Anasayfa / Köşe Yazıları / Çekemediğin Kadın, Kabullenemediğin Hayvan, Sevemediğin Çocuk, Biçare Sen

Çekemediğin Kadın, Kabullenemediğin Hayvan, Sevemediğin Çocuk, Biçare Sen

İnsan olmak çok zor bugünlerde.

İnsan gibi olmak mesela; sevmek, sevilmek, sevinmek, üzülmek, düşmek, kalkmak.

İnsan gibi yaşamak mesela;

fakir- zengin ayrımı olmadan, bazı insanların ağzı kokarken bazıları yemeklerden yemek seçip hala beğenemezken,

sen-ben demeyip “biz” olmayı öğrenemeden insan gibi nefes almak haram bir manada.

Doğup doğmamayı bile seçme şansı olmayan, hangi aileye düşeceğini bilemeyen kendi kararlarını veremeyecek yaşta sen bir de bakıyorsun ki karşında senin yerine seçen, sana kendi bildiklerini seçtiren ve yaşatan insanlarla dolu olmuş etraf. İyi ve kötü, doğru ve yanlış diyorlar sana fakat neyin iyi neyin yanlış olduğunu bilmeden bir de bakmışsın ki salt kendi mutlak doğrularını ezberletmeye çalışır olmuşlar sana.

Korkuyorsun bazen, savunmasızsın, ellerin kolların bağlı, gözlerin sımsıkı kapalı, avuçların terli bu zamanlarda. Ellerini açarsan sarsılacak, gözlerini açacaksan gerçeklerle yüzleşecek, avuçlarını gevşetip rahatlatırsan acıyı derinden hissedeceksin çünkü, biliyorsun.

Sevgiyi arayıp bulma, bulursan da tatma yaşındasın oysa ki. Bir bulsan insanların gözlerindeki coşkuyu ve pırıltıyı uçurtmanın ipini sımsıkı tuttuğun günlerdeki gibi onların da ellerini sımsıkı tutarak hiç bırakmayacaksın. Fakat müsaade yok sevmene, sevilmene, omzunu dayayıp “yardım et bana “ demeye çünkü desen de susturacaklar, biliyorsun

Daha yaşayacağın çok macera, göreceğin çok insan, tadacağın çok farklı hikayeler varken maceranı da hikayeni de “onlar” yazıyorlar senin yerine. Tıpkı başını okumadan sonunu okuduğun hikayeler gibi başını bilmeden sonunu yaşadığını hissettiğin an gözlerinden yaşlar gelse de güçlü-güçsüz ikiliminde çaresiz bakakalıyorsun etrafına çünkü konuşsan gerçekleri anlatsan da aklayacaklar sana zarar verip incitenleri, biliyorsun.

Bu da yetmeyecek “bir kereden bir şey olmaz” diyip senin bir kerecik olan bir yudumluk ömrünü heba edecekler sözde annen sözde baban yaşındakiler sözde insan değeri ile yüceltilenler.

Bir kerelik onurunu, bir kerelik şerefini bir kere nefes alıp verebileceğin bu küçük dünyayı sana zindan edecekler çünkü onlar müslümanlığı ağızlarına sakız eden, sense müslümanlığı arayansın, biliyorsun.

Ensar Vakfı gerçekleri çığlık çığlığa bağırıyor etrafta, sosyal medya inliyor, sözde siyasi partiler ses çıkarıp “böyle skandal olmaz kardeşim” diyorlar ya inanma çocuk!

En çok seni düşündüğünü söyleyenin bile seni düşündüğü yok ki hala yaşamadan yaşatılıyor, ölmeden öldürülüyorsun.

Peki ya sen dilsiz, korumasız, çaresiz hayvan senin suçun ne diye de sorma sakın.

Suçun olsa olsa o an bir sapığa kurban gitmek, o an cinsel duygularını senelerdir bastırmak zorunda kalmış ve kendini müslüman olarak ilan edip bundan gerine gerine gurur duyan bir babayiğidin ağında olmandır.

Ona yıllardır kızlı-erkekli ayrımı dayatılmış, kız yüzü gösterilmemiş, kızların kıyafetlerinden tut saç tellerine kadar tanımamış, tanıttırılmamış bu yüzden de senin uzun ve yumuşak tüylerini kız saçı ile bir tutarken aciz ve savunmasız bedenini de bir kızın anatomisine benzetmiştir biçare.

Asla yalnız hissetme kendini çünkü biliyorsun ki seni sevemeyen insanları hiç sevemiyor.

Al bak senin gibi kaç çocuk var etrafta. Koşup eğlenecek yaşta yerinden kımıldayamayan, gülecek yaşta somurtan, sevecek ve sevgiyi arayacak yaşta nefretle başlayıp kinle devam eden.

Sen ki sadece sevgi isteyen, önüne bir iki tas mama rica eden asil hayvan; biliyorsun ki seni önce sahiplenip sonra sokağa atan, seni sokakta görüp de eğlence malzemesi edip ezip tartaklayan, sana kötü muamele edip sana sövüp döven ve de seni görünce asırlardır saklamaya çalıştığı cinsel duygularını dışavuran Müslüman müsveddelerinden daha Müslüman, insanlardan daha insan, senin bedenini ele geçirip de ceza alması gerekirken cezanı bile çok görüp “hayvana tecavüz edene bir şans daha verilmeli” diyene karşı da daha güçlü, dirençli ve de onurlusun.

Ne senin boynun yere eğik çocuk, ne de senin çığlık bile atıp sesini duyuramayan bedenin hayvan.

Üzülme sesimi duyuramıyorum, Ceza kanununda bile yerim yok, hukuk beni tanımıyor diye.

Hukuk insan diye nitelendirdiklerimizi tanıyor da ne oluyor? İnsan sıfatına yaklaşamayacakları tanıyıp sınırsız dokunulmazlıklar verip adeta bir tanrı ilan edip aklarken insan sıfatını taşıyan insanların insan değerini hiçe sayıp kanunları ezip geçiyor şu dönemde.

Sevgili pedofilliler, sapıklar, acizler, insan müsveddeleri ve kendini Müslüman diye nitelendiren Müslümanlığın m’sinden uzak mahluklar;

Dün çekemediğin kadındı, bugün sevemediğin çocuk, diğer gün kabullenemediğin hayvan öbür gün biçare “SEN” olacaksın, bil istedim.

Sen sevemedikçe sevilmeyecek, sevilmedikçe sevemeyecek nice canlara yazık edeceksin, başta da kendini dahi sevemeyen, kabullenemeyen,

kendine 45 tane günahsız çocuğun ağı;

yüzlerce dilsiz,sevgiye muhtaç hayvan kanı;

milyonlarca çaresiz ve korunmasız kadın vebalini sırtlanacaksın çünkü, artık sussan da biliyor olman gerek.

Yazar: Ece ERGÜNEY

Ece ERGÜNEY
Özyeğin Üniversitesi Hukuk fakültesi öğrencisi

Ayrıca bknz.

İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı Ne Getiriyor? 1 – Arabuluculuk

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku sistemimizde çok önemli değişiklikler getiren ve 1950 tarihli 5521 sayılı …