Anasayfa / Haber & Güncel / Babajanov Davası

Babajanov Davası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararları incelerken özellikle ülkemiz için önemli bir sorun olan mülteci ve sığınmacıların durumu ve yaşadıklarına ilişkin örnek teşkil edebilecek bir kararla karşılaştım ve burada paylaşmanın çok doğru olabileceği kanaatine vardım.

Başvuran 1975 Türkiye doğumlu ve Türkiye de yaşamaktadır.1999 yılında Özbekistandan İslami dini inançları ve eylemleri ile bağlantılı olarak kendisinin anayasaya aykırı faaliyetler gerçekleştirdiğinden şüphelenen polisin baskısı nedeniyle Tacikistan’a kaçmıştır. Başvuran, Özbekistan’da kalırsa Devlet makamlarının zulmüne uğrayacağı ve sonunda hapse atılıp bazı Müslüman arkadaşları gibi işkence göreceğinden korkmuştur.

(Özbekistan ile ilgili ufak bir bilgi: Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden ülkede İslami militanlık ve Özbek milliyetçiliği her geçen gün yükseliş göstermektedir. Medyanın da büyük ölçüde devlet tarafından kontrol edildiği ülke, Batı ülkeleri tarafından insan hakları ihlalleri nedeniyle sık sık eleştirilmektedir. BM’nin Özbekistan’la ilgili son raporunda işkencenin sistematik hale geldiği vurgulanmıştır. Başından beri Kerimov’un liderliğinde olan ülkenin komünist statükosu devam etmektedir.)

Başvuran Tacikistandan İran-Zahidan’a kadar birçok ülkeye gittikten sonra 2007 yılında kaçak yollarla Van’a gelmiş ve BMMY ‘ye mültecilik statüsünde olmak için başvurmuştur. Bu başvurusu olumlu sonuçlanarak haftada üç kez polis merkezine gidip imza atarak burada yaşamını sürdürmeye başlamıştır fakat bir gün yine imza atmak için polis merkezine gittiğinde Polis merkezinde, başvuranın da aralarında bulunduğu birçok sığınmacı gözaltına alınmıştır. İddiaya göre, kimlik kartları, paraları ve telefonları da dahil kişisel eşyalarına el konulmuştur. Aynı akşam  sınıra götürülmüş ve zorla İran’a sınır dışı edilmişlerdir. Başvuran sınır dışı etme süresince polis tarafından kötü muameleye maruz kaldığını ve tehdit edildiğini iddia etmiştir. Buna bağlı olarak başvuran AİHS m.3 ün ihlal edildiğini iddia etmektedir. “Hiç kimse işkenceye ve insanlık dışı veya küçük düşürücü muameleye veya cezaya maruz bırakılmaz.” (Hükümet bu iddiaları yalanlamaktadır.)

(Taraf Devletlerin yabancıların ülkeye girişini, ülkede ikamet edişini ve ülkeden çıkarılmalarını kontrol etme hakkına sahip olması AİHM’in yerleşmiş içtihat hukukudur. Ancak Devletin bu hakkını m.3 e bağlı olarak kullanması Uluslararası sözleşme yükümlülüklerine aykırı olduğu kadar İnsan haklarına da aykırıdır ilgili devletin sorumluluğunu gerektirir.)

Başvuran tekrar diğer sığınmacılarla yasadışı yollarla Van ‘a girmiştir.

Başvuran, AİHS ’nin 5. maddesi kapsamında, sınır dışı edilmesi öncesinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmasının kanuna aykırı olduğundan ve sınır dışı edilmesi sırasında özgürlüğünden yoksun bırakılmasının nedenleri hakkında bilgilendirilmediğinden ve bunun meşruluğuna itiraz etmek için hiçbir yolun bulunmadığından şikayet etmiştir.

(Bilindiği üzere; AİHM’e olan başvuru şartlarından biri de ilgili iç hukuk yollarının tüketilmesi sonrasında son çare olarak başvurulması yönündedir.)

Mahkeme, bu şikayetlerin Sözleşme’nin aşağıda yer alan 5. maddesinin 1, 2 ve 4. fıkraları açısından incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır.

“Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

1.Kişinin, usulüne aykırı surette ülke topraklarına girmekten alıkonması veya hakkında derdest   bir   sınır dışı   ya   da   iade   işleminin   olması   nedeniyle   yasaya   uygun   olarak yakalanması veya gözaltına alınması;

2.Yakalanan her  kişiye,  yakalanma  nedenlerinin  ve kendisine  yöneltilen  her türlü suçlamanın en kısa sürede ve anladığı bir dilde bildirilmesi zorunludur.

4.Yakalama veya gözaltına alınma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, gözaltına alınma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer gözaltına alınma kanuna aykırı  ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir….”(Hükümet, başvuranın iddialarına itiraz etmiştir fakat mahkeme kabul edilebilir olduğu kanısına varmıştır.)

Son olarak başvuranın diğer ihlal iddiaları göz önüne alındığında kabul edilebilir ve kabul edilemez kısımları belirlenmiştir. Tüm bu veriler ışığında AİHS’in 41.maddesi somut olaya uygulanmıştır. “Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”

Başvuran sınır dışı edilmesi sırasında kişisel eşyalarına (cüzdan , kimlik vs.) el konulmasından dolayı uğradığı zararın 83£ olduğunu ve bu miktarda bir maddi tazminatla birlikte talep ettiği 40.000£ manevi tazminatın mahkeme tarafından uygun bulunmaması sonucunda uğradığı maddi zararın tespit edilmesinin mümkün olmadığını belirterek başvuranın maddi tazminat talebini redderken manevi tazminatın yasal faizleriyle birlikte 6.500£ olarak devlet tarafından ödenmesine karar vermiştir.

Kısaca kararla ilgili şahsi fikirlerimi açıklamam gerekirse, her ne kadar başvuran sürekli olarak yasadışı yollarla ülkeye girse de yaşam koşulları bakımından yaşadıkları değerlendirildiğinde kamu merciileri tarafından ötekileştirilmiş olması bir tarafa bir de üstüne şiddet ve kötü muameleyle sınırdışı edilmesi en başta insan hakları hukukuna aykırılık teşkil etmesiyle birlikte bu bağlamda mahkemenin uygun bulduğu manevi tazminat talebe oranla oldukça düşüktür.

Bunun yanı sıra ülkemizde önemli sorunlar oluşturan göç , buna bağlı olarak mültecilik ve sığınmacılık gün geçtikçe daha büyük problemler oluşturmaktadır ve aslında bunun kartopu gibi büyümesinde halkımızın da -haklı oldukları taraflar olsa da- payı olduğunu düşünüyorum.Bunu desteklemek için son olarak ufak bir anekdot vermek istiyorum; birkaç hafta önce metrobüste yolculuk yaparken on yaşlarında iki Suriyeli çocuk metrobüsün içinde birbirlerini ittiriyorlardı ve etraftaki insanlar önce ikaz edip metrobüsten gitmelerini istediklerini söyleyip onların gitmediğini görünce bir teyze aynen şunu söyledi “Bu ülkeyi bizim elimizden alamayacaksınız gidin buradan .“ Yorumu sizlere bırakıyorum 🙂

Yazar: Merve Öner

Ayrıca bknz.

Yine Yeni Yeniden

Geçtiğimiz hafta sonu üniversiteye giriş sınavları tamamlandı. Milyonlarca öğrenci hedeflerini tutturabilmek için sıralarda ter döktü. …

X