Anasayfa / Haber & Güncel / Sahte Belge Düzenleme Suçunda Kasıt

Sahte Belge Düzenleme Suçunda Kasıt

         Vergi Usul Kanununun 359. Maddesinde kaçakçılık suçları ve cezaları düzenlenmektedir.

         Söz konusu maddeye göre sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması kaçakçılık suçları arasında sayılmıştır.

         Söz konusu kanun maddesine göre sahte belge: “…Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge…” dir. Yani sahte belgeden söz edebilmek için ortada mal veya hizmet alım satım ilişkisinin olmaması ve buna rağmen tahakkuk edecek vergi miktarını düşürmek için böyle bir ilişki varmış gibi düzenlenen belgedir.[1]

         Kanuna göre muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise: “…Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı…” nitelikte belgedir. Bu bakımdan mal veya hizmetin miktar veya değerinin gerçekte olduğundan az ya da çok gösterilmesi, alıcısının, satıcısının, tarihinin vs. değiştirilmesi bu kayıtlar ile oynanmış olması, belgeyi düzenleme yetkisi olmayanlarca veya adına belge düzenlenmesi gereken kişi yerine başkası adına belge düzenlenmesi halinde muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmiş olmaktadır.[2]

         Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçunu bir başka yazımızda inceleyeceğimiz için sadece bu iki suçun tanımında bahsetme gereği duyuyoruz.

         Sahte belge düzenleme ve kullanma suçunun oluşması için suçun manevi unsurunun da yani kastın da bulunması gereklidir. Bunun anlamı suçu işleyen kişinin kanundaki tanıma uyan ve yukarıda bahsettiğimiz fiilleri gerçekleştirirken kasten hareket etmiş olmasıdır. Dolayısı ile sahte belge düzenlerken ve kullanırken bilerek ve isteyerek hareket etmiş olmak gereklidir.

         Kanun metninde daha önceden “bilerek kullanmak” kavramı mevcut iken sonradan yapılan değişiklikle bu kavram metinden çıkarılmıştır.[3]

         Ancak Vergi suçlarında manevi unsur kasıt ile ortaya çıktığı ve taksir ile vergi kaçakçılığı suçu işlenemeyeceği için bu yargılama esnasında suçun manevi unsurunun yani kastın aranması elzemdir.[4]

         Bu hususta idareye de aksetmiş bir çok vaka neticesinde 18/06/2002 tarihli ve 24789 nolu Resmi Gazete’de (306 Sıra nolu) Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ’inde açıkça belirtilmiştir. Söz konusu tebliğde: “…failin, fiilin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi için kastın mevcudiyeti gerekmekte, kasten hareket edilmiş sayılabilmesi için suçu oluşturan fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olması, dolayısıyla da bunun araştırılması icap etmektedir…[5] denmek suretiyle kasıt unsurunun aranacağı idare tarafından dile getirilmiştir.

         Elbette ki Danıştay ve Yargıtay da sahte belge düzenlenmesi ve kullanılması suçunda kasıt unsurunu aramaktadırlar.

         Bu hususta Danıştay 9. Dairesinin 27/01/2010 tarihli, 2009/1991 Esas ve 2010/267 Karar sayılı kararında özetle: “Davacı tarafından katma değer vergisi indiriminde kullanılan ancak muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu saptanan fatura bedellerinin büyük bir kısmı karşılığında davacı tarafından çek düzenlenmesi ve bu durumun da inceleme elemanına belirtilmesi nedeniyle davacı ihtilaflı faturalar karşılığında gerçekten mal aldığı, ancak muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu saptanan faturaların bilmeden kullanıldığı sonuç ve kanaatine varıldığından, cezanın bir kata indirilmesi gerekirken, üç kat olarak onanmasında isabet görülmemiştir.”[6] Demek suretiyle sahte belge düzenleme ve kullanma suçunda kasıt unsurunun aranması hususunu vurgulamıştır.[7]

         Son olarak, vergi cezalarında maddi unsurun bulunması halinde manevi unsurun da olduğu genel kabul görmüştür ancak bu genel hareket tarzı ceza hukuku bakımında yerinde değildir. Dolayısı ile kastın da araştırılması gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Yüce, Mehmet      : Örnek Uygulamalarla Vergi Dava Rehberi, Ekin Basın Yayın Dağıtım, 2017.

Çitil,  Bünyamin   :Vergi Hukukunda Sahte Fatura Suçları, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2019,

 

YARGI KARARLARI

Danıştay 9. Dairesinin 27/01/2010 tarihli, 2009/1991 Esas ve 2010/267 Karar sayılı kararı

İletişim:
Twitter: @selimbabaoglu

Facebook: https://m.facebook.com/babaogluhukuk/

Web Adresi: www.babaogluhukuk.com

[1] Mehmet Yüce, Örnek Uygulamalarla Vergi Dava Rehberi, Ekin Basın Yayın Dağıtım, 2017, s. 680.

[2] Yüce, a.g.e., s. 680.

[3] A.e., s. 689.

[4] Bünyamin Çitil, Vergi Hukukunda Sahte Fatura Suçları, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2019, s. 111.

[5] 18/06/2002 tarihli ve 24789 nolu Resmi Gazete’de (306 Sıra nolu) Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ, (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2002/06/20020618.htm#2), Çevrimiçi 20/102019.

[6] Danıştay 9. Dairesinin 27/01/2010 tarihli, 2009/1991 Esas ve 2010/267 Karar sayılı kararı

[7] Yüce, a.g.e., s. 691.

Yazar: Av. Abdullah Selim BABAOĞLU

Av. Abdullah Selim BABAOĞLU
Avukat, İstanbul Barosu.

Ayrıca bknz.

Avukatın Resmi Kılık ve Kıyafeti

Geçtiğimiz hafta Anadolu 2.İş mahkemesinde vuku bulan olay sebebiyle gecikmiş de olsa bu yazıyı kaleme …

X