Anasayfa / Haber & Güncel / Koşucu Davası

Koşucu Davası

19 Nisan 1989’da New York -Central Parkta sonucunda tarihe geçen bir tazminatla adını duyuran koşucu davasındaki 5 tane 13-15 yaşlarındaki siyahi çocukların hayatlarından çalınanları öğrendiğimde gerçekten küresel bir sorun olduğuna kanaat getirdiğim ‘insan haklarının ‘ zaman mekan fark etmeksizin nasıl çiğnendiğini anlatarak bir kez daha kendimizi vicdan mahkememize davet etmek istiyorum.

Raymond, Kevin, Korey, Yusef, Antron -birbirlerinden habersiz beş siyahi çocuk- 19 Nisan 1989 akşamı Central Parkta koşuya çıkan Trisha Meili’ye tecavüz ettikleri gerekçesiyle tutuklanırlar. Başlarda bu çocuklara isnat ettikleri suçu temellendiren hiçbir delil olmamasına rağmen baskı ve zorla yaklaşık 34 saat gerçekleştirilen sorgu sonucunda savcılık çocukların suçu itiraf ettiğine dair bir kaset kayda alır. Tekrar söylemek gerekirse bu itiraf kasetleri baskı, şiddet ve zorbayla alınmıştır ve savcılığın bu kasetlerin kayda alınmasına karşılık vaat ettiği şey çocukların evlerine dönmesidir.  Başlarına geleceklerden habersiz olan bu beş çocuk; saldırı, soygun,  cinsel taciz, isyan, cinayete teşebbüs suçlarından yargılanmaya başlarlar. Tabii karşılarında New York Eyaleti vardır ve aslında onlarca yıl kendi hayatlarının hırsızı olacak bu siyahi düşmanlarına karşı yapacakları şey ‘savunma ‘ değil ‘çırpınma’ olacaktır.

Malum akşam bu beş masumane çocuğun belirtilen suçları işlediğini söyleyen New York Eyaleti Savcılığı, bu argümanı temellendirirken belirtilen suçları işlediklerini iddia ettikleri çocukların uyuşturucu, vahşet, şiddet ve cehalet dünyasından geldiklerini ; onların yaşadığı vahşi muhitte ilgilendikleri tek şeyin kavga – dövüş, kırmak ve yaralamak gibi insan dışı faaliyetler olduğu için aslında içinde barındıkları bu hırsın tek nedeninin hiç bitmeyen beyaz düşmanlığı olduğunu belirtmiştir. Ne kadar acıdır ki aslında sarf ettikleri bu cümlelerin arkasında -dışarıya ne kadar eşitliği fazlasıyla(!) savunduklarını söyleseler de- onların siyahi düşmanlığı yatmaktadır ve tekrar ne kadar acınasıdır ki bahsettikleri ‘eşitlik’ meselesini kategorileştirmeye devam ettikleri müddetçe bu dünyevi ve insani problem her zaman bir problem olarak kalacaktır.

Somut kanıt ve görgü tanığının olmaması bir tarafa kasetlerdeki çelişkilerin jüri tarafından fark edileceğini umarak mahkemenin karşısına çıkan bahsi geçen beş masum çocuk ve avukatları mahkemenin karşısına çıkarlar. Fakat hesap etmedikleri bir nokta vardır ki New York Eyalet Savcılığı bu davayı kazanmak için gerekirse kasetlerle oynayıp onlara montaj yapacak gerekirse bir ırkçı olan ‘Galligan’ a davayı verecektir.

Ve dava savcılık tarafından kazanılır. Raymond, Kevin, Korey, Yusef ve Antron parmaklıklar ardında eyaletin güç ve intikam hırsına kurban giderler , o yaşta akıllarından bile geçmeyecek suçlardan ötürü hapishanenin derinliklerine terk edilirler.

Yıllar sonra -aralarından bir kişi hariç- şartlı olarak tahliye edilirler fakat onlarca yıl hayata içeriden baktıkları için dışarı çıktıklarında topluma bir türlü adapte olamazlar. Toplum onları içinde barındırmak istememektedir ve zaten onlar için zor olan hayat toplum tarafından yenilen tekmeyle daha da zor hale gelmiştir.

Diğer dört çocuktan ayrı olarak ailesinden 16 mil uzaklıktaki hapishaneye gönderilen Korey için durum diğerlerinden farklıdır. Belirli aralıklarla kurul önüne çıkan Korey ‘e verilen teklif suçunu itiraf etmesine karşılık şartlı tahliye ile dışarı çıkmasıdır fakat Korey bunu her inkar edişinde biraz daha uzak bir hapishaneye gönderilir.(Son gönderildiği hapishane annesinin bulunduğu yerden 116 mil uzaklıktadır.)

En nihayetinde yıllar sonra gelen bir itirafçı o gece Meili ye tecavüz edenin kendisini olduğunu itiraf edince onlarca yıl geçse bile masum o beş çocuk kaybettiği yıllara karşılık hayatlarının geri kalanını toplum ve eyalet savcılığına rağmen kazanarak tarihe geçecek olan tazminatla yaşamlarına devam ederler.

Artık gerçekten düşündüğümüz , düşlediğimiz dünyayı oluşturmak istiyorsak Raymondların , Koreylerin  hayatlarını sırf renklerinden dil ya da dinlerinden dolayı yargılamayı üstüne üstlük özgürlüklerini ellerinden almayı bir kenara bırakmamız gerekiyor. Bunun tam tersini yapmaya devam ettiğimiz müddetçe ‘insanlık savaşı’ kaçınılmaz olacaktır.

Yazar: Merve Öner

Ayrıca bknz.

Uzmanlar Kredi Danışmanlık Hizmeti

En uygun kredi UzmanlarKredi’de

Ülke ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan bireysel ve kurumsal kredilerdir. Hayatı boyunca çoğu kişi bir kere …

X