Anasayfa / İçtihatlar / Kredili Konutun Sigortasını Yenilenmemesi Nedeniyle Bankanın Tazminat Sorumluluğu

Kredili Konutun Sigortasını Yenilenmemesi Nedeniyle Bankanın Tazminat Sorumluluğu

Özet: Daimi mürtehin sıfatına sahip, kredi veren kuruluş ve aynı zamanda sigorta şirketinin acentesi olan davalı Bankanın, sona eren davacıya ait konutun sigortasının yenilenmesi için en azından muhatabına bildirim yapmak suretiyle kredi borçlusunu konu ile ilgili bilgilendirmesi, asgari özen yükümlülüğünün bir sonucu olduğu gibi, MK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarının da bir gereğidir. Ancak bu kabule rağmen, sigortanın yenilenip yenilenmediğinin takibinin de kredi borçlusu tarafından yapılması gerekiceğinden, uyuşmazlık konusu olan “2011 yılı itibariyle sigortanın yenilenmemesi” ve bu nedenle davacının uğradığı zararlar nedeniyle tarafların müterafık kusurlu oldukları sonucuna varılmalıdır. 

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
E: 
2013/26712 K: 2014/2246 K.T.: 28.01.2014

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Karar:

Davacı, 06/07/2010 tarihinde konut kredisi kullandığını, bu krediden dolayı zorunlu olarak sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçenin süresi dolduğunda Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak poliçe yenilenme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davalı bankanın poliçenin yenilenmesine dair teklif almasına rağmen yenileme yapmadığını ve kendisine yenileme konusunda bildirimde bulunmadığını su tesisatında meydana gelen patlama sonucunda dairesinin ve alt dairenin akan sulardan zarar gördüğünü, komşusunun zararını ödeyen sigorta şirketinin zararı kendisine rücu ettiğini, bankanın bu kusuru nedeniyle zarara uğradığını ve oluşan tüm zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000.00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, sigorta yaptırma yükümlülüğünün bulunmadığını, sigorta yapılmaması nedeniyle kendisine sorumluluk yüklenemeyeceğini, dava konusu sigortanın ihtiyari sigorta türü olduğunu ve poliçesinin yenilenmesinin davacının talebiyle mümkün olacağını ve yönetmelik gereğince ihtiyari sigorta yenileme yükümlülüğünün kredi kullanana ait olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, dava konusu sigortanın ihtiyari sigorta olduğu ve davalı bankanın poliçe yenileme yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının 06.07.2010 tarihli konut kredisi sözleşmesi imzaladığı, sözleşmeyle birlikte sigorta poliçesinin düzenlendiği ve poliçenin süresi dolduğunda yenilenmediği, 29.01.2012 tarihinde su borusunun patlaması sonucu davacıya ait ve alt kat dairede zarar oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı, sigorta poliçesinin süresi bitince yenilenmediğini, poliçenin yenilenmesi sorumluluğunun davalı bankaya ait olduğunu ileri sürmüş, davalı ise Sözleşme ve yönetmeliğin ilgili hükümleri gereğince böyle bir yükümlülüğünün bulunmadığını savunmuştur.

Uyuşmazlıkla ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri incelendiğinde;

17.1.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 01.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği”nin “Amaç” başlıklı bölümünde, “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen kredilerle bağlantılı olan zorunlu ve ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmekte, “Kapsam” başlıklı bölümünde ise, “Bu Yönetmelik, Türkiye’de faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari ve zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dahilinde verilecek teminatları kapsar.” Denildikten sonra aynı Yönetmeliğin “İhtiyari Sigortalar” başlığında düzenlenen, 6. maddesinin 2. fıkrasında da, “İhtiyari sigortalarda, kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir.” denilmektedir.

Davacı ile davalı banka arasında imzalanan Kredi sözleşmesinin, “Sigorta” başlığı altında düzenlenen 28. maddesinde “…her yıl zorunlu deprem ve konut paket sigortası yaptırmaya, bu sözleşme esasları içinde tesis edilmesi ve verilmesi gerekli bütün teminatları yangına, hırsızlığa, nakliye rizikolarına ve gerekli göreceği diğer her türlü rizikolara karşı banka lehine olarak taraflarca mutabık kalınan bir sigorta şirketine sigorta ettirmeye, müddeti biten sigortaları yenilemeye ve ayrıca yine banka lehine olarak müşteriye kredi hayat sigortası yaptırmaya yetkilidir.” 28.maddenin 4.fıkrasında”… Bu sigortaların yapılmasının yalnız ve tamamı ile bankanın takdirine bağlı olduğunu kabul ve taahhüt eder.” hükmü bulunmaktadır.

Mahkeme, dava konusu daireye ilişkin sigorta poliçesinin 09.07.2011 tarihinde sona erdiği, sigortanın ihtiyari sigorta olduğu ve davalı bankanın poliçe yenileme yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Oysa ki, kredi sözleşmesi nedeniyle konut paket sigortası yapılmasındaki amaç, Banka yönünden kredi borcunun teminat altına alınması olduğu kadar, belli bir prim borcu getirmekle birlikte, sigortalının da bunda menfaatinin olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde, her iki tarafın da hak ve menfaatlerinin gözetilip korunması esas alınmalıdır. Nitekim, kredi sözleşmeleriyle bağlantılı sigortaların yapılması halinde sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla çıkarılan “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği” 17.01.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 01.02.2009 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Her ne kadar, az yukarda açıklanan kredi sözleşmesinin 28. maddesindeki düzenleme ile, dava konusu sigorta konusunda davalı Bankaya değil, kredi borçlusuna yükümlülük getirildiği anlaşılmakta ise de, yine az yukarda sözü edilen Yönetmeliğin ilgili hükmü gereğince de, kredi süresi içerisinde sigorta poliçesini yenileme sorumluluğu kredi kullanana ait olmakla birlikte, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun da kredi veren Bankaya ait olduğunun kabulü gerekir.

Somut olayda, sigorta poliçesinin yenilenmesi gereken tarih itibariyle, söz konusu Yönetmelik hükümleri yürürlüğe girmiş olup daimi mürtehin sıfatına sahip, kredi veren kuruluş ve aynı zamanda sigorta şirketinin acentesi olan davalı Bankanın, 09.07.2011 tarihinde sona eren davacıya ait konutun sigortasının yenilenmesi için en azından muhatabına bildirim yapmak suretiyle kredi borçlusunu konu ile ilgili bilgilendirmesi, asgari özen yükümlülüğünün bir sonucu olduğu gibi, MK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarının da bir gereğidir. Kaldı ki, sözleşmenin imzalandığı ilk yıl yapılan sigorta poliçesinin yenilenmesi için 13.06.2011 tarihinde ilgili sigorta şirketinden teklif alınmış fakat davacıya bildirimde bulunulmamıştır. Bu durumda, bankanın sigortanın yenileneceği ve yenilemenin banka tarafından yerine getirileceği konusunda davacıya bir güven verdiğini kabul etmek gerekir. Ancak bu kabule rağmen, sigortanın yenilenip yenilenmediğinin takibinin de kredi borçlusu tarafından yapılması gerekiceğinden, uyuşmazlık konusu olan “2011 yılı itibariyle sigortanın yenilenmemesi” ve bu nedenle davacının uğradığı zararlar nedeniyle tarafların müterafık kusurlu oldukları sonucuna varılmalıdır. O halde; mahkemece, az yukarıdaki açıklanan ilkeler ışığında tarafların kusur oranları alanında uzman bilirkişiden denetimine elverişli rapor alınıp tespit edilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’un 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

Uzmanlar Kredi Danışmanlık Hizmeti

En uygun kredi UzmanlarKredi’de

Ülke ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan bireysel ve kurumsal kredilerdir. Hayatı boyunca çoğu kişi bir kere …

X