Anasayfa / Eğitim / Selçuk Hukuk İcra İflas Hukuku 08-09 Vize Sınavı

Selçuk Hukuk İcra İflas Hukuku 08-09 Vize Sınavı

S.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ
İCRA VE İFLAS HUKUKU DERSİ
NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI VİZE SINAVI
23.01.2009
SINAV TALİMATI: 1. Sınav süresi 90 dakikadır. 2. Mürekkepli kalem kullanılacaktır. 3.İİK kullanmak serbesttir. 4. Kağıt sınırlaması yoktur. 5. Cevaplar mutlaka gerekçeli olacaktır.6. Öğretim türünü belirtiniz.
OLAY: Merkezi Konya’da bulunan Alacaklı kooperatif, aynı zamanda merkezi İstanbul’da olan bir kolektif şirketin de ortağı olan Ankaralı borçlu ortak B aleyhine, aidat alınmasına ilişkin kooperatif yönetim kurulu kararına dayanarak 06.09.2008 tarihinde genel haciz yoluyla icra takibi yapar. Borçlu ortak, icra takibinde “borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle yönetim kurulunun kararlaştırdığı faiz’e itiraz ederek, bu kadar borcu olmadığı” şeklinde itiraz eder. Alacaklı kooperatif, aidat ödenmesine ilişkin yönetim kurulu kararı bulunduğunu, bütün ortakların borcunu ödediğini ileri sürerek ve yönetim kurulu kararını arz ederek İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmiştir.
SORULAR 

1-Alacaklı Kooperatifin başvuracağı bu genel haciz yolu ile takipte, yetkili icra dairesi veya daireleri neresidir?(5 Puan).
2-Borçlunun itirazının niteliği nedir? Size göre geçerli bir itiraz mıdır? Takibe etkisi ne olur? (10 Puan)
3-İcra Mahkemesinin, itirazın kaldırılması hakkında nasıl bir karar vermesi gerekir. Tartışınız? (10 Puan).
4-Kooperatifin yapmış olduğu takip kesinleşmiştir. Borçlu kooperatife giderek aidat borcunu ödemiştir. Kooperatifte o anda orda bulunan kendisinin Kooperatifin yöneticisi olduğunu söyleyen bir şahıstan makbuz almıştır, makbuzun arkasını da kaşeleterek, imzalatmıştır.
a-Buna rağmen alacaklı kooperatifin takibe devam etmek istemesi üzerine, borçlunun ne yapması gerekir? Belirtiniz. (5 Puan)
b-Kooperatif makbuzun altına imzalayan şahsın kooperatifi temsile yetkili kişilerden olmadığını söyler ise, bunun yukarıdaki duruma etkisi ne olur? (5 Puan)
c-Borçlunun talebinin reddedildiğini varsayarsak bu durumda borçlunun ne yapması gerekir? Borçlunun kesinleşen takibi durdurmasının herhangi bir yolu var mıdır? (10 Puan).
5-Kooperatifin talebi üzerine, icra müdürü haciz için B’nin evine gelmiştir. İcra müdürü burada, B’nin kirada oturduğunu, ancak başkasına kiraya verdiği, mülkiyeti kendisine ait ve üzerinde ipotek bulunan bir de dairesinin bulunduğunu öğrenmiş ve B’nin kiraya verdiği dairesini haczetmiştir. İcra müdürünün bu işleminin doğru olup olmadığını Yargıtay’ın da bu konudaki görüşlerini de dikkate alarak cevaplayınız. Bunun üzerine borçlu neyi, ne zamana kadar, nerede ileri sürmesi gerekir? (10 Puan).
6-Borçlu B aleyhine, 09.06.2008 tarihli bir borç senedine dayanarak, C, genel haciz yolu ile takip yapmış ve takibi kesinleşmiştir. C, kooperatifin B’ye ait daire üzerine koydurmuş olduğu hacze iştirak etmek istemektedir. Bu mümkün müdür? Hacze iştirak için gerekli şartları da belirterek açıklayınız? (5 Puan).
7-Borçlunun evinde haczedilen dizüstü bilgisayar, borçluya yedi emin olarak bırakılmıştır. Borçlu bu bilgisayarı ikinci el bilgisayar alım-satım işi yapan D ye götürerek satmıştır. Bunu öğrenen alacaklı vekili, yerinde bu bilgisayarın borçlunun olduğunu iddia ederek, muhafaza tedbiri alınmasını istemiştir. D’nin bu bilgisayarın artık kendisine ait olduğunu iddia etmesine rağmen icra müdürü yeniden haciz yapmış ve muhafaza tedbirini alarak bilgisayarı bir yedi emin deposuna bırakmıştır.
a-Bilgisayarın mülkiyeti D’ye geçmiş midir? Neden? (10 Puan).
b-D’nin bu haciz sırasında hangi iddiayı ileri sürmesi gerekir? Bu iddia nasıl incelenir?(10 Puan).
8-Aşağıda bulunan Yargıtay Kararını kararı tekrar etmeksizin sadece İcra ve İflas Hukuku bilgileriniz açısından değerlendiriniz?(20 Puan).
Karar : “…Mahkemece davanın kabulüne, inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı, elinde ilam hükmünde belge olduğu halde ilamsız icra takibinde bulunmuş, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali ile %40 inkar tazminatı istemiştir. Mahkemece itirazın iptali ile %40 oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir. Elinde ilam veya ilam hükmünde belge bulunan kişi ilamların icrası yolu ile icra takibi yapabileceği gibi, ilamsız icra takibi de yapabilir. İlamsız icra takibi yapmasına engel yasa hükmü yoktur. Ne var ki davacı elinde ilam hükmünde belge olmasına rağmen ilamsız icra takibi yapmak suretiyle inkar tazminatı almayı amaçlamaktadır. Bu nedenle alacaklıyı iyi niyetli kabul etmek mümkün değildir. Alacaklı ilamsız icra takibi yaparak hakkını suistimal ettiği dosya içeriği ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi…” usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Başarılar Dilerim…
Prof. Dr. Ömer ULUKAPI
CEVAPLAR
C.1. Öncelikle genel yetkili icra dairesi olan borçlunun ikametgah icra dairesi Ankara İcra Daireleri yetkilidir. Olayımızda bir para alacağı söz konusudur. Para alacaklarında, aksine bir şey belirtilmemiş ise BK. 73 ‘e göre alacaklının ikametgahı ifa yeridir. Alacaklı kooperatifin merkezi ise Konya olduğuna göre, Konya icra daireleri de yetkilidir. Bu soruda kooperatif ortağı olan B’nin, kollektif şirketinde ortağı olması bir şey ifade etmemektedir.
C.2. Borçlunun itirazının niteliği kısmi itirazdır. Kısmi itirazın özelliği itiraz edilen kısmın belirtilmiş olması gerekliliğidir. Kısmı itiraz halinde yalnızca itiraz edilen kısım hakkında takip durmaktadır. Eğer itiraz edilen kısım belli değilse itiraz yapılmamış olarak kabul edilir. Olayımızda borçlu ana paraya değil uygulanan faize itiraz etmiştir. Yani itiraz edilen kısım bellidir. Çünkü faiz alacağı feri bir borçtur. Bu durumda anapara üzerinden takip devam edecek ancak takip talebinden belirtilen faiz kısmına ilişkin takip duracaktır.
C.3. İcra mahkemesinin alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddetmesi gerekir. Çünkü borçlunun itirazının kaldırılması için alacaklının elinde m. 68 de belirtilen belgelerden birinin olması gerekir. Oysa alacaklı kooperatif kendi yönetim kurulu kararına dayanarak itirazının kaldırılmasını talep etmiştir. Yani kendi yapmış olduğu bir belge ile karşı tarafın aleyhine belge yaratmıştır. Bu husus m. 68 de sayılan hususlardan değildir. Bu durum yargılamayı gerektirir. Bu nedenle alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali yoluna gitmesi gerekir. Ancak burada tartışılması gereken şey, m. 68’de yazılan belgelerden olan yetkili makamların usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler arasına girip girmediği tartışması yapılabilir. Kanundaki ifade “resmi dairelerin veya yetkili makamların” ifadesidir. Yani resmi daire dışında olmayan yetkili makamlarından bu şekilde belgeler düzenleyebilecekleri anlamına gelmektedir. Ancak yetkili olmaları gerekir ki sorun bu yetkiyi kimin vereceğidir. Kanun tarafından verilen bir yetki mi yoksa mesela olayımızda olduğu gibi kooperatif ortaklarının vereceği bir yetki geçerlimidir. Kat mülkiyeti kanunda buna benzer bir yetki verilmiştir. Kat malikleri yönetim kurulunun karar defterine işlenmiş aidat borçları m. 68 anlamında belge sayılır. Kooperatifiler kanununda bu şekilde özel hüküm olması gereklidir.
Not: Görüldüğü gibi bu bir tartışmadır. Bu tartışmayı yapmayıp ilk cevabı veren puan alacaktır. Ancak bu tartışmaya en azından giren veya yaklaşan veya en azından sorabilenler tam puan alacaktır. Sizden kapsamlı bir tartışma değil hukuki düşünüş mantığınız çerçevesinde en azından sorunu görüp göremediğiniz fark edilmeye çalışılmıştır.
C.4.a.Borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse takibin iptal ve talikini icra mahkemesinden isteyebilir. Borçlu haczin kesinleşmesinden sonra borcunu ödemiş ve yetkili olduğunu düşündüğü kişilerden borcun ödendiğine dair belge almıştır. Bu belgeye dayanarak icra takibinin iptali yoluna gidebilir.
b. İcra takibinin iptali yolunda borçlunun elinde noter senedi veya imzası ikrar edilmiş bir adi senet olmalıdır. Olayımızda alacaklı kooperatif, borçlunun elinde bulunan makbuzun altını imzalayan şahsın kooperatifi temsile yetkili kişilerden olmadığını söylemektedir. Dolayısıyla alacaklı kooperatif, borçlunun elinde bulunan belgeyi inkar etmektedir. İcra mahkemesi icra takibinin iptali yolunda bu durumu inceleyemez. Bu nedenle borçlunun takibin iptali talebi reddedilmesi gerekir.
c. Bu durumda borçlunun genel mahkemelerde bir menfi tespit davası açması gerekir. Menfi tespit davasında iddia edilen hususlar her türlü delil ile incelenebilecek ve kesin hüküm teşkil edecektir. Takipten sonra açılan menfi tespit davasında borçlu takibi durduramaz sadece teminat karşılığında ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmesini engelleyebilir. Ancak borçlu icra veznesine takip konusu borcun tamamını yatırır ve mahkemeden tedbir yolu ile icra veznesindeki bu paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin bir tedbir kararı alabilir. Bu şekilde dolaylı yoldan takibi durdurabilir.
C.5. Burada sorulan soru meskeniyet iddiasının bu durumda da ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Borçlunun kendi evinde oturmayarak kira da otursa dahi haline münasip evi haczedilemez. Ancak bunun için bir evi olması ve o evin haline münasip ev olması ve ipotekli olmaması gerekir. İİK m. 82/12 e göre borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Eğer evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır. Borçlu bu iddiasını şikayet yolu ile icra mahkemesine ileri sürmesi gerekir. Burada şikayet süresi haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gündür. Yargıtay’ a göre burada icra müdürünün her halukarda evi haczetmesi gerektiği borçlunun haczedilmezliği ileri sürmesi gerektiği görüşündedir. Bu görüş icra müdürünün haczedilmezlik kararına karşı yapılacak şikayetin incelenmesine kadar borçlunun evini satıp devretmesi ihtimalini bertaraf ettiği için, pratik ihtiyaçlara cevap vermesi bakımından isabetlidir. Ancak doktrin e göre haczedilmezlik hükümleri icra müdür ve yardımcılarına yönelik yazılmış bir hükümdür. Yani icra müdürünün bu hükümleri resen uygulaması gerekir. Bu durumda icra müdürünün borçlunun haline münasip evini hacizden kaçınabilmesi gerekir. Bunun üzerine alacaklının şikayet yoluna gitmesi gerekmektedir. Evini ipotek ettirmiş olan borçlunun ipotek alacaklısına karşı meskeniyet iddiasından vazgeçmiş sayılması gerekir. Ancak Yargıtay evini ipotek ettiren borçlunun bütün alacaklılarına karşı meskeniyet iddiasından vazgeçtiği görüşündedir. Ancak borçlu mesken kredisi almış ve bu kredi nedeniyle evini mesken kredisi veren bankaya haczettirmiş ise banka hariç diğer bütün alacaklılara hala meskeniyet iddiasından bulunabilir.
C.6. İlk haciz ilamsız takiptir. Takip tarihi ise 06.09.2008 dir. Yani ikinci alacaklının konulan ilk hacze iştirak etmesi için, ikinci alacaklının haciz isteme yetkisinin gelmiş olması, takip tarihinden önce alacağının doğmuş olması ve bunu kanunda sayılan belgelerden biri ile ispatlaması ve bunu ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar yapması gerekir. Olayımızda alacağın doğum tarihi olarak 09.06.2008 tarihi gösterilmektedir. Öncelik şartını taşımıştır. Ancak bu öncelik şartının İİK m. 100’de sayılan belgelerden biri ile ispatlanması gerekir. Oysa olayımızda ki belge bu sayılanlardan değildir. Yani tarafların aralarında tarihi serbestçe düzenleyebilecekleri bir belgedir. Bu nedenle icra müdürünün hacze iştirak talebini reddetmesi gerekir.
Not: Soruda sizden iştirak şartları dahilinde bir inceleme yapmanız istenmiştir. Öncelik şartı ve belge şartına özellikle değinilmesi belge şartının uymamasının nedeninin de yazılması gerekir.
C.7. a.Eşya hukuku hükümleri ve icra ve iflas hukuku hükümleri bir arada değerlendirildiğinde 3. kişi bilgisayarın mülkiyetini sahip olmuştur. Çünkü İİK 86’ya göre hacizli mal üzerinde borçlu, alacaklının muvafakatı ve icra müdürünün müsaadesi alınmaksızın mahcuz taşınır malda tasarruf edemez denilmekte. Hemen ardından haczedilmiş taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine dayanarak iyiniyetle iktisap ettiği haklar saklıdır denilmektedir. Buna göre 3. şahıs hacizli bir malı iyiniyetli olmak koşulu ile alırsa onun mülkiyetine sahip olacaktır. Aslında bu durum genel eşya hukuku hükümleri ile paralellik göstermektedir. Olayımızda 3. şahıs bilgisayar alım satım yapan bir şahıstır ve kural olarak iyiniyetldir. Bu nedenle mülkiyet 3. şahsa geçmiştir.
Not: Cevaplarınızda “mülkiyet geçmiştir” gibi ifadeler vardır. Ama nedenleri açıklanmamaktadır. Mülkiyetin neden geçmiş olduğu hem icra gerekiyor ise eşya hukuku hükümlerine göre açıklanması gerekir. aksi takdirde cevap yanlış olarak değerlendirilecektir.
b. 3. şahsa mülkiyetin geçmesi nedeni ile 3. şahıs bir mülkiyet iddiası ileri sürmektedir. Yani icra hukukunda bunun karşılığı istihkak iddiasıdır. Mal 3. kişinin elinde iken haczedilmiştir. Dolayısıyla burada İİK m.99 uygun bir istihkak prosedürün yürütülmesi gerekir. yani haczedilecek şey borçlunun elinde olmayıpta üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü şahıs nezdinde bulunursa icra müdürü o şahıs aleyhine icra mahkemesine müracaat için alacaklıya yedi gün mühlet verir. Bu mühlet içinde icra hakimliğine dava ikame edilmezse üçüncü şahsın iddiası kabul edilmiş sayılır. Burada bilgisayar 3. şahsın elinde haczedildiği için mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olacaktır. Dolayısıyla davayı açacak olan alacaklı veya borçlu malın 3. kişinin olmadığını ispatlamak zorunda kalacaktır. Olayımızda bir iyiniyetli mal iktisabı olduğu için davacı 3. kişinin iyiniyetli olmadığını malın haczedilmiş olduğunu bilerek malı aldığını dolayısıyla mülkiyetin 3. kişiye geçmediğini ispatlamak zorunda kalacaklardır.
C. 8. Sorun; İlam niteliğinde bir belge ile ilamsız icraya gidildiği zaman borçlunun itirazı üzerine duran takip itirazın iptali yolu ile hükümden düşürülmek istendiğinde icra inkar tazminatına hükmedilecek midir. Alt derece mahkemesi icra inkar tazminatına hükmedileceğine karar vermiş ancak Yargıtay alacaklının ilam niteliğinde bir belge olmasına rağmen ilamsız icra yolunu tercih eden alacaklının kötüniyetli olması nedeniyle alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğine karar vermiştir.
Çözüm: Elinde ilam niteliğinde bir belge bulunan alacaklının ilamsız icra takibi yapmasını engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlunun borca itirazına olanak vermesine ve böylece alacağına kavuşmasının gecikmesi ihtimalini bünyesinde taşımasına; kısaca ilamlı takip yoluna kıyasla, kendisi için daha az avantajlı olmasına rağmen, somut olayda ilamsız takip yolunu seçen davacı alacaklının, salt icra inkar tazminatı alabilmek için bu yola gittiğinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gibi, davacı hangi saikle hareket etmiş olursa olsun borca haksız şekilde itiraz ettiği çekişmesiz olan borçlu davalının da, borca haksız şekilde itiraz etmesi ve açılacak itirazın iptali davasında davacı alacaklının da istemesi halinde inkar tazminatına mahkum edilebileceğini bilebilecek durumda olduğu açıktır. Borca haksız şekilde itiraz eden borçlunun, asıl borçla birlikte icra inkar tazminatına mahkum edilmesi, eğer isteseydi borca itiraz etmeyerek önleme olanağına sahip olduğu halde, itiraz yolunu seçmek sureti ile bizzat kabullendiği kaçınılmaz bir hukuksal sonuçtur.
Sonuç: İlamlı niteliğinde ki bir belge ile de ilamsız icra yoluna gidilebilir. İtiraz halinde de şartları oluşmak koşulu ile icra inkar tazminatını borçlu mahkum edilebilir. Bu nedenle Yargıtay’ın vermiş olduğu karar yanlıştır.
Cevaplar Arş. Gör. Sayın Hakan Albayrak tarafından hazırlanmıştır.

Yazar: Konuk Yazar

Ayrıca bknz.

Selçuk Hukuk Borçlar Genel Vize Soruları (2007/08)

2007 – 2008 ÖĞR. YILI, S.Ü. HUKUK FAK. BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜK. VİZE İMTİHANI 18.01.2008 …

X