Anasayfa / İçtihatlar / Tahkikatın Bittiği Tefhim Edilmeden Hüküm Verilmesi [İçtihat]

Tahkikatın Bittiği Tefhim Edilmeden Hüküm Verilmesi [İçtihat]

ÖZET:  6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama kesitlerine kanunda belirtilen sebepler dışında uyulmadan karar verilemez. …16.11.2011 günlü duruşma oturumunda tahkikat aşamasına gelinmiş olduğu halde sonraki duruşmalarda tahkikatın bittiği tefhim edilmeden ve sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunulması amacı ile davet hususu yerine getirilmeden, davalılar vekilinin mazereti de reddedilerek, yokluğunda karar verilmiş olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ

E: 2012/14862 K: 2013/12088 T: 27.06.2013

 

DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili Av. T.B. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR: Davacı vekili, müvekkili banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davalıların sözleşmenin kefili olduklarını, borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiklerini belirterek itirazlarının iptaline, takibin devamına, %40’’tan aşağı olmamak üzerek tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı S.T. vekili, müvekkili hakkında aynı borçtan dolayı dava dışı icra dosyası ile takip yapıldığını, taşınmazın satıldığını, ikinci bir takip yapılamayacağını, başkaca bir borç bulunmadığını bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiş,

Kefil – Davalı B.T. vekili, alacağa konu borcun banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan ve davalının yer almadığı sözleşmeden kaynaklandığını, müvekkilinin önceki sözleşmede yer alması nedeniyle bankaya borcu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, toplanan delillere göre; davalı S.T. yönünden İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/25021 sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıların itirazlarının kısmen iptaline, takibin 199.437,33 TL üzerinden devamına, kefil – davalı B.T.’nin bu miktarın 153.439,00 TL’sinden sorumlu olmasına, alacak likit olduğundan %40 icra inkar tazminatı istem koşulları doğduğundan 79.774,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan (B.T.’nin 61.375,60 TL’sinden sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın “zaman bakımından uygulama” yan başlıklı 448. maddesi; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır” hükmünü amirdir.

6100 sayılı HMK ile yazılı yargılama usulünde ilk derece yargılaması beş aşamadan oluşmaktadır. Bunlar, davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama ile hükümdür.

Davanın açılması üzerine dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır.

Ön incelemede öncelikle dava şartları (HMK md. 114 – 115) ve ilk itirazlar incelenir (HMK md. 116 – 117). Dava şartları mevcutsa ve ilk itirazlar yerinde değilse iddia ve savunma içinden tarafların uyuşmazlık noktalarının neler olduğu belirlenir.

Taraflar ön inceleme duruşmasında sulhe teşvik edilir. Ön inceleme duruşmasından sonra mahkemece hak düşürücü süreler ve zamanaşımı hakkında itiraz ve def’iler incelenerek karara bağlanır (HMK md. 142).

Mahkeme ön inceleme aşamasından sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK md. 138 – 142). Ancak mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı def’inin dinlenebilir olması gerekir. Mahkemece bu nedenler dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, HMK’nın 143 ve devamı maddeleri uyarınca tahkikat aşamasına geçilmesi ve özellikle HMK’nın 147. maddesi uyarınca taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilmeli, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı durumda, tahkikatın bittiği taraflara tefhim edilmeli (HMK md. 184), mahkemece, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki yanı davet etmeli ve davetiyeye belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilmeli, sözlü yargılamada ise taraflara son sözleri sorulup, hüküm verilmelidir (HMK md. 186). 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama kesitlerine kanunda belirtilen sebepler dışında uyulmadan karar verilemez.

Hal böyle olunca, mahkemece 16.11.2011 günlü duruşma oturumunda tahkikat aşamasına gelinmiş olduğu halde sonraki duruşmalarda tahkikatın bittiği tefhim edilmeden (HMK md. 184) ve sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunulması amacı ile davet hususu (HMK md. 186) yerine getirilmeden, davalılar vekilinin mazereti de reddedilerek, yokluğunda karar verilmiş olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

İkale Sözleşmelerinde De İşçi Yararına Yorum İlkesinin Uygulanması Gerekir

Özet: Bozma sözleşmesinin (ikale) şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanmakla birlikte, iş …

X