Anasayfa / Kaynak / HMK: Davanın Açılması

HMK: Davanın Açılması

HMK yazı dizimizde 6100 sayılı yasanın üçüncü kısmına geldik. Yazılı yargılama usulüne ayrılmış bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun üçüncü kısmı (m. 118 – 186), birinci bölümünde 118 – 125. maddeleri arasında davanın açılmasını düzenlemektedir. HUMK döneminde dört tane olarak sayılan yargılama usullerini yazılı ve basit olarak ikiye indiren HMK, asli yargılama usulü olarak da yazılı yargılama usulünü benimsemiştir. Yazılı yargılama usulünün dışında kalan hallerde ise basit yargılama usulü uygulanacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, yazılı yargılama usulünü altı bölüm halinde düzenlemektedir: Davanın açılması, cevap dilekçesi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi, ön incelemetahkikat ve özel durumlar, tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama.

ÜÇÜNCÜ KISIM – Yazılı Yargılama Usulü
BİRİNCİ BÖLÜM – Davanın Açılması
Davanın açılma zamanı
Madde 118- (1) 
Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.

(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Davanın açılış tarihi 118/1 madde hükmü ile net olarak belirlenmiştir. Madde gerekçesinde bu hususa, UYAP sistemine vurgu yapılarak değinilmektedir. Dava dilekçesine, davalı sayısı kadar örnek ekleneceği de ilk fıkrada belirtilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında, dava dilekçesine ilişkin usul ve asasların yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmektedir. Söz konusu yönetmelik, 03.04.2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği‘dir.

Dava dilekçesinin içeriği
Madde 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa, tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
g) Dayanılan hukuki sebepler.
ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.

(2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması halinde, hakim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılır.

119. madde, ilk fıkrasında, dava dilekçesinde bulunması gerekli unsurları açık ve net olarak ortaya koymaktadır. İkinci fıkrada ise, bu hususlardan davacı ile davalının isim ve adresleri, davacının T.C. kimlik numarası, tarafların yasal temsilcileri ile davacı vekilinin isim ve adresi, açık biçimde talep sonucu ve davacının kanuni temsilci veya vekilin imzası konularında eksiklik bulunması hali düzenlenmektedir. Buna göre, sayılan bentlerde eksiklik bulunması durumunda, mahkeme, davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde davacı, eksikliği tamamlamadığı takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. M. 119/2 hükmü, HUMK dönemindeki düzenlemeden ayrılmaktadır. Zira HUMK, dava dilekçesindeki eksiklikleri bir ilk itiraz olarak düzenlemekteydi. HMK ise ilk itirazlar arasına dava dilekçesindeki eksikleri almamış olduğundan m. 119/2 hükmü getirilmiştir.

Burada akla, diğer bentlerde eksiklik bulunması halinde ne olacağı gelmektedir. Zira madde, diğer bentlerdeki eksiklikleri herhangi bir sonuca bağlamamaktadır. Örneğin mahkemenin adının dilekçeden yazılmaması halinde mahkeme yine de tarafa süre vererek, eksiklik giderilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verecek midir? İkinci fıkradaki düzenlemenin buna engel olduğu, diğer eksiklerin HMK çerçevesinde telafi edileceği belirtilmektedir. [Kuram ve Uygulama Açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yeni ve Değişik Hükümlerinin Yorumu, 2. Baskı, Mehmet Akif TUTUMLU, s. 129 vd., Seçkin Yayınları, Ankara]

Ek bilgi notu: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2012/28913 E., 20135430 K. ve 21.02.2013 tarihli kararı ile, İcra Mahkemesi’ne verilen dilekçenin 119. maddedeki koşulları taşımak zorunda olmadığına karar vermiştir.

Harç ve avans ödenmesi
Madde 120- (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.

(2) Avansı yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.

Usul yasasına yeni giren düzenleme ile davacının, dava açılırken, yargılama boyunca yapılacak harç ve giderlerin mahkeme veznesine peşinen yatırılarak, davalardaki gecikmelerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Davacı, dava harcı ile gider avansı tarifesince belirlenmiş olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, HMK m.114/1-g uyarınca bir dava şartıdır. Bu nedenle gider avansının yatırılıp yatırılmadığı ve yeterli olup olmadığı, mahremece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmek durumundadır. Avansın yatırılmadığı veya yeterli olmadığının anlaşılması üzerine mahkeme, m. 120/2 uyarınca davacıya iki haftalık kesin süre vererek eksik avansı yatırmasını ister. Bu süre içinde gider avansının tamamlanmaması halinde dava, usulden (dava şartı yokluğu) reddedilir.

Gider Avansı: 30.09.2011 tarih ve 28070 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 4. maddesi, gider kalemleri ile avans miktarlarını şöyle belirlemiştir:
a) Tarıf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri,
b) Tanık deliline dayanılmış ise Tanık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tanık asgari ücreti ile tebligat gideri, tanık sayısı belirtilmemişse, üç adet tanık asgari ücreti ile tebligat gideri,
c) Keşif deliline dayanılmış ise, keşif avansı ile ulaşım gideri,
ç) Bilirkişi deliline dayanılmış ise, Bilirkişi Ücret Tarifesi uyarınca bilirkişi ücreti,
d) Diğer iş ve işlemler için 50 TL gider avansı.

Belgelerin birlikte verilmesi
Madde 121- (1) Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.

Madde, HMK dönemindeki düzenleme ile aynı olup, metnin dili sadeleştirilmiştir. Madde ile, dava dilekçesiyle birlikte delil olarak belirtilen belge ve evrakların davalı sayısından bir fazla düzenlenerek mahkemeye sunulmasıyla, davalı tarafa tebliğ edilmesi esası benimsenmiştir.

Dava dilekçesinin tebliği
Madde 122- (1) Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir.

Madde ile, davaya iki hafta içinde cevap verilebileceği prensibi ilk kez benimsenmiştir. Eski yasa döneminde cevap süresi, davacı tarafından davalıya, yasal süreden daha fazla bir cevap süresi tanınabiliyordu. 122. madde ile cevap süresi net olarak belirlenmiş olmaktadır. Ayrıca iki haftalık cevap süresi bulunduğunun tebliğ zarfına yazılması da zorunlu bir unsur olarak belirlenmiştir.

Davanın geri alınması
Madde 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının rızası ile davasını geri alabilir.

Eski yasa döneminde de var olan düzenleme, yeni yasayla daha netleştirilmiş, davanın geri alınabilmesinde hükmün kesinleşmesine kadar süre olduğu madde metnine eklenmiştir. Ayrıca rızasının açık olması gerektiği de yeni madde metnine girmiştir.

Tarafta iradi değişiklik
Madde 124- (1)
Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.

(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.

(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir.

(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.

Madde, yeni bir düzenlemedir. İlk fıkrada, davadaki taraf değişikliğinin karşı tarafın açık muvafakati ile mümkün olduğu düzenlenmiştir. Ancak, üçüncü fıkraya göre, maddi bir hatadan kaynaklandığı belli olan ve dürüstülk kuralına da aykırılık teşkil etmeyen taraf değişikliği talepleri, taraf rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilecektir. Dördüncü fıkra ise, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir hataya dayanması halinde hakimin, yine karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Böyle bir durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve kendisine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedecektir.

Dava konusunun devri
Madde 125- (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.

Madde, dava konusunun, davanın açılmasından sonra devrini, uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldıracak biçimde net olarak düzenlemektedir. İlk fıkra davalı tarafın devrini, ikinci fıkra ise davacı tarafın devrine ilişkin hükümler içermektedir. İlk fıkra uyarınca davalı taraf, dava konusu üçüncü bir kişiye devrettiği takdirde davacıya bir seçimlik hak tanınmıştır. Davacı, dilerse dava konusunu devralan kişiye karşı devam ettirebileceği gibi (kazandığı takdirde devreden de yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır); dilerse davasına devredene karşı bir tazminat davasına dönüştürebilir.

Davacı tarafın dava konusunu devretmesi halinde devralanın durumu, ikinci fıkrada düzenlenmiştir. Böyle bir durumda devralan, davacı yerine geçerek davaya kaldığı yerden devam edecektir.

Yazar: Av. Aydoğan TAN

Av. Aydoğan TAN
Avukat, Arabulucu. Hukuk Sokağı ve Emsal.co kurucusu.

Ayrıca bknz.

Yeni HMK Tarifeleri Bugün Yürürlükte

28.09.2014 tarih ve 29133 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğler ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu ücret tarifeleri …

X