Anasayfa / İçtihatlar / Hamallık – İşçi ve İşveren İlişkisinin Kurulamaması – Davanın Usulden Reddi Gerekeceği

Hamallık – İşçi ve İşveren İlişkisinin Kurulamaması – Davanın Usulden Reddi Gerekeceği

Özet: İş akdinin belirleyici unsurları ücret, iş görme ve bağımlılık olup, iş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. İş sözleşmesini belirleyen ölçüt ise hukukî-kişisel bağımlılıktır. Bağımlılık unsurunun bulunmaması halinde taraflar arasında işçi – işveren ilişkisinin kurulduğundan söz edilemeyeceğinden, davanın usulden reddi gerekir.

T.C.
YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
E: 2014/37442 K: 2016/8465 K.T.: 05.04.2016

Dava: Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y   K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait iş yerinde 01/07/1997 – 01/05/2010 tarihleri arasında hamal olarak çalıştığını,iş akdinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş yerinin 2001 yılında açıldığını, davacının sadece yardım amaçlı zaman zaman iş yerine geldiğini, davacı ile aralarında herhangi bir iş sözleşmesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; dinlenen çoğunluk tanık anlatımları ve ayrıca davacının kendisinin gösterdiği tanıklar dahi davacının davalı iş yerinde çalıştığı konusunda bir bilgi vermediği, davacının ara sıra iş yerine gitmiş olup iş yerine mal getirenlerin ürününü indirip getiren kişiden ücretini aldığını beyan ettiği, dosya kapsamı ve dinlenen tanıklar ile davacı davalı iş yerinde çalıştığını kanıtlayamadığından açılan davanın reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.

D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.

Kanunun 2’nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez.

Yasanın 8’inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.

İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.

İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.

Somut uyuşmazlıkta davacı davalı iş yerinde hamal olarak çalıştığını iddia etmiş olup; davalı ise davacının iş yerine arada yardım amaçlı geldiğini aralarında iş sözleşmesinin bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından Y.A. davacının davalının iş yerine çalışmaya gittiğini ancak ne şekilde çalıştığını bilmediğini, davacının çiftçilere yük indirme bindirme işini yaptığını ifade etmiş; davacı tanığı C.G. ise beyanında kendisinin de davacı yanında 10 – 15 gün çalıştığını ancak davacının davalı yanında çalışıp çalışmadığını bilmediğini, davalı tanıkları da benzer şekilde davacının davalı yanında ne şekilde çalıştığını bilmediklerini, davacının çiftçilere çalıştığını beyan etmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve dinlenen tanık anlatımlarından davacı ile davalı arasında iş sözleşmesine dayalı işçi işveren ilişkisinin olmadığının sabit olması karşısında mahkemece görevli olmadığı için davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken işin esasına girerek davanın esastan reddine karar vermesi hatalıdır.

F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.
X