Anasayfa / İçtihatlar / Şirket Görevlisinin Bankadan Sahte Talimatla Para Çekmesi

Şirket Görevlisinin Bankadan Sahte Talimatla Para Çekmesi

YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E: 
2006/11-753 K: 2006/752 T: 29.11.2006

Taraflar arasındaki “Alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İ. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 10.03.2003 gün ve 2001/1726-2003/236 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10.05.2004 gün ve 2003/11382-2004/5132 sayılı ilamı ile;

(…Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Z. Şubesi’nde mevduat hesabı bulunduğunu, davacı şirket yetkilillerinin bilgisi dışında şirkette muhasebe elemanı olarak çalışan B.’nin 2.008.000.000 TL’lik ödeme belgesi düzenleyerek bankadan çektiğini, belgedeki şirket kaşesi üzerindeki imzaların sahte olmasına rağmen durumu incelemeyerek, ağır kusurlu davranan banka görevlilerinin yüksek miktarda ödeme yaparak müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek 2.008.000.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sahte olduğu iddia edilen belge ile ödeme yapılmasında müvekkilinin ağır bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, imzaların ilk bakışta ayırt edilemeyecek şekilde birbirine benzediğini, davacının güvenilir kişi olarak tanıttığı B.’nin uzun süre şirket adına bankadan para çekip yatırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne dair kararın, davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 11.06.2001 gün ve 2001/3232-5312 sayılı kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafa yüklenecek herhangi bir kusur bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Davacı sahte imzalı talimata dayanılarak davacı hesabından ödenen bedelin davalı bankadan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın temyizi üzerine Dairemizin 11.06.2001 tarih ve 2001/3232-5312 sayılı kararı ile muhasebe elemanının yaklaşık bir yıldır yaptığı işlemlerin davacı şirket tarafından müterafik kusurunu oluşturup oluşturmayacağı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle, mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulmak suretiyle, alınan bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı şirketin muhasebe bölümünde çalışan Bülent’in dava konusu olaydan yaklaşık bir yıl öncesinden beri, davacı adına ve davacı hesabından davalı bankanın Z. Şubesi’nden para çektiği, ancak, 11.09.1998 tarihinde davalı bankadan davacı şirketin talimatı olmaksızın 424.000.000 TL çekmek istediği fakat, davalı bankanın gerekli özen ve ihtimamı göstermesi sonucu davacının zararını önlemiştir. Davacı şirket buna rağmen yaklaşık bir buçuk ay sonra yeniden dava dışı şahsa işlemler yaptırmaya devam etmiştir.

Bu itibarla, somut olayda taraflar müterafik kusurludur. Mahkemece davalının tam kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporuna da davalı bu yönde itiraz etmiştir. O halde, mahkemece, yapılan açıklamalar ışığında tarafların müterafik kusurlarının tespiti için uzman bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonuca göre karar verme gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dasyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, davalı bankanın teftiş kurulunca yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 18.11.1998 tarihli idari soruşturma raporunda ve yargılama sırasında mahkemece alınan 28.09.2000 ve 05.08.2002 günlü birikişi raporlarında yapılan açıklamalardan; davacı şirketin yardımcı muhasebe elemanı olarak çalıştırıldığı ve 29.04.1998 tarihinden itibaren davalı banka şubesindeki hesabından kendisine ödeme yapılması için şubeye muhtelif yazılı talimatlar verdiği dava dışı B.’nin; davaya konu alacak isteminin dayandırıldığı, sahte talimat üzerine yapılmış 30.10.1998 tarihli ödemeden daha önce 11.09.1998 tarihinde, davacı hesabından 424.000.000 TL’nin EFT yapıldığını gösteren sahte bir dekont düzenlemiş olduğunun ve bu hususun, davacı şirket ortaklarından Önder’in davalı banka şubesine sahte dekontu fakslaması sonucunda saptandığının açıkça anlaşılmasına, bu durumda, davacı  şirketin anılan sehtecilikten haberdar olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmasına; davacı şirketin buna rağmen, dava konusu ödemenin yapıldığı 30.10.1998 tarihine kadar B.’nin iş akdini feshetmeyip çalıştırmaya devam etmesinin, üstelik, anılan olaydan sonra dahi, kendisine ait hesaptan bu kişiye para ödenmesi yolunda, davalıya 06.10.1998 ve 16.10.1998 tarihlerinde yazılı talimatlar vermesinin, davaya konu paranın sahte talimatla ödenmesi şeklinde cereyan eden maddi olayda kendisinin de müterafik kusuru bulunduğunun kabulünü zorunlu kılmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 29.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

Kısaca Adli Staj

Zamanın nasıl geçtiğini asla anlamadığım koskoca ama aynı zamanda da kısacık 1 ayın haftaya sonuna …

X