Anasayfa / Avukat / Sulh İle Sonuçlanan Davada Tarafların Avukatlık Ücretinden Sorumluluğu [İçtihat]

Sulh İle Sonuçlanan Davada Tarafların Avukatlık Ücretinden Sorumluluğu [İçtihat]

Özet: Davanın taraflarının aralarında yazılı bir sulh sözleşmesi veya başka biçimde yazılı anlaşma olmasa dahi, tarafların hal ve davranışları ile sulh veya anlaşmanın varlığının ispatı halinde Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesinin uygulanarak vekalet ücretinden her iki tarafın da sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E: 2013/1945 K:2013/1568 K.T.: 28.01.2013
Avukat olan davacılar ile davalı işçi arasında işe iade davası açılması için 3.1.2009 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi düzenlenip 2.900,00 TL ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacıların bu bağlamda davalı şirket aleyhine işe iade davası açarak takip etmeye başladıkları, ancak davalı işçinin iş mahkemesine verdiği dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirdiği ve aynı zamanda davacı avukatları vekillikten azlettiği ve iş mahkemesince davanın feragat nedeniyle sonuçlandırıldığı anlaşılmakta olup, davacılar eldeki davada, davacı şirket ve davalı işçinin iş mahkemesindeki davada el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, bu durumun aslında sulh anlamına geldiğini, bu nedenle avukatlık ücretinden birlikte sorumlu olduklarını ileri sürmektedir.
Avukatlık Kanu’nun 165. maddesinde “iş sahibinin birden çok olması halinde, bunlardan her biri sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar” hükmü bulunmakta olup, davada çözülmesi gereken sorun davalı şirketin de avukatlık ücretinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olup olmadığı hususudur.
Avukatlık kanununun 165. maddesi uyarınca her iki tarafın avukatlık ücretinden birlikte sorumlu olabilmesi için tarafların anlaşması sonucunda dava veya takip konusu işin sonuçlandırılması zorunlu olup, bu anlaşmanın sulh veya başka biçimde olması gerekir. Davanın taraflarının aralarında yazılı bir sulh sözleşmesi veya başka biçimde yazılı anlaşma olmasa dahi, tarafların hal ve davranışları ile sulh veya anlaşmanın varlığının ispatı halinde Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesinin uygulanması gerektiği sonucuna varılması zorunludur.
Dava konusu olayda, davalı işçinin ıslak imzasını taşıyan davadan feragate dair dilekçe, benzer dosyalarda sunulan feragat dilekçeleri ile aynı formatta olup aynı bilgisayarda yazılmış ve hepsi de davalı şirket vekili tarafından iş mahkemesine ibraz edilmiştir. Bu itibarla, feragatnamenin davalı şirketçe davalı işçiden alınarak iş mahkemesine sunulduğu ve bu bağlamda eldeki dosyanın davalılarının kendi aralarında sulh oldukları anlaşılmaktadır.
Öte yandan davalı işçinin diğer davalı şirkette tekrar işe başlayıp başlamamasının da olayda bir etkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca her iki davalının da, avukatlık ücretleri bakımından davacılara karşı birlikte sorumlu olduklarının kabulü gereklidir. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek ve her iki davalının da davacılara karşı birlikte sorumlu oldukları kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.
X