı]

Özet: Kıdem tazminatına uygulanacak en yüksek banka mevduat faizi belirlenirken, hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve buna göre bilirkişi hesaplaması yapılması gerekir.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E:
 2006/12-594 K: 2006/534  K.T.: 20.09.2006

Taraflar arasındaki “icra emrinin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal Üçüncü İcra Mahkemesi’nce istemin kısmen kabulüne dair verilen 09.06.2005 gün ve 2005/91-327 sayılı kararın incelenmesi borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 25.10.2005 gün ve 2005/16553-20781 sayılı ilâmı ile;

“…Takibe dayanak ilâmda, hükmedilen izin ücreti alacağına dava tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, T.C. Merkez Bankası’nın bildirimine göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak itirazın kısmen kabul edildiği görülmektedir. Dosyada bulunan Merkez Bankası cevabı kamu bankalarının uyguladığı en yüksek mevduat faizi oranları olmayıp, bankalarca uygulanan azami faiz oranlarıdır.

Takibe konu ilâm gereğince hükmedilen izin ücretine uygulanacak en yüksek mevduat faizi kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi olup, mahkemece birer yıllık devreler halinde ve devre tarihlerinin başlangıcında, 1 yıllık vadeli mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının adı geçen bankalardan sorulup tespitinden sonra, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının yeniden bilirkişiden rapor alınarak hesaplattırılması gerekirken kamu bankalarının fiili uygulamalarını göstermeyen merkez bankası yazısındaki azami faiz oranlarını belirtilen genel nitelikteki beyanları içeren cevaba göre oluşturulan bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmesi isabetsizdir…” gerek­çesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Borçlu vekili

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görü­şüldü:

İstek, icra emrinin iptaline ilişkindir.

İlâma dayalı takip söz konusu olup; borçlu tarafından icra emrine <faiz yönünden> itiraz edilerek, iptali istenmiştir.

Takip dayanağı ilâmda “Davanın kısmen kabulü ile; 10.764.164.594 TL izin ücreti alacağının 10.11.2003 dava tarihinden itibaren 4857 sayılı yasanın 34. maddesi doğrultusunda yasal en yüksek mevduat faizi … ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair isteklerin reddine” karar verilmiştir.

Mahkemece, Merkez Bankasıyla yapılan yazışmayı esas alan bilirkişi raporuna dayanılarak kısmen kabule karar verilmiştir.

Özel Daire; borçlu vekilinin temyiz istemini kabulle, bu hesap tarzını yerinde görmeyerek kamu bankalarınca uygulanan faiz değerlerinin esas alınması gereğine işaretle, hükmü bozmuştur.

Mahkeme, bu bozma kararından sonra Özel Dairenin görüş değiş­tirdiğini ifadeyle ve ilk kararında yer alan gerekçelerle direnme kararı ver­miştir.

Hükmü temyize şikayetçi borçlu vekili getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip dayanağı ilâmda yer alan “4857 sayılı Yasanın 34. maddesi doğrultusunda yasal en yüksek mevduat faizi> ibaresinin infazında <kamu bankalarınca uygulanan yasal en yüksek mevduat faizinin mi”, yoksa “fiilen bankalarca uygulanan ve taraflarca belirlenecek bankalardan sorularak tespit edilecek olan yasal en yüksek mevduat faizinin mi” uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Takip dayanağı ilâmın hüküm fıkrasında aynen; “…4857 sayılı Yasanın 34. maddesi doğrultusunda yasal en yüksek mevduat faizi” ibaresi yer almaktadır.

Öncelikle; bu ibare karşısında, takibe konu ilâm gereğince hükmedilen alacağa uygulanacak yasal en yüksek mevduat faizinin belirlenmesindeki kuralın ne olacağı üzerinde durulmalıdır.

Ülkenin ekonomik gerekleri ve faize ilişkin tüm yasal düzenlemeler göz önüne alındığında; hükmedilen alacağa uygulanacak faizin belirlenmesinde kural olarak <hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan yasal en yüksek mevduat faiz oranının taraflarca belirlenerek bildirilen bankalardan sorulması” yöntemi kabul edil­mektedir.

Bu kurala göre; Mahkeme, tarafların bildirdikleri bankalardan, hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarınca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranını sormalı ve oluşacak sonuca göre bir karar vermelidir.

Bu kural karşısında Özel Dairenin “bir yıllık vadeli mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının adı geçen bankalardan tespiti”ne işaret eden bozma gerekçesi yerinde görülmemiştir.

Nitekim, Özel Daire de dosyaya yansıyan emsal kararlarında açıkça belirtildiği üzere görüş değişikliğine giderek, önceki uygulamasından dönmüş; yukarıda da açıklanan “tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde mevduata bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması” yöntemini benimsemiştir. Hukuk Genel Kurulunca da bu yöntem oy birliği ile usul ve yasaya uygun bulun­muştur.

Ne var ki, mahkemenin direnme kararı benimsenen bu yönteme uygun olarak yapılmış bir araştırmaya değil; Merkez Bankasının genel nitelikteki bilgileri içeren, bankaların fiili uygulamalarını göstermeyip, uygulanması muhtemel azami faiz oranlarını ortaya koyan cevabi yazısına ve buna göre düzenlenen bilirkişi raporuna dayanmaktadır.

Özel Daire bozma kararı da, direnme kararı da, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırıdır.

Şu durumda, Mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri banka­lardan “hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarınca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının” sorulması ve “hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının yeniden bilirkişiden rapor alınarak hesaplattırılması” suretiyle olu­şacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.

Açıklanan nedenlerle; direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozul­ması gerekmiştir.

Sonuç: Şikayetçi/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nın 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.09.2006 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Hukuk Sokağı kurucusu, editörü. Avukat, arabulucu, hukukçu bilirkişi.
X