Anasayfa / Eğitim / Selçuk Hukuk Borçlar Genel 2007-2008 Final Cevapları

Selçuk Hukuk Borçlar Genel 2007-2008 Final Cevapları

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ 2007 – 2008 ÖĞRETİM YILI
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER FİNAL İMTİHANI

ÖĞRENCİNİN ADI SOYADI:
NO:                                                                            06.06.2008

Normal Öğretim ( ) II. Öğretim ( ) Vize notu: (……….)

TALİMAT: 1. Süre 120 dakikadır. 2. Mevzuat kullanmak serbesttir. 3. Cevaplarınızı bırakılan boşluklara yazınız. Dilerseniz silinebilir kalem kullanabilirsiniz. 4. Cevap anahtarına www.sahinakinci.com adresinden ulaşabilirsiniz.

SORULAR

I. Sözleşmenin hâkim tarafından uyarlanması ne demektir? Uyarlamanın şartları nelerdir, kısaca açıklayınız. (10 Puan)

Sözleşme hükümlerinin, şartların sonradan değişmesi ve sözleşmenin taraflardan biri için artık çekilmez hale gelmesi sebebiyle, şartlar aleyhine gelişen tarafın talebi üzerine, hâkim tarafından değişen şartlara uydurulması veya gerekiyorsa feshedilmesine uyarlama adı verilir. Uyarlamanın yapılabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

1. Sözleşme yapılırken var olan şartlar daha sonra değişmelidir. Bu değişiklikler genel hayat tecrübelerine göre önemli sayılan değişiklikler olmalıdır. Değişikliğe yol açan olaylar, tabiat olayları olabileceği gibi, ekonomik ve sosyal olaylar yahut yasama, yürütme veya yargı organlarınca alınan kararlar olabilir.

2. Şartlarda sonradan meydana gelen değişiklikler önceden öngörülemez olmalıdır. Burada önemli olan uyarlama talep eden kişinin değişikliği öngörememesi değildir. Öngörülmezlik objektif olmalıdır.

3. Bu değişiklikler dolayısıyla edimler arasındaki denge aşırı derecede bozulmalı, sözleşme taraflardan biri açısından çekilmez hale gelmeli, akdin temelinden çöktüğü kabul edilebilmelidir.

4. Edim henüz ifa edilmemiş olmalıdır. İfadan sonra uyarlama talep edilemez.

5. Şartlarda meydana gelen değişikliklerle edimler arasındaki dengenin bozulması arasında uygun illiyet bağı bulunladır.

6. Uyarlama talep eden taraf kusursuz olmalıdır. Eğer bu taraf şartların değişmesine kendi kusuruyla yol açmışsa ya da edimler arasındaki dengenin bozulmaması için gereken tedbirleri zamanında almamışsa kusurlu sayılır.

7. Kanunda veya sözleşmede uyarlama yasağı ya da uyarlamaya ilişkin bir hüküm bulunmamalıdır.

(Tanımı yazan ya da açıklamayı doğru yapan üç puan alır. Şartların her biri için 1 puan takdir edilecektir.)

II. Hukuka aykırılık bağı (normun koruma amacı) teorisi nedir, davranışla zarar arasında hukuka aykırılık bağının olup olmadığı nasıl tespit edilir, örnek vererek açıklayınız. (10 puan)

İhlal edilen normun koruma amacı ile zararlı sonuç veya tehlike arasındaki bağı hukuka aykırılık bağı adı verilir.

Bir kimsenin başkalarına verdiği zarardan sorumlu tutulabilmesi için sorumluluğun diğer şartları ve hukuka aykırılık dışında hukuka aykırılık bağının da bulunması gerekir. Bu teoriye göre bir kimse, ancak ihlal ettiği hukuk normunun önleme amacı güttüğü zarardan sorumlu tutulabilir. Her hukuk normu belli zararları önlemeyi amaçlar. Ya da belli menfaatleri korur. Eğer zarar gören kişi ihlal edilen norm tarafından korunmuyorsa tazminat talep edemez. İhlal edilen normu hangi menfaatleri koruduğu ya da hangi zararları önleme amacı güttüğü, yapılacak bir yorum sonucu belirlenir.

Bir olayda hukuka aykırılık bağının olup olmadığını tespit edebilmek için ihlal edilen normun kimleri koruduğuna ve hangi zararları önleme amacı güttüğüne bakmak gerekir. Diğer bir deyişle, zarar görenin tazminat talep edebilmesi için öncelikle ihlal edilen norm tarafından korunan şahıslardan olması gerekmektedir. Örneğin bir sanatçı öldürüldüğü için konser organizatörü de zarar görmüşse, organizatör öldürenden tazminat talep edemez. Çünkü adam öldürmeyi yasaklayan norm, organizatörü koruma amacı gütmemektedir.

Zarar görenin tazminat talep edebilmesi için zararın, ihlal edilen norm tarafından önlenmek istenen zarar olması da gerekir. Örneğin dolmuşa fazla yolcu alındığı için hırsız kalabalıktan istifade ederek yolculardan birinin cüzdanını çalmıştır. Burada fazla yolcu alınmasını yasaklayan ve bu olayda ihlal edilen norm, trafik kazasından doğacak zararları önlemeye yöneliktir. Bu nedenle yolcu hırsızlık dolayısıyla şoförden tazminat isteyemez.

(Tanım için 1 puan, ikinci paragraftaki bilgilerin karşılığında 3, üçüncü ve dördüncü paragraftaki bilgilerin karşılığında da yine üçer puan takdir edilecektir)

III. Geçersizlik (hükümsüzlük) nedir, kaç türlüdür? Her bir geçersizlik türünü birkaç cümle ile açıklayınız. (Geçersizlik olarak nitelendirilemeyen hususların yazılması halinde puan kırılacaktır). (10 puan)

Kurucu unsurları tam olan bir sözleşmenin kanunda öngörülen sebepler dolayısıyla hüküm ve sonuç doğurmamasına yada hüküm ve sonuç doğurmaya başladıktan sonra ortadan kaldırılabilmesine geçersizlik adı verilir.

Geçersizlik, butlan, eksiklik ve iptal olmak üçere üç türlüdür.

Butlan en ağır geçersizlik türüdür. Butlanda akit kurulmuştur ancak geçerlilik unsurlarında eksiklik ya da kanuna aykırılık bulunmaktadır. Kanun bazı hallerde sözleşmenin batıl olacağın düzenlemiştir. Örneğin BK. M. 19 ve 20’ye göre hukuka, ahlaka, kamu düzenine ya da şahsiyet hakların aykırı sözleşmeler ile konusu imkansız olan sözleşmeler batıldır. Butlanın sözkonusu olduğu hallerde sözleşme hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Butlan sebebi ortadan kalksa bile sözleşme kural olarak geçerli hale gelmiz. Tarafların aynı konuda yeni bir sözleşme yapmaları gerekir. Butlan hakim tarafından resen dikkate alınır. İtiraz olarak davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Butlanın ileri sürülebilmesi için kural olarak özel bir butlan davası açmayada gerek yoktur.

Eksiklik, geçerli olarak kurulmuş bir sözleşmenin etkinlik unsurlarındaki eksiklik dolayısıyla hüküm ve sonuç doğurmaya başlamamasıdır. Örneğin şarta bağlı işlemlerde şartın henüz gerçekleşmemesi ya da bir küçüğün kanuni temsilcinin izni olmadan yapamayacağı bir işlemi yapması gibi. Böyle durumlarda eksik unsur sonradan tamamlanırsa işlem geçerli hale gelir ve hüküm ve sonuç doğurmaya başlar. Tamamlanmaz ise, hiç yapılmamış gibi ortadan kalkar. Eksiklik de hakim tarafından resen dikkate alınır.

İptalde sözleşme kurulmuş ve hükümlerini de doğurmaya başlamıştır. Fakat Kanunda öngörülen bir sebepten dolayı, kendisine iptal hakkı tanınan tarafça, bu hak kullanılarak ortadan kaldırılabilmektedir. Örneğin hata, hile ve ikr ah hallerinde iradesi sakatlanan kişi sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. İptal hakkı varması gerekli tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılır. Kural olarak bir iptal davası açmaya gerek yoktur. İptal beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşme yine kural olarak geçmişe etkili bir biçimde ortadan kalkar. İptal bir def’i olduğu için hak sahibi tarafından ileri sürülmesi gerekir.

(Tanım 1 puan, her bir geçersizlik türü için verilen bilgiler için azami 3 puan takdir edilecektir. Eksik bilgi sözkonusu olursa eksiklik oranında puan kırılır. Geçersizlik türleri ile ilgili burada yazılı olanların dışında doğru bilgiler verilmesi halinde de puan takdir edilir. Yokluğun yada başka bir müessesenin geçersizlik olarak anlatılması halinde 2 puan kırılır)

IV. Soyut hukuki işlem ne demektir, soyutluğun ne gibi hukuki sonuçları vardır, kısaca açıklayınız. (10 puan)

Hukuki işlemin geçerliliği temelinde yatan bir sebebin varlık ve geçerliliğine bağlı değilse soyut hukuki işlemden söz edilir.

Bu tür işlemlerde sebep ile hukuki işlem arasındaki bağ çözülmüştür. Bu nedenle sebebin olmaması ya da geçersizliği, hukuki işlemin de geçersizliği sonucunu doğurmaz.

Sebep geçersiz olsa bile hak, geçerli bir biçimde intikal eder. Bu nedenle soyut hukuki işlemlerde verilenlerin iadesi için açılacak dava istihkak davası değil sebepsiz zenginleşme davasıdır. Soyutluğun önemli bir sonucu budur. İkinci önemli sonucu ise ispat yükünde ortaya çıkar. Sebebe bağlı işlemlerde davacı (alacaklı) hem hukuki işlemin hem de sebebin varlığını ve geçerliliğin ispat etmek durumundadır. Oysa soyut işlemler alacağını talep eden davacı, bu alacağın geçerli bir sebebinin bulunduğunu ispat etmek zorunda değildir. Sebebin olmadığını ya da geçersiz olduğunu borçlu ispatlamak zorundadır.

(Tanım için 2, ikinci paragraftaki bilgi ya da bu anlama gelen açıklamalar için de 2 puan takdir edilecektir. Davalar ile ilgili açıklama 3, ispat yükü ile ilgili açıklama yine üç puandır. Doğru olmak kaydıyla burada yapılmayan açıklamalar için de puan takdir edilecektir).

V. İki tarafa borç yükleyen akitlerde borçlunun temerrüde düşmesi durumunda alacaklı hangi haklara sahiptir? Bu haklarını nasıl kullanabilir, açıklayınız. (10 puan)

BK.m. 106’ya göre alacaklı, üç hakka sahiptir. Bunlar, ifa ile birlikte gecikme tazminatı isteme, ifadan vazgeçerek müspet zararının tazminini talep etme ya da sözleşmeyi feshederek menfi zararlarının tazminini talep etme haklarıdır.

Eğer alacaklı ifayı ve gecikme tazminatını isteyecekse, bu amaçla özel bir işlem yapmasına gerek yoktur. Zamanaşımı süresi içinde bu hakkını her zaman kullanabilir. Fakat diğer iki haktan birini seçecekse, kural olarak borçluya uygun bir mehil vermesi gerekir. Mehil ifa için verilir. Bu mehil zarfında da borçlu borcunu ifa etmezse alacaklı bu iki haktan birini seçebilir. Fakat seçimini derhal borçluya bildirmesi gerekir. Aksi halde ifa ve gecikme tazminatı talep etme hakkını seçmiş sayılır. Mehile rağmen borçlu borcunu ifa etmezse alacaklı ifadan vazgeçmek ya da sözleşmeden dönmek zorunda değildir. İfayı da seçebilir.

(Her bir hak için 2 puan verilecektir. Mehil verilmesi gerektiğini yazan 2, diğer iki hakkın derhal kullanılması gerektiğini yazan 2 puan alır. Bu hakları yanlış yazandan her bir yanlış için 1 puan kırılır. Örneğin ifadan vazgeçip müspet zararın tazmini ister yerine menfi zararın tazminini isteyebilir yazandan 1 puan kırılır).

VI. Sorumsuzluk sözleşmesi nedir? Kanunda nasıl düzenlenmiştir? Bu düzenleme, borçlunun yardımcı kişinin fiilinden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaya yönelik sorumsuzluk sözleşmesinin kanundaki düzenleniş tarzından farklı mıdır? Farklı ise nasıl bir fark bulunmaktadır? (10 puan)

Borçlu ile alacalının bir sözleşme yaparak (ya da aralarındaki sözleşmeye hüküm koyarak) borçlunun borcunu ifa ederek alacaklıya vereceği zararlardan dolayı sorumlu olmayacağına kararlaştırmalarıdır.

Sorumsuzluk sözleşmesi BK. 99’da düzenlenmiştir. Bu hükme göre, borçlunun kastından ya da ağır ihmalinden sorumlu olmayacağına ilişkin şartlar batıldır. Şu halde borçlunun sadece hafif ihmalinden dolayı sorumlu olmayacağına ilişkin bir sözleşme yapılabilir. Öte yandan, BK. m. 99, iki halde, hafif ihmal halinde sorumlu olunmayacağına ilişkin kayıtların da hakim tarafından batıl sayılabileceğini düzenlemiştir. Bunlardan birincisi, sorumsuzluk şartının sözleşmeye konulduğu esnada borçlunun alacaklının hizmetinde olması, ikincisi ise sorumluluğun hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir işin görülmesinden kaynaklanmasıdır.

Yardımcı kişinin davranıştan dolayı borçlunun sorumlu olmayacağına ilişkin bir sözleşme de yapılabilir. Bu konu BK. m. 100’de düzenlenmiştir. Fakat bu düzenleme dikkatle incelendiğinde, yardımcı kişinin kasten ya da ağır ihmali ile verdiği zararlardan borçlunun sorumlu olmayacağına ilişkin sözleşme kayıtlarının da geçerli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Hükme göre, yukarıda sayılan iki halde yani sorumsuzluk şartının konulduğu esnada alacaklının borçlunun hizmetinde bulunduğu veya sorumluluğun hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir işin görülmesinden kaynaklandığı durumlarda sadece hafif ihmalden doğan sorumluluk sözleşme ile ortadan kaldırılabilir.

(Tanım için 2 puan, ikinci paragraftaki açıklamalar için 4 puan, üçüncü paragraftaki açıklamalar için yine 4 puan takdir edilecektir. Yanlış bilgiler verenlerden, yanlışlık dikkate alınarak belli ölçüde puan kırılır).

VII. OLAY:

Müteahhit M ile, arsa sahibi A arasında yapılan inşaat sözleşmesi gereği, M, A’nın arsasına dört katlı bir bina yaparak 01.09.2007 tarihinde teslim edecektir. Gecikme halinde gecikilen her ay için 5.000 YTL cezai şart ödeneceği kararlaştırılmıştır. Fakat bu tarih dolduğu halde müteahhit binanın çatısını, bahçe düzenlemesini ve taban tahtalarını bitiremediği için teslimatı yapamamıştır. Aradan 6 ay geçtikten sonra Müteahhit M, arsa sahibi A’ya bir ihtarname çekerek, binanın tamamlandığını gelip teslim almasını istemiştir. Bunun üzerine binayı gezen A, eksik kalmadığını görerek teslim almış, gecikme konusunda bir şey söylememiştir. Üç ay sonra, S.Ü. Hukuk Fakültesi 2. sınıfta okuyan oğlu Zeki, final imtihanları bittiği için memleketine babasının yanına dönmüş, binanın geç teslim edildiğini öğrenince babasına, cezai şartı talep etmek için dava açabileceğini söylemiştir.

a) Bu olayda ne tür bir vade vardır, (bu vade yi diğerlerinden ayıran şey nedir) neden? 01.09.2007 tarihinde binayı teslim edemeyen M’yi temerrüde düşürmek için A ne yapmalıdır, neden? (10 puan)

Bu olayda belirli vade vardır. Çünkü vade tarihi taraflarca önceden tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirlenmiştir. Öyle olmasaydı belirsiz vade olurdu. Kesin vadeden de söz edilemez. Çünkü borç vadesinde ifa edilmediği takdirde alacaklıya derhal sözleşmeden dönebilme imkânı tanınmıştır. Ayrıca bu olayda vade geçtikten sonra bile ifa alacaklıya yarar sağlamaktadır.

Olayda belirli vade olduğu için, alacaklını bir şey yapmasına örneğin ihtarname göndermesine gerek yoktur. Vadenin dolmasıyla borçlu kendiliğinden temerrüde düşer.

(Sadece belirli vade olduğunu yazana 1 puan verilir. Belirsiz vade ile farkını açıklayana 2 puan, kesin vade ile farkını açıklayana 3 puan takdir edilecektir. İhtara gerek olmaksızın borçlunun temerrüde düştüğünü yazanlara ise 4 puan verilecektir.)

b) Bu olayda ne tür bir cezai şart kararlaştırılmıştır, A bu cezai şartı talep edebilir mi, neden? (10 puan).

Bu olayda ifaya eklenen cezai şart vardır. Çünkü borçlunun borcunu zamanında ifa etmemesi hali için bir cezai şart öngörülmüştür. Fakat A’nın cezai şartı talep edebilmesi için ya ifa esnasında bu hakkını talep etmesi yahut ifayı ihtirazi kayıtla kabul etmesi yani cezai şart alacağını saklı tutması gerekirdi. Olaydan anlaşıldığı kadarıyla A ifayı kabul ederken cezai şart alacağını saklı tutmamıştır. Bu nedenle artık cezai şart isteyemez. Çünkü cezai şart fer’i bir haktır. Asıl hak olan alacak hakkı sona erince, saklı tutulmayan fer’i hak da sona erer.

(İfaya eklenen cezai şart olduğunu söyleyenlere 2, gerekçesini açıklayanlara 2 puan verilecektir. Hakkın saklı tutulması gerektiğini söyleyenlere 3, gerekçesini açıklayanlara yani ferilikten söz edenlere yine 3 puan takdir edilecektir.)

c) Altı ay sonra binayı teslim almak üzere giden A, kapıların eşiklerine konulması gereken mermerlerin konulmadığını, sözleşme gereğince takılması gereken lavabo bataryalarının takılmadığını ve bahçe kapısının da sözleşmeye aykırı olarak kötü bir malzemeden yapıldığını görse, teslim almaktan kaçınabilir mi? Siz arsa sahibinin avukatı olsaydınız böyle bir durumda kendisine ne önerirdiniz, neden? (10 puan)

Alacaklının kısmi ifayı yahut ayıplı ifayı kabul etme zorunluluğu yoktur. Ancak kısmi ifayı reddetmek dürüstlük kuralına aykırı düşecek yahut hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecekse kabul etmek zorundadır. Aksi halde borçlu değil alacaklı temerrüde düşer. Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, ifa edilmeyen kısım için temerrüde düşer. Bu olayda bina önemli ölçüde tamamlanmış, çok küçük eksikler kalmıştır. Alacaklının edimi kabul etmemesi haklı değildir. Bu nedenle avukat olarak müvekkile, ifayı kabul edip, eksik kısımlar için tazminat talep etmesini salık vermek en doğru yoldur.

(Kısmi ve ayıplı ifadan söz eden 2, bu olayda kısmi ifayı reddetmenin dürüstlük kuralına aykırı düşeceğini söyleyen 2, böyle bir durumda alacaklı temerrüdünün oluşacağını yazan 3, müvekkiline ifayı kabul edip tazminat istemesini tavsiye eden 3 puan alır)

d) A binayı teslim almak üzere gittiğinde Müteahhit M’nin yanında çalışan ve binada iki yıl boyunca bekçilik yapan B, M’nin talimatı üzerine binayı ve yapılan işleri A’ya göstermek üzere kapıyı açtıktan sonra dikkatsiz bir şekilde bırakıvermiş ve kapı A’nın kafasına hızla çarparak başının yarılmasına sebep olmuştur. Bu durumda A kime ya da kimlere karşı hangi hükümlere göre dava açabilir, neden? (10 puan).

Bu olayda M’nin yardımcısı B, A’ya zarar vermiştir. M ile A arasında önceden kurulmuş bir borç ilişkisi mevcuttur. M,bu borcu ifa ederken yardımcısı B’den yardım almış ancak B’nin davranışı sonucunda A yaralanmıştır. BK. m. 100’e göre M sorumludur. M’nin sorumluluğu bir kusursuz sorumluluktur. Bu nedenle A, kusuru olmasa bile M’ye karşı tazminat davası açabilir.

B ile arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, eğer B’nin kusuru varsa bu davranış bir haksız fiil teşkil eder. B aleyhine de haksız fiil hükümlerine göre dava açılabilir. Burada BK. m. 51 anlamında bir müteselsil sorumluluk sözkonusudur.

(BK. m. 100’e göre dava açılacağını yazanlara 1, gerekçesini açıklayanlara yani önceden kurulmuş borç ilişkisi olduğunu söyleyenlere 3, bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğunu yazanlara 1, B’nin haksız fiil sorumluluğu bulunduğunu yazanlara 3, B ile M’nin müteselsil sorumluluğu olduğu yazanlara 2 puan takdir edilecektir).

LÜTFEN DİKKAT!. HER ÖĞRENCİNİN, BİLGİ İSTEME KANUNUNA GÖRE, SORULARIN VE CEVAP ANAHTARININ KENDİSİNE VERİLMESİNİ VEYA AÇIKLANMASINI, AYRICA KÂĞIDININ OKUNUP NOTLANDIRILMIŞ HALİNİN BİR FOTOKOPİSİNİN KENDİSİNE VERİLMESİNİ İSTEME HAKKI BULUNMAKTADIR.

Yazar: Konuk Yazar

Ayrıca bknz.

Selçuk Hukuk Borçlar Genel Vize Soruları (2007/08)

2007 – 2008 ÖĞR. YILI, S.Ü. HUKUK FAK. BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜK. VİZE İMTİHANI 18.01.2008 …

X