Anasayfa / Haber & Güncel / 95 senede değişmeyen: Atatürk

95 senede değişmeyen: Atatürk

Dünya savaşından harap düşmüş, perişan olmuş bir Türkiye gerçekliğinden sonra Mondoros Mütarekesi’nin imzalanması ile ülke işgal edilmişti. İngiltere’nin bu işgaline dayanamayan Türkiye bu noktada tüm dünyanın bugün imrenerek konuştuğu, halen gerçekliğine inanamadığı bir lider sayesinde meclis hükümeti kurarak ilerleyen zamanlarda buna Cumhuriyet adını verdi. O dönem Cumhuriyet kelimesinden bahsetmek bile halife ve padişah yandaşları açısından korkunç ve tehlikeliyken tüm dünyaya adını kazımış cesur ve ileri görüşlü büyük lider 28 Ekim 1923 gününün akşamı ‘ efendiler yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’ dedi.

Peki ya 29 Ekim 1923 bizlere neleri kazandırdı?

Ekonomik anlamda harap olmuş bir Türkiye’yi değiştirilen politikalarla 2.dünya savaşından sonra dünya ticaretine entegre olabilmesini sağladı.

Eğitim alanında her türlü yenilikler yapılarak yeni fakülteler kuruldu. Bunların başında Dil ve tarih-coğrafya fakültesi ile Ziraat fakültesi geldi. Bugün bu güzel ve Osmanlıcanın karmaşasından kurtulmuş türkçemizi kullanabiliyorsak ne mutlu ki o zamanlar bizler için seferber olan güzel insanların sayesindedir.

Cumhuriyet ekonomi ve eğitimin yanı sıra sanat için de yeniliklerin başlangıcıydı. Konservatuarlar kurularak sanata verilen önem ön plana çıkarıldı. Bu sayede bizler bugün nice değerli sanatçıları yetiştirip nice güzel melodileri ta içimizde hissedebiliyoruz.

Hukuk sistemimiz padişahların, halifelerin şeriatlarından kurtulup yerine modern kanunlara bıraktı. Bugün bu kanunlar gereği gibi uygulanıyor olsa belki de tüm dünyanın imreneceği derecede hukuk devleti olabilecek bir zemini bıraktı bize Cumhuriyet. Yetmedi laiklik, demokrasi, eşitlik gibi hakları sundu önümüze.

Yetmedi kadınlarımız aydınlatıldı bir bir, teker teker. Bugün özenilerek bakılan, ah medeniyet var denilen Batı ülkelerinin çoğundan önce kadınlara obje olarak bakmayan onlara değer veren onları seven ve sayan büyük lider tarafından seçme ve seçilme hakları armağan edildi. Onların da birey olarak sağlam olarak yere basmalarına olanak verildi. Yetmedi o dönem yaygın olan sıtma, verem gibi ölümcül hastalıklar sağlık sistemine getirilen yeniliklerle sorun olmaktan çıkarılıp sıradanlaştırıldı. Resmen karanlıktan aydınlığa doğru çağ atlandı.

Kısacası 29 Ekim 1923 bizlere ebediyen ne Türk halkının ne de herhangi bir dünya vatandaşının unutamayacağı bir lider, bir kahraman kazandırdı, özgür bir şekilde yaşama ve kendini ifade edebilme hakkını verdi. Tüm bunlar dünyalara bedeldi.

Peki ya 29 Ekim 2018 bizlere neleri kaybettirdi?

Türkiye ekonomik krizin içerisine tam olarak girmiş bulundu. O çıktı kriz yok dedi bu çıktı katiyen kriz lafı bile geçemez dedi. Fakat uygulama lafta kalmadı. Hali hazırda fakirleşen halk artan euro ve dolarla beraber iyicene fakirleşti. Türk halkı pazara dair gittiğinde evin en temel ihtiyaçlarından olan domates, peyniri ya alamaz ya da alırken on kere düşünür oldu. Bir çok şirket iflas kararını ya ilan etti ya da son bir şans konkordotaya başvurdu. Konkordota isteyen şirketlerin sayısı 8 Ekim 2018 tarihi itibari ile 3 bini buldu hatta aştı!

Cumhuriyetimizin bize kazandırdığı değerli dilimizi öğreten hocalarımız atanamaz hale geldi. Dil-tarih fakültelerinden ziyade binlerce imam hatip fakültesi kuruldu. Dışarıda türkçeyi konuşamayan, kelimeleri bir araya getiremeyen ve nitelikli hoca bulamadığından doğrusunu da öğrenemeyecek olan hevesli ama bir o kadar şanssızlığa sürüklenen öğrencilerle etraf dolup taştı

Dolayısıyla eğitim sistemi yerle bir oldu. Neredeyse her sene ama her sene istisnasız lise, üniversite sistemi değişti. Tam çocuklar at yarışı sisteminin bir düzenine alışmışlarken o at koştu koştu 180 derece yer değiştirdi. Geleceğimiz, çocuklarımız tepetaklak oldu. Yarını geçtim bir saniye sonrasını bile idrak edemeyecek öğrencilerle ülke çevrelendi. Salt öğrencilerin değil onları büyük emeklerle yetiştirip okutmak için sabahı sabah eden velilerinin de sinirleri bozuldu. Bir vatandaşımız evladına okul pantalonu dair alamadığı için babalığını sorgulayıp hayatına son vermek durumunda kaldı.

Sanat mı? Sanat da tüm bu çarpık sistem içerisinde enkazın en alt köşesine yerleştirilmiş oldu. Devlet tiyatroları kapatılmaya çalışıldı, Müjdat Gezen sanat okuluna sanat sevmeyen daha doğrusu sanatın yetiştirdiği entellektüel ve bilge insanlardan korkan geri kafalılar tarafından saldırı düzenlendi. Her şey yandı kül oldu belki ama koskocaman liderimizin büstü sapasağlam ayaktaydı! Bitmedi etraf sanatın s’sini bilmeyen lakin sanat hakkında dair düşüncelerini söylemekle kalmayıp empoze ettirmeye kalkanlarla doldu. Fazıl Say gibi Türkiye’nin değerli sanatçıları hapis cezası ile yargılandı, böyle büyük bir değer yerden yere vuruldu. Fakat tüm bunlar olurken milletin sanat anlayışı Survivor idi, Recep İvedik idi, ne idüğü belirsiz magazin programları ile izdivaç programları idi. Sanat tıkandı ve bundan öteye geçemedi, geçemiyor.

Hukuk sistemimiz resmen askıda kaldı. Var olan kanunlar uygulanmaz, teorik ancak teoride kalır oldu. Hukuk fakültelerinden mezun onca genç mezun olduklarında uygulamaya baka baka teoriyi yazar oldu. Keyfiyet geldi, eşitsizlik ve herkese farklı uygulanan adalet anlayışı geldi. Koskocaman yıllarca hukuk sisteminin içine dadanmış Fetö örgütünün temizlenmesi aşamasında onlarca masum insan kurunun yanında yaş olarak yer aldı, suçlu suçsuz ama suçsuz da suçlu oldu. Fetöcü olsun olmasın kim varsa hesap soruldu, yargılandı. Bu esnada hapishaneler dolup taştı. Bir koğuşta haddinden fazla insan sayısı ile beraber üst üste, alt alta insanlar insan onuruna aykırı bir biçimde yaşar daha doğrusu yaşamaya çalışır hale geldi.

Kadının seçme ve seçilme hakkı şükür sabit kalırken kadına verilen değer git gide azalmaya başlandı. Bir obje, bir meta ya da herhangi bir değersiz sıfat kadınlara yakışır hale getirildi. Kadın cinayetleri, kadına olan her türlü taciz ve cinsel saldırı artarken ataerkil yapı gün be gün güç aldı. Suudi Arabistan’da bile kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilip bazı günler araba kullanmalarına izin verilirken bizde kadın cinayetleri olağan hale getirilip gazetelerde okunmaz hale getirtilirdi. En mühimi de kadın kadına en büyük düşmanlığı etti. Yok türbanı yok türbansızı yok dini yok dinsizliği yok rabialığı yok bilmemnesi derken kadın Cumhuriyet’e düşman, onu bugüne taşıyan koca lidere düşman hale geldi. O kadar ki kendini de tarihini de ona bu özgür yaşamı armağan edeni bilmeyen hadsizler Anıtkabir’e gidip Atatürk’e hakaret etmeyi marifet sandı.

3.havalimanı inşaat çalışmaları çok önceden başlayıp 29 Ekim 2018 tarihinde açılışı ayarlandı. Havalimanının adının ne olacağı asla söylenmedi fakat oldukça tartışmalara yol açtı. Kimisi padişah adlarını öne sürdü kimisi lider adları kimisi de şaklabanlık yapıp dünya standartlarına göre incelenerek karar verilecek dedi. Oysa dünyanın dair standart aldığı, dünyanın dair özendiği lidere sahip Türkiye Cumhuriyetinin MUSTAFA KEMAL ATATÜRK dışında herhangi bir ad aramaya ne haddi ne de cüreti olabilirdi. Cumhuriyetin kuruluşunun bugününde havalimanı açılıp Türk halkına armağan edilebiliyorsa eğer bu tam 95 sene önce Atatürk’ün bize sunduğu Cumhuriyet ile var olmuştur.

 

Şükür ki 29 Ekim 1923 ile 29 Ekim 2018 arasında değişmeyen hatta kat ve kat artan bir şey var. O da Türk halkının onca yozlaşma ve liderimize olan saygısızlığı, bencilliği ve de hadsizliğinden yola çıkıp daha da hırslanarak milyonlarca kalbi Atatürk ilke ve inkilapları ile atan, andımızı da istiklal marşımızı da bağırlarına basarak en gür sesleri ile gurur duyarak söylemek isteyecek kalbi Mustafa Kemal Atatürk olarak atan Cumhuriyetin DAİMİ bekçilerinin olması.

Ne mutlu ki her gün unutturma politikları sonrası daha çok Cumhuriyete dört bir elle sarılan bu insanlarımız Atatürk adını salt havalimanında orada burada değil, baktıkları her yerde görüp en önemlisi de kalplerinde hissedip yaşatabiliyorlar.

Bu insanlar sayesinde hala 29 Ekim kutlu ve mutlu edebiyen de öyle olacak =)

Yazar: Ece ERGÜNEY

Ece ERGÜNEY
Özyeğin Üniversitesi Hukuk fakültesi öğrencisi

Ayrıca bknz.

Как долго длится бракоразводный процесс в Турции?

Как долго длится бракоразводный процесс в Турции? Адвокат Абдуллах Селим БАБАОГЛУ Это один из самых …

X