Anasayfa / İçtihatlar / HÜKMÜN BOZULMAKLA ORTADAN KALKTIĞI – DİRENME KARARI VERİLİRKEN YENİ BİR HÜKÜM KURULMASI ZORUNLULUĞU

HÜKMÜN BOZULMAKLA ORTADAN KALKTIĞI – DİRENME KARARI VERİLİRKEN YENİ BİR HÜKÜM KURULMASI ZORUNLULUĞU

Özet: Hüküm bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkemece direnme kararı verilirken yeni bir hüküm kurulması zorunlu olup, bozularak tamamen ortadan kalkan önceki hükümde direnilmesine karar verildikten sonra önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilip hüküm kısmının eksik ‘bırakılması isabetsizdir.

T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
E: 2014/6-376 K: 2015/4 K.T.: 17.02.2015

Sanık İ.’nin hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/1, 53/1 ve 58/6. maddeleri uyarınca iki yıl bir ay hapis; işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan aynı kanunun 116/1, 53/1 ve 58/6. maddeleri uyarınca bir yıl bir ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Yunak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2009 gün ve 307-50 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine aynı mahkemece 20.05.2009 tarih ve 307-50 sayı ile, temyiz isteminin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 05.03.2013 gün ve 5611-3808 sayı ile;

“Gerekçeli karar kardeşine tebliğ edilmiş ve yasal süreden sonra sanık tarafından temyiz edilmiş ise de, sanığın cezaevinde olduğunun anlaşılması karşısında, istemin reddine ilişkin karar kaldırılarak yapılan incelemede;

1- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün düzeltilerek onanmasına,

2- İşyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;

İşyeri dokunulmazlığını bozma suçundan açılan bir kamu davası bulunmadığı halde, dava konusu dışına çıkılıp, iddianame ile kamu davası açılmadan ek savunmayla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yunak Asliye Ceza Mahkemesi ise 09.01.2014 gün ve 244-30 sayı ile;

“Yargıtay bozma ilamı gereği dosyanın iddianame düzenlenmesi ihtimaline binaen Cumhuriyetsavcıliğına gönderildiği, sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan da kamu davası açıldığından bahisle müzekkerenin iade edildiği, dosya kapsamında bulunan iddianame ile sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan da bir dava açıldığı, bu hususun gerek sevk maddesinde, gerekse ikinci sayfasındaki olay anlatımından anlaşıldığı” şeklindeki gerekçelerle önceki kararında direnmiştir.

Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2014 gün ve 193014 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçeyle karara bağlanmıştır.

Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanığın işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan mahkûmiyetine karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında hırsızlık suçunun yanında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan açılan bir kamu davası bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, ilk kararında direnilmesine karar veren yerel mahkemenin, hüküm fıkrasını yeniden kurma zorunluluğu bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada ilk hükümde direnilmesine karar verildiği ancak bununla yetinilip yeni bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre, bir hüküm bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkemelerce direnme kararı verilirken 5271 sayılı CMK’nın 230, 231 ve 232. maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunlu olup, aksi hal 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 308. maddesi uyarınca mutlak hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanununun 230 ve 232. maddeleri uyarınca, aynı kanunun 223. maddesine göre verilen hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla ortadan kalkan ve infaz yeteneğini de yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm verilmelidir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.01.2014 gün ve 489-12 sayılı kararı başta olmak üzere pek çok kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış ve bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkan önceki hükümde direnilmesine karar verildikten sonra, CMK’nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca verilen kararın ne olduğu belirtilmemiş ve kararda bulunması zorunlu olan “hüküm” kısmı eksik bırakılmıştır.

Bu itibarla, sair yönleri incelenmeyen direnme kararının hüküm fıkrası bulunmaması usuli eksikliği nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2014 gün ve 244-30 sayılı direnme kararının, hüküm fıkrası bulunmaması usuli eksikliği nedeniyle sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Hukuk Sokağı kurucusu, editörü. Avukat, arabulucu, hukukçu bilirkişi.

Ayrıca bknz.

İlkel beyinlere idam mesajı

İdam tartışmasının ilk başladığı zamanlarda yanılmıyorsam 15 temmuz sonrası idi bu konu hakkında ayrıntılı bir …

X