Anasayfa / Kaynak / Davaya Vekalet

Davaya Vekalet

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Genel Hükümler Dördüncü Ayrımında yer alan davaya vekalet konusunda kanun koyucu büyük değişikliklere gitmemiş, birtakım sadeleştirmeler ile ufak birkaç değişiklikle yetinmiştir. Davaya vekalet, usul yasamızın 71 ila 83. maddeleri arasında sayılmıştır. Buna göre:

Genel olarak
Madde 71- (1) Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.

Dava ehliyetinin ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, HMK 51. madde ile belirtilmiştir. Bu hususa Tarafların Ehiyetleri başlığı altında yer vermiştik.

Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler
Madde  72- (1) Davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesinde, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun temsile ilişkin hükümleri uygulanır.

Kanun metninde her ne kadar 818 sayıılı Borçlar Kanununu’ndan bahsetmekte ise de, 6098 sayılı yeni Borçlar Kanunu, 818 sayılı yasayı yürürlükten kaldırdığı için, temsile ilişkin konularda 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Davaya vekâletin kanuni kapsamı
Madde 73- (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar.

(2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir.

HUMK dönemindeki düzenlemenin yalnızca günümüz Türkçesi’ne uyarlanmış halini düzenleyen 73. madde hükmü, davaya vekaletin kapsamını çizmekte, yargılama giderlerinin tahsilini de davaya vekaletin kapsamında saymaktadır. Davaya vekalet, davanın takibine ilişkin işlemlerin yapılması ile hükmün yerine getirilmesini de kapsamına almakta ve bu yetkinin kısıtlanmasına ilişkin yapılan işlemler, davanın diğer tarafı yönünden bir hüküm ifade etmemektedir.

Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller
MADDE 74- (1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.

Maddede, vekaletnamede özel yetki verilmesini gerektiren durumlar sayılmıştır. HUMK dönemindeki hükmün, kısmi değiştirilmiş halidir. Ahzu kabz gibi bazı yetkiler, özel yetki verilmesini gerektiren haller arasından çıkarılmıştır.

Birden fazla vekil görevlendirilmesi
Madde 75- (1) Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir.

1086 sayılı kanun dönemindeki düzenleme aynen korunmuş, yalnızca dili sadeleştirilmiştir.

Vekâletnamenin ibrazı
Madde 76- (1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.

(2) Kamu kurum ve kuruluşlarının avukatlarına, yetkili amirleri tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip verilmiş olan temsil belgeleri de geçerli olup, ayrıca noterce onaylanmasına gerek yoktur.

Madde ile, eski düzenledeki istisnalar (Sulh Hukuk hakimi, ihtiyar heyeti vb.) bir yana bırakılarak vekaletname düzenleme yetkisi noterlere bırakılmıştır. Yurt dışında konsoloslukların vekaletname düzenlemesine ilişkin kurallar saklıdır. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kamu kurumlarının avukatlarına, yetkili amirleri tarafından düzenlenen temsil belgeleri de noter onayı aranmaksızın mahkemelerde geçerli kabul edilecektir.

Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması
Madde 77- (1) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.

(2) Vekâletnamesiz işlem yapmasına izin verilen ancak haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir. Bunu kötüniyetle yapan avukat aleyhine, ceza ve disiplin soruşturması açılmasını sağlamak üzere, Cumhuriyet başsavcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir.

(3) Bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle, yargılama hiçbir şekilde başka bir güne bırakılamaz.

(4) Avukatın istifa etmesi, azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması sebebiyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak, dosyanın incelenmemiş olması geçerli bir özre dayanıyorsa, hâkim bir defaya mahsus olmak üzere, kısa bir süre verebilir. Verilen süre sonunda, dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.

Madde, 1086 sayılı kanunun 67. maddesini aynen korumaktadır. Yalnızca madde dilinde sadeleştirme yapılmıştır. İlk fıkrada vekaletname sunulmadan yargılamaya ilişkin hiçbir işlem yapılamayacağı kuralına yer verilmekte, devamında ise gecikmesinde sakınca bulunan hallerde avukata kesin süre verilerek yargılamaya ilişkin işlem yapmasına izin verilebileceği belirtilmektedir. Avukat, süresi içinde vekaletnamesini sunmazsa yahut karşı taraf yapılan işlemi kabul ettiğini bildirmezse, işlem hiç yapılmamış sayılır. Bu durumda avukat, şayet haklı bir sebebi de yoksa, celse harcı ile karşı tarafın varsa zararlarını ödemeye mahkum edilir. Bunu kötüniyetle yapan avukat, Cumhuriyet Başsavcılığı ile bağlı bulunduğu Baroya bildirilir.

Taraflardan birinin avukat görevlendirmek istemesi nedeniyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Yine aynı şekilde, avukatın istifası, azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması nedeniyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak dosyanın incelenmemiş olması, geçerli bir özüre dayanıyorsa hakim, bir defaya mahsus olmak üzere kısa bir süre verebilir. Bu süre sonunda inceleme yapılmamış olsa bile, yargılamaya devam olunur.

Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı
Madde 78- (1) Kendisinin de hazır olduğu duruşmada, vekili tarafından yapılan açıklamalara derhâl ve açıkça itiraz etmeyen taraf, bu açıklamalara rıza göstermiş sayılır.

HUMK döneminde yer alan düzenleme aynen korunmuştur. Buna göre taraf, duruşmada vekili ile hazır iken, vekilinin yaptığı açıklamalara o esnada itiraz etmez ise, rıza göstermiş sayılmaktadır.

Vekilin veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı
Madde 79- (1) Vekil,  duruşma sırasında uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa, hâkim tarafından uyarılır; vekil uyarıya uymaz ve fiil disiplin suçu veya adlî suç teşkil eder nitelikte görülürse, duruşma salonunda bulunan kişilerin kimlik bilgileri, adresleri de yazılarak olay tutanağa geçirilir ve duruşma ertelenir. Vekil hakkında gerekli yasal işlem yapılmak üzere mahkemece vekilin kayıtlı olduğu baroya ve gerekiyorsa Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulur.

(2) Davasını kendisi takip eden kimse, duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa, hâkim kendisini uyarır; bu uyarılara uyulmaz ve gerekli görülürse kendisini vekil ile temsil ettirmesine karar verip, hemen duruşma salonundan dışarıya çıkartılmasını sağlar; vekil ile temsil ettirmemesi hâlinde, tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

Madde, aynen HUMK döneminden sadeleştirilerek HMK’ya aktarılmıştır. İlk fıkra, avukatın duruşma sırasında uygun olmayan tutum ve davranışları karşısında nasıl hareket edileceğini düeznlemektedir. İkinci fıkra hükmü ise, kişinin davasını kendi takip etmesi ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır. Buna göre, duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışlarda bulunan kimse, hakim tarafından uyarılır. Kişi, bu uyarıları dikkate almaz ve hakim de gerekli görürse, bu kimsenin kendisini vekil ile temsil ettirmesine karar vererek duruşma salonundan dışarı çıkarılmasını sağlar. Vekil ile temsil etirmeme halinde ise, tarafın yokluğu halinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması
Madde 80- (1) Hâkim, taraflardan birisinin, davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmadığını görürse, ona uygun bir süre tanıyarak, davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar verebilir. Verilen karara uymayan taraf hakkında, yokluğu hâlindeki hükümlere göre işlem yapılır.

Davayı bizzat takip etme ilkesinin bir diğer istisnası da, 80. madde hükmüdür. Buna göre taraflardan birinin davasını takip edebilecek yeterlilikte olmadığını gören hakim, tarafa bir süre tanıyarak davayı vekil aracılığıyla takip etmesine karar verebilir. Bu karara uymayan taraf hakkında, yokluk halinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

Vekilin azli ve istifasının şekli
Madde 81- (1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur.

Vekilin azledilmiş yahut istifa etmiş olmasının mahkeme bakımından geçerli olabilmesi için bu konudaki beyanın mahkemeye bildirilmesi ya da tutanağa geçirilmesi, ayrıca ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur. Aksi halde mahkeme, vekile tebligat yapmaya devam edecektir.

Vekilin istifası
Madde 82- (1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.

(2) Vekilin istifa etmiş olması hâlinde, vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hususlar, istifa eden vekilin istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtaren bildirilir.

Vekilin istifa etmesi derhal sonuç doğurmaz. İstifanın müvekkile tebliğinden itibaren iki hafta süreyle vekil, görevine devam eder. İstifa sonrası müvekkil, davayı takip etmez yahut yeni bir vekil de görevlendirmezse, yokluğunda yapılan işlemlere ilişkin kurallar uygulanır. İstifa beyanının müvekkile tebliği esnasında, madde metnindeki hususlar da tarafa bildirilir.

Vekilin azli
Madde 83- (1) Vekil ile takip edilen davada, vekilin azli hâlinde vekâlet veren, davayı takip etmez ve iki hafta içinde bir başka vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

Vekilin istifasını düzenleyen 82/2 madde hükmüne paralel olarak vekilin azli halinde taraf, davayı takip etmez veya iki hafta içinde başka vekil de tayin etmezse, tarafın yokluğunda uygulanacak hükümler uygulanır.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

Yargıtay Kanunu ve HMK Değişiklikleri Resmi Gazete’de Yayınlandı

1 Nisan 2015 günü TBMM’de kabul edilen 6644 sayılı Yargıtay Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik …

X