Anasayfa / Köşe Yazıları / Varlığı bir dert, yokluğu nafaka: Para

Varlığı bir dert, yokluğu nafaka: Para

Nafaka şu sıralar ülkemizin gündeminde geniş bir şekilde yer ediniyor. Gelecek
olan yeni düzenlemenin yeni problemlere yol açacak olması bir tarafa mevcut
sorunların ne kadar düzeleceği merak konusu.

Bilmeyenler için kısaca ifade etmek gerekirse nafaka; boşanma sırasında
eşlerden birinin belli koşullar ve kriterler altında kanundaki düzenlemeler
çerçevesinde diğerine ödediği nakdi miktardır. Tabii mevcut Medeni
Kanununda birden çok nafaka türü var. Örneğin; iştirak nafakası belli yaş grubu
altındaki çocukların ( ki bu genellikle ekonomik özgürlüğünü elde edememiş
ebeveynlerine bağlı çocuklar ) ihtiyaçlarını karşılamak için kendisine velayet
verilmeyen eşin belli ölçüde eğitim ve bakım giderlerine katılması ile vücut
bulur. Diğer bir nafaka türü ise ki (şu sıralar tartışmanın odağında olan da bu)
yoksulluk nafakasıdır. Yoksulluk nafakasının en önemli özelliği boşanma
yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın (kusurunun daha ağır olmaması
kaydıyla)karşı taraftan süresiz olarak nafaka isteyebilmesi ve nafakayı ödeyecek
tarafın kusurunun aranmamasıdır. Buradan da şu tespiti yapabiliriz: Eğer iki
tarafında eşit kusuru varsa ya da nafaka yükümlüsünün kusuru yoksa boşanma
yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf her zaman her şekilde nafaka
isteyebilir.

Aslında şu an bu hükmün bu kadar mağdurunun olmasının ve de derhal bir
değişikliğe gidilmek istenmesinin nedeni geçmişten günümüze toplum yapısının
değişmesi. Şu şekilde ifade etmek daha doğru olur ki; eskiden kadınların
istihdamın oranı şu ankinden çok çok daha azdı ve büyük çoğunlukla boşanma
sonunda kadınlar yoksulluğa düşüyordu. Çünkü: Zaten ekonomik olarak
kendilerini oluşturabilecekleri bir sistem yoktu ve buna karşılık eve ekmek
getiren erkekler oluyordu. Boşanma sonunda ise erkeğin kadına nafaka
vermesinden daha doğal bir şey yoktu zaten o zamanlarda. Bu hükmün
getirilmesinin altyapısında da açıkladığım toplumsal etkenler yatıyordu.
Ama şu anki tabloya baktığımızda değişen çok fazla şey var ve dolayısıyla
karmaşık hale gelen çok fazla durum var. Öncelikle kadınlar artık yaşamın
içinde. Gerek çalışma hayatında olsun gerekse evdeki düzende olsun birçok
alanda kendini var etti ve etmeye de devam ediyor. Şu anki tabloda da
karşımıza şu sorular çıkıyor: Eğer boşanma sonunda iki tarafından da gelirleri
kıyas yapılamayacak derecede eşitse hangi taraf yoksulluğa düşmüş olacak? Ya
da boşanma yüzünden iki tarafında kusurları eşitse ne gibi bir yol izlenecek?
Sürenin kısıtlanması yoksulluğa düşecek olan tarafın o sürede maddi anlamda toparlanmasına yetecek mi? Diğer taraftan yapılacak düzenlemeler arasında evli kalma süresi gibi yeni bir kriterin ortaya atılacak olması kırsal kesimde
yaşayıp birkaç yıl gibi kısa süre evli kalan çiftlerin boşanmasıyla kadının zaten
hayatta az rolünün olması üstüne üstlük yaşadığı toplum baskıyla birlikte içinde
bulunduğu maddi çöküntüyü aşmasında ne kadar iyi bir rolü olabilecek ?İşte bu
soruların hepsi ayrı ayrı birer tartışma konusu ama iyi tarafından bakılırsa eğer
bu sorular cevaplanıp iyi yönde uygulamaya konulursa adım adım hukuk
devletine yaklaşacak olmamızın güzel bir habericisi olabilir diye
düşünüyorum.

Ne dersiniz başarabilir miyiz ki?

Bir de aslında toplumumuzda bence şöyle yanlış bir algı var.’Nafaka sadece
kadına verilmelidir’, ‘Kadınlar kötü duruma düşmesin -çocuk varsa- zaten
çocuğu var çocuklarına baksın -çocuğu yoksa- yazık zaten çocuğu da yok
‘.Öncelikle birkaç paragraf üstte yazdığım gibi nafakanın ilk zamanlarda
uygulanma amacı zaten hayatta rolü olmayan kadını korumaktı. Ama artık öyle
değil dolayısıyla erkeklerde boşanma sonrası yoksulluğa düşebilir ve erkeğe de
nafaka isteme hakkı tanınmalıdır. Bu belki uygulamada var ama uygulanma
alanı çok dar olduğu için bu da çözülmesi gereken problemler arasında.
Yavaş yavaş sona yaklaşırken ‘yoksulluk’ ve ‘kusur’ meselesinin üstünde biraz
durmak istiyorum. Bir hukukçu adayı olarak magazinlerde haber niteliği taşıyan
ünlü çiftlerin boşanmasını yakın bir şekilde takip ediyorum , öğrendiklerimi
orada güzelce pekiştirme fırsatım oluyor. Herkesin dikkatini çekmiştir öyle ünlü
çiftler vardır ki hiçbir şey yapmasalar bile (gerçek anlamda hayatlarını oturarak
geçirseler) bir yerlerden bir şekilde fahiş miktarlarda para kazanabiliyorlar ve
onlarda da boşanma sırasında bir taraf diğer tarafa yoksulluğa düştüğü için (!)
nafaka vermekle yükümlü tutuluyor. Yadsınamaz derecede hakkaniyete aykırılık
söz konusu. Derhal yeni düzenlemeye dahil edilmeli. Diğer taraftan boşanan
çiftlerin kusurları oranında nafakanın düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Nafaka süreli olarak gelecekse bile bu tek taraflı olarak değil her iki tarafın
kusurları oranında karşılıklı olarak düzenlenmelidir.

Velhasıl kelam sevgili hukuk düzenimizin yapması gerekenlerden bence en
önemlisi bir tarafı zarar gören diğer tarafı zarar veren olarak yansıtması değil
de her iki tarafı da boşanma sonrasında hayatlarına aynı hatta daha da iyi
şartlarda yaşayabilmesi için gerekli destekleri sağlaması şeklinde olmalıdır.

Yazar: Merve Öner

Ayrıca bknz.

Koşucu Davası

19 Nisan 1989’da New York -Central Parkta sonucunda tarihe geçen bir tazminatla adını duyuran koşucu …

X