Anasayfa / Haber & Güncel / Güçlü Kadın, Güçlü Adalet

Güçlü Kadın, Güçlü Adalet

En son Özgecan Aslan vakasında ‘ artık yeter ‘ demiştim. Münevver Karabulut’tan beri süre gelen vahşice işlenen kadın cinayetleri vakası toplumdaki her bir bireyin meselesiydi. Oysa medyaya yansımayan medyatik değeri olmayan binlerce can da gitti bu esnada. Fark etsek de ses çıkarmadık, içten içe bilsek de sustuk. Çünkü susmak en masrafsız ve basit kaçış yoluydu çünkü boyun eğmek savaşmak istemeyen güçsüz insanların barınağıydı. Bugün gelinen ‘ artık ölmek istemiyorum’ ve ‘ anne ölme’ feryatlarına bakılırsa ataerkil toplum yapısı artık her bir bireyden öte bilhassa kadınların meselesi.

Neden mi?

Ataerkil bir yapıda doğmuş, büyümüş ve de büyümeye çalışan her kadın içten içe kendini 2.sınıf vatandaş görmeye aşinadır. Her türlü seçme-seçilme,eğitim ve kültür hakkı olsa da toplumda kullanılan o iç karartıcı ama kalıplaşmış sözcüklerin eseridir onları bu aşinalığa iten.

‘ Erkek; adamdır yapar, gider, gezer, dolaşır’
‘ Erkek; evi geçindiren evin direğidir’
‘ Erkek; ağlamaz, ağlayamaz çünkü güçlüdür, kadın ise ağlar çünkü güçsüzdür’
‘ Erkek; cinsellik yaşayabilir doğaldır kadın yaşarsa ayıptır’
‘ Erkek; işinin adamı kadın ise evinin hanımıdır erkeğine hizmet eder’
‘ Erkek; ne derse odur, kocandır o çok da şey etmemek gerek’
‘ Erkek; gece geç saatlere kadar dolaşabilendir kadına yakışmaz’
‘ Erkek; istediği kadar ve istediği derece kahkaha atabilendir kadın ise iffetine ve
namusuna sahip çıkan’

Yukarıdaki cümleleri duymayan, kullanmayan veya aşinalığı olmayan hiçbir birey yoktur, bundan şüphesiz eminim. Ve şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki bunu bir adamın kullanmasından normal bir şey yokken kadının kullanıp kadının kabullenmesinden de daha anormal bir durum yok. Neden mi? Çünkü tüm bu cümleler erkeğin lehine ve erkeğin üstünlüğüne işaret. Hiçbir aklı başında erkek kalkıp da erkek egemen oyununu bozacak değil. Bir adam neden kendi egemenliğini yıkmak istesin, bir adam neden kendi güvenli alanından çıkmak istesin zaten. Bizim toplumca ihtiyacımız olan bu cümlelere inanmayan, itimat göstermeyen, sözleri ve icraatleri ile karşı çıkabilen GÜÇLÜ kadınlar.

Tıpkı M.Ö 8000 yıllarda var olan anaerkil yapıdaki kadınlar gibi… Bu kadınların varlığı hayal ya da halüsinasyon değil. Az bir araştırma yaparsanız eğer ying ( dişil enerji ), yang ( eril enerji) ile donatılan insanların birleşimiyle nasıl mutlu ve huzurlu bir toplum yapısının var olabildiğini sizler de göreceksiniz.

Güçlü kadın olabilmek kas gücüyle olmuyor hanımlar. Eğer öyle olsaydı emin olun erkeklerden 10 kat değil 100 kat üstün olurduk ve erkekleri cinsiyet dışında ayıran hiçbir değer kalmazdı.

Güçlü kadın olabilmek; kendi ayakları üzerinde durabilmekten, dişil enerjisinin farkında olup bu müthiş enerjiyi sarmalayabilmekten geçiyor. Çoğu kadın farkında değil belki ama biz kadınlar yaratıcı bir gücüz. Erkeğin dağıttığı veya yıktığı, kendi sığ dünyasında kaybolduğu her türlü duyguyu uğraşsız ve çabasız salt içimizde var olan o dişil enerjiyle var edebilenleriz.

Neden kadın olmaktan gurur duyacağınıza neden size sarmalayan dişil enerjinizin farkına varıp onu kullanacağınıza kadın olmaktan utanıyorsunuz?

Cahil ve eğitimsiz, kalbi taş tutmuş, nefret ve kinle beslenen bir adam sizin kadınlığınızdan utanmanız için bir bahane mi yoksa dünyaya kadın olarak geldim zaten şanssızım diyeceğiniz bir kaçış noktası mı? Böyle bir adamın bir kadına yaptığı gerek şiddet gerek hakaret gerek eziyet gerek de işlediği cinayet kadın olarak dünyaya gelmenin suçu mu gerçekten?

Sosyal medyada sürekli ‘ işte kadın olmak böyle zor, işte kadın olmak böyle kötü, böyle dayanılmaz, nefes alınmaz, Tr’de 4 şey olmayacaksın bunlardan biri de kadın’ paylaşımları yapacağınıza kaçınız yaratıcı gücü içinizde taşıdığınızı ve bu güçle her şeyi değiştirme gücünün sizlerin elinde olduğunun farkında oldunuz?

Çoğunuz olmadı biliyorum, çünkü oysaydı bugün kadın cinayeti diye bir kavramın öne çıkmasından ziyade insan cinayeti insanoğlunun içerisindeki sevgisizlik yüzünden halen var olacaktı. Bunun cinsiyeti asla ön planda olmayacaktı.

Ve olsaydı eğer bugün haykıra haykıra ‘ KADINIM VE BUNDAN GURUR DUYUYORUM, DEĞERİMİ BİLMEYEN HER ER KİŞİYE MEYDAN OKUMASINI BİLİYOR VE ASIL PROBLEMİN KADINLIĞIMDAN DOLAYI DEĞİL ZİHNİYET VE EĞİTİMSİZLİKTEN KAYNAKLANDIĞINI KABULLENİYORUM. AMA BU ONLARIN SORUNU BENİM KADINLIĞIMIN ASLA DEĞİL’ diyebilecektiniz.

Sevgili kadınlar; günlük hayatınıza bir dönüp bakın lütfen. Her gün kadınlığınız üzerinden yapılan küfürlere nasıl kayıtsız kaldığınızı bir fark edin artık en basitinden.

Kaçınız ‘ amına koyarım, koydum, ananı s…., anasını avradını vs… ’ laflarını bir KADIN olarak kullanıyor veya bunu kullanan bir adama gülüyorsunuz? Kaçınız kadın bedeni üzerinden inşa edilen o iğrenç espri ve ataerkil yapıya boyun eğip adamın at koşturduğu oyun alanını destekliyor ve fidanların daha çok büyümesini sağlıyorsunuz?

Kaçınız hala çoğu cümleninizin içerisine ‘ adam gibi’ lafını ekliyor ve bunu sorgulamadan mütemadiyen yapmaya devam ediyorsunuz?

Sonra bir dönüp annelerinize bakın, anne adayı veya hali hazırda anne iseniz kendinize bakın. Kaç tane anne, kadınla erkek eşit haklara sahip olsa da doğduğu günden beri her iki tarafı da eşit büyütüyor? Mesela oğlunuz pembe giyince kızıyor, oğlunuz ağlayınca azarlıyor, oğlunuz çamaşır, ütü ve yemeğe el değince hanım evladı ilan ediyor veya bebekle oynasa bizim oğlan elden gidiyor diyor musunuz?

Peki ya siz sevgili kız arkadaşlar, eş adayları erkek sizi kısıtlayınca boyun eğiyor, hayattaki en büyük amaçlarınızdan vazgeçiyor, onu kaybetmemek adına kulu kölesi olurken kendinizi dolayısıyla hayatınızı kaybediyor ve toplumun sizi soktuğu kalıba uyup her türlü eşit hakkınıza rağmen kendinizi 2.sınıf vatandaş olarak kabullenip boyun mu eğiyorsunuz?

Tüm bu sorulardan en az birine bile evet diyorsanız ki diyorsunuz biliyorum, ataerkil toplumun dayatmasına mahkumsunuz, mahkumuz. Çünkü erkeklerin yarattığı kendi oyun alanlarını destekliyorsunuz. Erkekler o alanda mutlu, huzurlu ve güvende. İstedikleri kadar cirit atıp istedikleri kadar haykırabiliyorlar. Siz mızıkçılık bile yapıp o alanı bozmaya çalışmıyorsunuz!

Sonra kalkmış kadın cinayetinden ve ülkede kadın olarak yaşamanın zorluğundan bahsediyorsunuz. Bir insana bunca yetki verip tüm alanı ona bırakırken o insanın bu durumdan utanacağını ve o alandan çıkacağını mı düşünüyorsunuz?

Tabii ki hayır!

Evet bir insan kaliteli eğitilecek ki bilinçlensin ve en azından doğru muhakeme yapabilsin fakat daha önemlisi bir insanın sevgi tomurcuklarıyla büyütülmesi ve eğitilmesi. Bu tomurcukları yaratan kadınsa eğer tomurcukları ekip onların çoğalmasına sebep olacak da kadındır yine…

Siz hala dişil enerjinizi yaratmak, sevmek yerine yok etmek ve kabullenmekle yoruyorsanız daha çok susup daha çok boyun eğip daha çok kadınlığınızı sorgulamakla sınanırsınız çünkü siz susarken ataerkil yapı haykırıyor, siz boyun eğerken ataerkil yapı at koşturmaya devam ediyor.

Kadın cinayetleri hakkında bir icraatta bulunmak istiyorsanız lütfen önce kendinizde icraata geçin. Başta kadın olmanın o ince ayrıntısını, var oluş gücünüzü, enerjinizi, dişiliğinizi kavrayın. Sonrasında susmayın konuşun, boyun eğmeyin kadınlığınızdan gurur duyun!

Siz kadın olmayı sevdikçe onlar KORKACAK,
siz kadın olmaktan gurur duydukça onlar KAÇACAK DELİK ARAYACAK,
siz kadın olmanın tadına varınca FERYADINIZ YALNIZ SEVİNÇ ÇIĞLIKLARINIZDAN İBARET OLACAK,
siz kadın olarak ayakta dimdik durdukça GÜÇLÜ KADIN VE GÜÇLÜ ADALET ARTIK KAÇINILMAZ OLACAK.

Hiç yoksa buna inanın ve artık harekete geçin!

Yazar: Ece ERGÜNEY

Ece ERGÜNEY
Özyeğin Üniversitesi Hukuk fakültesi mezunu / yasal stajyer

Ayrıca bknz.

Avukatın Resmi Kılık ve Kıyafeti

Geçtiğimiz hafta Anadolu 2.İş mahkemesinde vuku bulan olay sebebiyle gecikmiş de olsa bu yazıyı kaleme …

X