Anasayfa / Haber & Güncel / Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarının Devlet Memurluğuna Etkisi

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarının Devlet Memurluğuna Etkisi

Av. Abdullah Selim BABAOĞLU*

         Güvenlik Soruşturması Nedeniyle Atanamayan Doktorlar İçin Yol Haritası başlıklı yazı dizimizin devamı olarak da görülebilecek bir yazı hazırlama gereği duyduk. Zira idare (kamu kurumları, devlet) işlem tesis ederken idari yargıyı artık neredeyse hiç dikkate almamaya başlamış durumda. Hal bu ki idari yargı kararları idarenin işlemlerinin sağlıklı, insani ve hakkaniyetli olması bakımından göz ardı edilemeyecek bir unsur.

         Son dönemde doktorlar ve güvenlik görevlileri başta olmak üzere idare atama yaparken ve atamadan sonraki güvenlik soruşturmalarında azami titizlikte hareket ediyor. Adeta buluttan nem kapıyor. Ancak yakın geçmişte FETÖ ve PKK gibi çok çeşitli terör örgütlerinden devlete sızanların olduğu ve toplum olarak telafi edilemez zararlar gördüğümüz için ilke olarak idarenin (devletin) bu tutumuna bir itirazımız yok.

         İdarenin takdir yetkisi kullanılırken ya da devletin ali menfaatleri düşünülürken somut, mantıklı, hakkaniyetli ve şeffaf olmasını beklemek her vatandaşın hakkıdır. İşte bu noktada bize intikal eden davalarda idarenin pek de şeffaf, hakkaniyetli, somut verilere dayanarak ve hukuk mantığı çerçevesinde hareket etmediğine şahit olmaktayız.

         Bu yazıda da 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. Maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının memuriyeti etkilemesi konusunu ele alacağız.

Öncelikli olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. Maddesinin ilgili kısmını kısaca hatırlamakta fayda var. “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (1)

Madde 231 –

 

(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder…” Maddede açıkça bu kararın sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağını ifade etmiş. Ancak elbette ki bu kanun maddesinin istisnaları mevcuttur. Ayrıca soyut madde hayata tatbik edilirken oluşan boşluk da karar vericiler tarafından dolduruluyor.

Bilindiği üzere devlet memurluğuna kabul şartları arasında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A)-5. Bendi gereğince “…(Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından …” mahkum olmamak da aranıyor. Yine aynı maddenin devamı olan 8. bendde “…(Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak…” şartı da eklenmiştir.

İlgilinin güvenlik soruşturması esnasında yukarıda sayılan suçları kasten işlemiş olmasından ötürü ceza alması, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlardan affa uğramış olsa bile ceza almış olması hallerinde devlet memuru olamayacağı açıkça görülüyor.

Danıştay’ın bu husus hakkındaki kararlarına biraz göz atmak suretiyle düzenlemenin uygulamasına dair fikir sunalım.

Danıştay 12. Dairesi 07/06/2018 tarihli, 2016/7316 Esas ve 2018/2542 Karar sayılı kararında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının memuriyete engel olmadığına hükmetmiştir. Gerekçe olarak ise davacının işlediği suçun kasten yaralama olduğunu, davacının işlemiş olduğu fiillin gizlilik dereceli birimlerde çalıştırılmasına engel olacak nitelikte olmadığını belirtmiştir. Ayrıca kararda yukarıda belirttiğimiz CMK 231. Maddeye de atıfla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle kurulan hükmün davacı hakkında hiç bir hukuki sonuç doğurmayacağını kararda belirterek davanın kabulü yönünde karar kılmıştır.[1]

Danıştay 12. Dairesinin bir başka kararında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına rağmen davacının memuriyete atama talebini reddeden idare mahkemesi kararını onamıştır. Dolayısı ile davayı kabul etmemiştir. Danıştay kararında memurluğa atama talep eden davacının görev esnasında zimmet suçunu işlediğini, bu suçtan yargılanan ilgili hakkında ceza mahkemesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini ifade ettikten sonra yukarıda belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kişi hakkında hukuki sonuç doğurmayacağını ancak hem yeterli kadroya sahip olan hem de davacı zimmet suçundan HAGB[2] aldığı için idarenin takdir yetkisine dayanarak davacının talebini reddedebileceğine karar vermiştir.[3]

Son olarak lehe olan kanunun uygulanması neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen davacının memurluğa dönmesi ile ilgili Danıştay kararından bahsetmek istiyoruz. Bu karara konu olan olayda davacı polis memuru dolandırıcılıktan ceza mahkemesinde mahkûm olmuş ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. Sonradan ise Ceza Muhakemesi Kanununda değişiklik yapılmış ve davacı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş. Dolayısı ile lehe olan kanuni bir düzenleme yapılmış. Bu durumda Danıştay davacının memuriyete dönme talebinin kabul edilmesine karar vermiştir.[4] Bu kararda davacının yargılandığı ve son olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar aldığı göz önünde tutulduğunda idarenin takdir yetkisinin her şeyin üzerinde olmadığı da ortaya çıkıyor.

Bütün bunlardan varılacak sonuç Ceza Muhakemeleri Kanununun 231. Maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ilke olarak memuriyete engel olmadığıdır. Ancak şunu da belirtmekte fayda var ki Danıştay bu hususta idareye takdir yetkisi de veriyor. Yukarıda da görüldüğü üzere bilhassa memuriyete engel suçlardan ötürü yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişse, idarenin ihtiyacı yoksa ya da idarenin gizlilik dereceli birimlerinde çalışma gerekiyorsa idare mahkemesi idareye ilgilinin talebini kabul etmeme imkânı tanımış oluyor.

YARGI KARARLARI

Danıştay 12. Dairesinin 07/06/2018 tarihli, 2016/7316 Esas ve 2018/2542 Karar sayılı kararı. (Kaynak: Neo Bilisim Yazilim, Donanim ve Internet Hizmetleri)

Danıştay 12. Dairesinin 23/01/2018 tarihli, 2015/1513 Esas ve 2018/64 Karar sayılı kararı. (Kaynak: Neo Bilisim Yazilim, Donanim ve Internet Hizmetleri)

Danıştay 12. Dairesinin 09/07/2008 tarihli, 2007/2534 Esas ve 2008/4502 Karar sayılı kararı. (Kaynak: Neo Bilisim Yazilim, Donanim ve Internet Hizmetleri)

İletişim:
Twitter: @selimbabaoglu

Facebook: https://m.facebook.com/babaogluhukuk/

Web Adresi: www.babaogluhukuk.com

* İstanbul Barosu Üyesi.

[1] Danıştay 12. Dairesinin 07/06/2018 tarihli, 2016/7316 Esas ve 2018/2542 Karar sayılı kararı. (Kaynak: Neo Bilisim Yazilim, Donanim ve Internet Hizmetleri)

[2] HAGB: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

[3] Danıştay 12. Dairesinin 23/01/2018 tarihli, 2015/1513 Esas ve 2018/64 Karar sayılı kararı. (Kaynak: Neo Bilisim Yazilim, Donanim ve Internet Hizmetleri)

[4] Danıştay 12. Dairesinin 09/07/2008 tarihli, 2007/2534 Esas ve 2008/4502 Karar sayılı kararı. (Kaynak: Neo Bilisim Yazilim, Donanim ve Internet Hizmetleri)

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

HMK Yeni Ücret Tarifeleri Resmi Gazete’de Yayımlandı

29.09.2018 tarihli ve 30550 sayılı Resmi Gazete’de Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri …

X