Anasayfa / İçtihatlar / Yasadışı Telefon Dinlemelerinde Kusur

Yasadışı Telefon Dinlemelerinde Kusur

YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E: 
2009/4-48 K: 2009/84 T: 18/02/2009

Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 10. Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 29.11.2006 gün ve 2004/291 E. 2006/486 K. sayılı kararın incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 11.02.2008 gün ve 2007/4620 E. 2008/1478 K. sayılı ilamı ile;

 (…Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece talebin kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, Bakanlık; dava dışı K.B. tarafından mahkeme kararı olmaksızın telefon konuşmalarının dinlenmesi nedeniyle İdare Mahkemesi’ne açtığı dava sonucu hüküm altına alman manevi tazminatın fer’ileriyle birlikte ödendiğini, karar gereği yapılan ödeme nedeniyle oluşan hazine zararının, davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar; olayla illiyet bağlarının olmadığını, teftiş raporu sonucu açılan ceza davasının, 4616 sayılı Yasa gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelendiğini, itiraz üzerine beraatla sonuçlanıp kesinleştiğini, idari yönden verilen disiplin cezalarının ise Danıştay kararları ile iptal edildiğini, adli ve idari soruşturmaların tümünden aklandıklarını belirterek haksız davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece; davalıların gerçekleşen eylemde kasıt ve ihmal suretiyle sorumluluklarının olduğu, davacı idarenin dava dışı kişiye ödediği parayı davalılardan rücu hakkının doğduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İdarece başlatılan soruşturma sonucu, A. Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bazı emniyet mensuplarınca yasal kurallara uyulmaksızın telefonların dinlendiği öne sürülmüştür. Kamuoyunda ‘tele kulak’ davası olarak yer alan haberler sonucu telefon konuşmaları dinlenen kişiler tarafından İdare Mahkemesi’nde davalar açılmıştır. İdare Mahkemesi’nce, Anayasa ile güvence altına alınan haberleşmenin gizliliği esasının göz ardı edilerek konuşmaların idare ajanlarınca dinlenmesinde idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı kabul edilmiştir.

Davacı Bakanlık aleyhine dava açıldığı ve kabul edilen tazminatın icra takibi sonucu ödendiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. İhtilaf, hazine zararında davalıların kişisel kusurlarının ve sorumluluklarının olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.

Anayasa’nın 129. maddesi ve 657 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre, idarenin kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan dolayı ödemek zorunda kaldıkları tazminatı sorumluluğu saptanan görevlilerden rücu etme hakkı Anayasa ve yasa hükmü gereğidir. Şu halde somut olayda, öncelikle davalıların sorumluluklarının olup olmadığının tespiti gerekecektir.

Davalılara isnat edilen eylem, A. İl Emniyet Müdürlüğü’nün 9. katında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ve Taşra Üniteler Kurulu Görev ve Çalışma Yönetmeliği’ne uygun şekilde kurulmuş teknik dinleme odası mevcut iken, İstihbarat Daire Başkanlığı’nın bilgi ve onayı olmamasına rağmen aynı binanın 8. katında teknik kurallara aykırı olarak Değerlendirme Bürosu bünyesinde ayrı bir dinleme odası kurdukları, mevzuata aykırı şekilde sözü edilen dinleme odasında mahkeme kararı olmaksızın telefonları dinlettikleri, yine çok sayıda telefonu ise mahkeme kararı ile verilen sürelerden daha uzun sürelerde dinlettikleri, olay ortaya çıkınca da bazı dinlemeleri bilgisayar hard diskinden sildirdikleri iddialarına dayanmaktadır.

İddialar doğrultusunda görevi ihmal ve kötüye kullanmaktan dolayı davalılar hakkında açılan ceza davası 4616 sayılı Yasa gereğince kesin hükme bağlanması ertelenmişken, bir kısım davalıların karara itirazı üzerine bu kez itiraz edenler yönünden delil yokluğundan beraat kararı verilmiştir. Ayrıca soruşturma sonucu verilen disiplin cezaları ise idare Mahkemesine açılan davalar neticesi iptal edilmiştir.

Davalılar Emniyet Müdürlüğünde görevli kamu personelidir. İdarenin bilgisi dışında mevcut dinleme odası varken, aynı binanın bir başka katında ayrı bir dinleme odasının kurulmasının büyük teknik destek ve külfet gerektireceği aşikârdır. Ayrıca davalıların bu külfete katlanarak teknik dinleme odası kuracaklarının kabulü de hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. İdarenin böyle bir birimin hangi gerekçe ve ihtiyaca dayalı olarak kurulduğunu ve faaliyetlerini araştırması ve denetim görevini yapması gerekecektir. Bu hususların yerine getirilmemiş olması idarenin kendi kusurundan kaynaklanmaktadır.

Davalıların kişisel kusur ve sorumlulukları ispatlanmamıştır.

Şu halde, davanın tümden reddi gerekirken, kabul şekline göre karar verilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Bir kısım davalılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

1- Davanın kabulüne ilişkin mahkemenin ilk kararı, davalılardan S. K. ve A. O. tarafından temyiz edilmediğinden, bu davalılar yönünden karar kesinleşmiştir. Bu nedenle; anılan davalıların direnme kararını temyizde hukuki yararı olmadığından temyiz dilekçelerinin reddi gerekir.

2- Diğer davalılar vekilinin temyizine gelince;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: 1- Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenle davalılardan S. K. ve A. O. vekilinin direnme kararım temyizde hukuki yararı olmadığından dilekçelerinin REDDİNE,

2- Yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harçlarının iadesine, 18.02.2009 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

Davanın Açılmasına Sebebiyet Vermeme Halinde Yargılama Giderlerinden Sorumluluk [HGK Kararı]

Özet: Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu …

X